|
|
|
#1 |
|
Yüz Üstü Çok Süründün Ayağa Kalk Sakarya!
M.Ö. Xll. Brigler adı verilen toplulukla başlar.
M.Ö Vll. Bithynialılar hakimiyetinde, M.Ö 547-46 Lidya prenslikleri Vll.yy-560 Justinianos köprüsünün Bizans İmparatoru 1. justinianos tarafından sakarya (sangarios) ırmağı üzerine yapımı Xl.yy. Sakaryayı ortadan ikiye bölen Sakarya Nehri,. Selçuklu ve Bizanslıları hudut kaleleri ile (Seyifler, Harmantepe, Domuztepede, Tersiye Tepeleri, K.Mahmudiye, Adiye, Kurtköy, Çobankale, Paşalar, Mekece) muhafaza kontrol kuleleri şeklinde birbirinden ayırıyordu 1071 Selçuklu dönemi 1313 Geyve-Mekece-Akhisar (Pamukova) ve yöresindeki kalelerin Osmanlılar tarafından ele geçirilişi 1323 Umurhan Beyliğinin bağlı Akyazının Konuralp tarafından fethi. 1324 Sapanca Gölünün batısında bulunan Ayan Köyünü zapteden ve Osmanlı tarafından izmit yöresine görevlendirilen Akçakocanın Sapanca Gölü ile bugünkü Adapazarı yöresini Osmanlı Beyliğine kazandırması XlX,yy. Kırım Savaşı, Şeyh Şamil olayı ve Osmanlı-Rus savaşı sonucunda bölgede mülteci akımı olmuştur. XlV.yy. İlk yarısında yarısında yöre Konuralp tarafından ele geçirilerek günümüzde kentin mahallelerinden biri olan "Tığcılar Karyesi (köyü)" adıyla kurulması, Adapazarı,Söğütlüde birleşen Sakarya Nehri ile Sapanca Gölünün gideyeni Çarksuyu arasında bir adayı andırdığı ve bir Pazar yeri olarak kurulduğundan,adını buradan almıştır. İDARE VE YERLEŞİM (ADAPAZARI) 1536 Köy 1559 Kaza (Ada kadılığı) 1646 Nahiye 1658 Köy (Tığcılar Karyesi) 1692 Kaza 1701 Sapancaya bağlı bir köy 1742 Nahiye 1837 İzmit sancağına bağlı bir kaza (ll.Mahmut zamanı 1868 Belediye teşkilatının kurulması 1877-78 Kafkas ve Balkanlardan yoğun göç 1890 İzmit Arifiye demiryolu hattının birleştirilmesi 1916 TZDK Fabrikasının (Cumhuriyet Döneminde DA-TA Demir tahta Fabrikası) kuruluşu 1921 21 Haziran Adapazarının Yunan işgalinden kurtuluşu 1954 Sakaryanın il oluşu. Adapazarının merkez ilçe oluşu 1999 Adapazarı Depremi 2001 Adapazarı Büyük şehir statüsüne kavuştu Adapazarı; coğrafi konumunun yerleşmeye uygun olmaması sebebiyle, ülkemizde kuruluşu yeni olan şehirler arasında yer almaktadır. Bölgede önceleri Bitinyalıların, ardından Bizanslıların yaşadıkları bilinmektedir. Nitekim bölgenin en önemli tarihi eseri olan Beşköprü&yü Bizans İmparatoru II. Jüstinyanus&un inşa ettiği kayıtlarda mevcuttur. Öte yandan ilim adamlarının yaptıkları araştırmalara göre, Sakarya Nehri&nin birkaç asır öncesine kadar biri şehrin doğu yakasından geçen bugünkü yatağından, diğeri Beşköprü&nün altından olmak üzere iki farklı koldan aktığı tespit edilmiştir. Nitekim 1324&de Orhan Gazi zamanında Bizanslılardan fethedilen yerleşim birimine &Ada Karyesi& (Adaköy) adının verilmesi, söz konusu bilgileri doğrulamaktadır. Halen mevcudiyetini koruyan Orhan Camii, deprem ve yangınlarla mimarisi değişse de, Osmanlı fethinin en önemli ayak izlerini taşımaktadır. Başta Gubarizadeler, Arapzadeler, Abasıyanıkzadeler ve Rençberzadeler olmak üzere 12 aile tarafından kurulan köy, bölgede ziraatın canlanması üzerine pazarıyla ilgi çekmiş, ardından nüfus artmağa başlamış 16. Yüzyılda &Ada Nahiyesi&ne dönüşmüş, 18. yüzyılda Kocaeli vilayetine bağlı &Ada Kazası& adını almıştır. 19. yüzyılda bölgenin zirai ve ticari yapısına göre şekillenen yerleşim; Semerciler; Tığcılar; Hasırcılar; Papuçcular ve Çıracılar adını taşıyan merkez mahalleler kurulmuş ve ilçe Sakarya Nehri&nin iki kolu arasında kurulan pazarıyla, gerçek bir &Adapazarı& hüviyetine dönüşmüştür. 1868 yılında &Adapazarı Belediyesi& adıyla belediye teşkilatı kurulan ilçe, 93 Harbi diye bilinen 1877-78 Osmanlı-Rus Harbi sonrasında, bilhassa Kafkasya ve Balkanlar&dan yoğun göçe maruz kalmış ve bir nevi &Der Saadet& (huzur yurdu) hüviyeti kazanmıştır. 19. asrın ikinci yarısında ilçede, gayri müslim unsurların (Rum ve Ermeni cemaatlerinin) önemli bir ticari gelişme gösterdikleri Uzunçarşı ve Orta Camii civarındaki dükkanlarda ticaret yaptıkları, Kömürpazarı, Karaağaçdibi ve Tuzla Mahallelerinde ikamet ettikleri gözlenmiştir. I. Cihan Harbi neticesinde işgal kuvvetlerinin Anadolu&ya üşüştükleri dönemde; 3 kez Yunan ve onların işbirlikçisi yerli çetelerin işgaline maruz kalan Adapazarı ilçesi; bir kısmında Çerkez Ethem Kuvvetleri, diğerlerinde Halit Molla liderliğindeki Mahalli Milis Kuvvetleri sayesinde, gayri müslim unsurlardan temizlenerek 21 Haziran 1921&de düşman işgalinden kurtarılmıştır. &Akova& adıyla bilinen ve ülkenin en verimli ovasında ziraat ağırlıklı bir gelişme gösteren Adapazarı&na, 1940 ve 1950&lerde bilhassa Karadeniz sahillerinden Bulgaristan ve Yunanistan&dan yoğun göçler olmuş; Şeker Fabrikası, Ziraat Aletleri Fabrikası ve Vagon Fabrikası gibi tarımsal sanayinin gelişmesi ise, köyden kente göçü daha da hızlandırmıştır. Uzun yıllar Kocaeli&ye bağlı bir ilçe olarak yaşayan Adapazarı, TBMM&de 17 Haziran 1954 tarihinde kabul edilen bir yasa ile &Sakarya& adıyla vilayet haline gelmiştir. Sakarya ilinin merkez ilçesi ise Adapazarı&dır. 17 Ağustos 1999 tarihinde yaşanan deprem Adapazarı&nda da büyük hasara yol açmıştır. Resmi kayıtlara göre 3.988 insanımız hayatını kaybetmiş 5.180 kişi de yaralanmıştır. Sakarya ili içinde 81.702 konut ve işyeri çeşitli düzeylerde hasar görmüştür. Bunlardan 29.701&i yıkık ve ağır hasarlı, 22.157&si orta hasarlı geriye kalan 29.844&ü ise hafif hasarlı olarak kayda geçmiştir. 17 Ağustos 1999 Depremiyle; konutların çoğu oturulamaz hale gelmiş, halkın önemli bir kısmının geçici de olsa yakın ilçelerde ve köylerde ikamet etmesine neden olmuş ve böylece şehir nüfusunda azalma görülmüştür. 6Mart 2000 tarihli Resmi Gazete&de yayınlanan 593 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile &Adapazarı Belediyesi& Büyükşehir statüsüne kavuşmuştur. 22 Ekim 2000 tarihindeki nüfus sayımıyla ilgili İl Planlama Müdürlüğü&nün kesin olmayan sonuçlarına göre Adapazarı merkez nüfusu 160.757, büyükşehir nüfusu ise 309.150 olarak saptanmıştır. Bugün Adapazarı; farkklı kültürlerdeki insanların depreme rağmen yeniden huzur ve sükun içinde yaşadığı geleneksel hayat tarzını korurken, diğer yandan ticari ve sanayi yönünden hızla gelişerek, yeşili bol, havası temiz, doğa güzelliklerinden fazlasıyla payını almış yaşanabilir bir Anadolu şehri olma yolundadır. Sakarya nehrinden Güzel Bir Kare ![]() SApanca Gölüyle Birleşen Derelerin birinden ufak bi Görüntü ![]() SApanca Gölü (Duvar Kağıdı Olabilecek Türden) ![]() Çark MEsire Alanı Kışın Çekilmiş Güzel bir Kare ![]() SAkaryanın Güzel İlçesi SApancanın Önemini Anlatan ufak Bir Makale; İstanbul'u çok seviyorsunuz, İstanbul da sizin icin "bırakılamayan, terkedilemeyen sevgili" ama yine de arada bir ondan uzaklaşmak, tıpkı bir sevgili gibi araya özlem sokarak onun daha fazla değerini anlamak istiyorsunuz. Eğer bu cümlelerde sizin İstanbul'la olan ilişkinizi anlatıyorsa, sizin de bizim gibi küçük bir haftasonu kaçamağına ihtiyacınız var demektir. Ve işte Sapanca kaçamağı tüm yönleri ile… Ne İstanbul'dan çok uzak, ne de çok yakın, tam ideal bir haftasonu kaçamağı için uygun. Arabayla yola çıktığınız zaman Sapanca'ya vardığınızı anlamak hiç de zor değil, çünkü olabildiğince büyük Sapanca gölü tüm güzelliğiyle sizi karşılıyor. Bizim haftasonu kaçamağımız Sapanca gölünün etrafındaki köylere yapılan bir yolculuktan oluşuyor. Hele ki sizin de bir gün bizim gibi fotoğrafın Ara Güleri olma hayalleriniz varsa, demek ki doğru yerdesiniz çünkü Sapanca'nın köyleri sizlere sadece harika manzaralarını sunmakla kalmıyor, en güzel portre resimlerinize de tükenmez bir kaynak olma görevini üstleniyor tıpkı bir dolu afacan çocuğun objektiflerimize gönüllü poz vermeleri gibi. Bizim gezdiğimiz köyler arasında Eşme, Aşağıdereköy ve Maşukiye var. Köylerdeki güzel yaşamları özümleyip, yeterince resim çektik diyorsanız, büyük bir ihtimalle karnınız acıkmaya başlıyor. Sapanca yemek yemek için her köşe başı sizlere değişik seçenekler sunuyor, ister yol kenarından meyva, sebze alıp gölün kenarında piknik yapın, ister Sapanca'nın ünlü alabalığını kendiniz pişirip yeme zevkine varın. Yemekten sonra olurda şehir hayatını özlemeye başlarsanız sizin için de bir alternatif olarak Sapanca'nın merkezini öneriyoruz. Küçük iş hanları, güzel caddeleri içinde küçük bir yolculuğa çıkabilir ya da göl kenarında bir kafede oturup güneşin batışının tadına varabilirsiniz… Gezinizin sonunda eminiz ki sizler de bizim gibi İstanbul'a kavuşma hayalleri içinde yanacaksınız, ama her zamanki bildik sebeplerden dolayi değil, bu sefer resimlerinizi bir an önce fotoğrafçıdan alıp Sapanca'dan ne kadar çok anı ile ayrıldığınızı görmek icin… Özellikle Yazın Büyük İlgi Gören Karasu Plajı ![]() Meşhur Çark CAddesinen Güzel Bir Kare ![]() Ve Son Olarak Adapazarımızın Meşhur Islama Köftesi ![]() Sakaryagenclik.net Forumlarına Kaynak Kullanımına izin verdiklerinden Dolayı Teşekkürlerimi Sunuyorum...
Konu SakaryaBalıkçısı tarafından (16.04.08 Saat 23:53 ) değiştirilmiştir. |
|
|
|
|
|
|
#2 |
|
Umut,ellerin dert görmesin paylaşım için teşekkürler
|
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
Memleket
Canım memleketim köklerim orada Karaaptiler köyünde,çok güzel anlatmışsın teşekkürler sağolasın.
bir kaç karede benden olsun. işte Çark deresine adını veren meşhur çark ![]() 18.yüzyıldan bir Adapazarı görüntüsü (Çark caddesi) ![]() Poyrazlar gölü (babaannemin köyü) ![]() ![]() Sapanca,dan bir sazan
|
|
|
|
|
#4 |
|
İkinci vatanım sakaryam
Teşekkürler arkadaşlar |
|
|
|
|
|
|
#5 |
|
Umut, bir vilayet bundan daha güzel anlatılamazdı, ellerine ve gözüne sağlık. Sakarya nehri benim köyümden de geçmekte olduğu için ve sapanca'da bir süre kaldığım için çok severim o tarafları, sağol varol...
Bu şiir buraya yakışır diye düşünüyorum..... SAKARYA İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya: Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya. Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak; Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak. Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir: Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir. Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat: Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat! Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne? Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine: Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için. Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin? Rabb'im isterse, sular büklüm büklüm burulur. Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur. Eyvah, eyvah, Sakarya'm, sana mı düştü bu yük? Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük!.. Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya! Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya? İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal; Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal, Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan: Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan! Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân; Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an! Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu? Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu? Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna? Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna? Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir? Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir! Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler; Sakarya, kandillere katran döktü geceler. Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya. Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya! İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su: Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu. Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek: Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek? Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl! Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl! Sakarya, saf çocuğu, mâsum Anadolu'nun, Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun! Sen ve ben, gözyaşıyle ıslanmış hamurdanız; Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız! Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader; Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider! Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz: Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber kılavuz! Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya: Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya tarihimiz ve yaşadığımız memleketimizle her zaman gurur duyacağız...... |
|
|
|
|
|
|
#6 |
|
Teşekkürler Umut ellerine sağlık, güzel ve akıcı bir dil ile bu anlatımından ve tanıtımından dolayı....
|
|
|
|
|
|
|
#7 |
|
Umut nereleredesin sen dostum hoşgeldin tekarar.
paylaşım için teşekkürler. |
|
|
|
|
|
|
#8 |
|
Çok güzel ya paylaşım için teşekkürler.
|
|
|
|
|
|
|
#9 |
|
paylaşım icin tşler
|
|
|
|
|
|
|
#10 | |
|
Alıntı:
|
||
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Sponsorlar | ||
|
|
|