|
|
|
#1 |
|
Yeni Nesil Türkçeyi Böyle kullanıyor
Efet, diil, olum, nese, gitmio" size garip gelse de yeni nesil gençliğin kullandığı kelimeler bunlar. Kelimeler bir şey değil. Örneğin; Kib, As, Hg, Aeo ya da aeol, Ss: 1 şey, Nbr, Aro. Bunların hepsi birer cümle...
İnternet ya da telefon yazışmalarında sadece sesli harfler atılırdı, artık birçok sessiz harf de kullanılmıyor ya da birinin yerine diğeri tercih ediliyor. Bir de kısaltılan cümleler var ki, anlayana aşk olsun. Mesela 'oss.' ÖSS sınavıyla bir ilgisi olduğunu aklınızdan bile geçirmeyin. "Efet, diil, olum, nese, gitmio"... Belki de birçoğunuz bu kelimelerden pek bir şey anlamadınız. Ama tasalanmayın! Sizde herhangi bir anlama bozukluğu ya da gariplik yok. Türkçe hâlâ bildiğiniz gibi. Garip olanı, maalesef yeni nesil yapıyor. Türkçemizin 29 harfini kullanmak yerine bazılarını kullanmamayı ya da birinin yerine diğerini tercih ediyorlar. Örneğin, güzide harfimiz "v"nin yerini "f" alıyor, 'evet' bir anda ne olduğu belirsiz bir şeye dönüşüyor, 'efet' yazılıyor. Sadece Türkçe harflerde değil, değişimin yabancı harfler kullanılarak da yapıldığı oluyor. Mesela "v" yerine "w"nin kullanılması gibi. En yaygın kullanımı da "valla" Bu kelime çoğunlukla "walla" şeklinde yazılıyor. "Z" harfi de yerini "s"ye bırakmış; gidiyos, yiyos, içiyos... Bazı harfler de tamamen atılıyor. "Ğ" ve "y" gibi. İnternette gezinirken gözünüze çarpan gördüüm, deersiz, seviorum gibi anlam veremediğiniz kelimeler aslında gördüğüm, değersiz, seviyorum kelimelerinin internet diline uyarlanmış hali. Benzer şekilde "r" harfi de pek fazla kullanılmayan harflerden biri; "bissürü, bi film"... Kısacası eskiden internette ya da telefon mesajlarında daha hızlı yazma telaşıyla sesli harfleri atan internet gençliği artık sessiz harfleri de kendilerine uyarlamış durumda. Sonuç aşikâr; anlaşılamayan, garip kelimeler, cümleler ve yozlaşmaya terk edilen bir Türkçe! Peki, insanlar neden bu türden arayışlar içine giriyor? Bu, tamamen bir tarz oluşturma çabası Konuşan Türkçe kitabının yazarı Türkolog Hümeyra Tekalan Toman'a göre ne dilimizde ne de kültürümüzde olan bu yazışma dili gençleri olumsuz etkiliyor. Bu durumun zaman içerisinde dilin yozlaşmasına kadar gideceği noktasındaki tedirginliklerini de belirtmeden geçemiyor. Ona göre yeni neslin bu tavrının sebebi zamanı daha hızlı kullanma ve özellikle de kendilerini kanıtlama ihtiyacı. Toman, öğrencileri arasındaki gözlemlerini şöyle anlatıyor: "Biri 'nbr' diye soruyor ki ne haber, nasılsın bile değil, diğeri 'ii senden nbr' diyor. Bizim bir "y" harfimiz var, çok zor bir şey değil bir tuşa da basıvermek ama yazmıyorlar. Bu tür yazışmalar iyice çoğaldı. Gençler, kendilerini ifade edecek şeyler arıyor. Bu, tamamen bir tarz oluşturma çabası." Gençler arasındaki internet ya da telefon dili, yazılı kâğıtlarına da yansıyormuş. Hümeyra Hanım, bu sebeple yazılı kâğıtlarını değerlendirirken yazım ve imla kurallarına özellikle dikkat ettiğini söylüyor: "Çok derme çatma yazılar çıkıyor karşıma. Bu, normal yazı karakterlerini değiştirerek kendisini ifade etmeye çalışma yöntemlerine kadar gidiyor." diyor. 'oss' de ne demek? Her ne kadar atılan kelimelerden bahsetsek de tümden kısaltılan cümlelerin sayısı da az değil. Örneğin son zamanlarda gençlerin kullandığı en yaygın kısaltma "oss". Toman, uzun süre bununla neyin kastedildiğini anlamaya çalıştığını söylüyor. Tabii biz de anlam veremediğimiz için merakla soruyoruz. Meğer bu kısaltma "o senin sorunun" anlamına geliyormuş. Kısaltılan birkaç kelime: Kib: Kendine iyi bak, As: Aleyküm selam, Hg: Hoş geldin, Aeo ya da aeol: Allah'a emanet ol, Ss: Seni seviyorum, 1 şey: Bir şey, Nbr: Ne haber, Aro: Allah razı olsun. Alıntıdır |
|
|
|
|
|
|
#2 |
|
Gelenek ve göreneklerimizden olduğu gibi maalesef yeni nesil Türkçemizden de kopuyor.
Yabancı kelimelerin yenileri her geçen gün dilimize giriyor. Günlük hayatta kullandığımız bir çok kelime aslında yabancı kökenli kelimeler. |
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
bunun adına zamane gençliği diyorlar reisim,
bu nesilin dedeleri canakkalede destan yazdılar , ulke tarihini bilmiyorlar her onlar için her sey güllük gülüstanlık, maalesef televizyonlar kıtlesel bir silah haline geldi kimse farkında değil , rtük bir ceza verdiğinde bunlar gerici diyorlar, sonuçmu dediğin gibi yeni nesilde, vatan bu nesile emanet olacak |
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Yozlaşma önce kültürle başladı...
Eğitim/öğretime girdi... sonra ailelere bulaştı... En son da Dil kaldı... "Zeytin yağlı yiyemem aman/Basma da fistan giyemem aman" diye ısmarlama türkülerle başlayan süreç, kalan son kimlik belgesine de "Coni" yazdıracak yakında... Yakındır... |
|
|
|
|
|
|
#5 |
|
Bahsi geçen yeni nesilin anne babası hala eski nesil omadı dikkatiniz çekmek isterim.
Yani gündem de ve geçerliliğini koruyor.... Reisim gerçekten benimde duyarlı olduğum bir konuya temas etmişsiniz teşekkür ederim; Benim babam benim saç uzatmama ve yırtık pantolanla gezmeme hiç müsade etmedi, yırtık olursa yamalanır, sökük olursa dikilirdi. Benim babam, argo konuşmama müsade etmedi, yanlış kelime kullanırsak düzeltirdi yarın sizin çocuklarınızda o sekilde konuşur diyerek, örneğin; gidiyoz değilde gidiyoruz dedirtirirdi.. Bugun bende çocuklarıma o şekilde nasihatlarde bulunuyorum. !!! Benim babam anne ve babasının yanında bacak bacak üstüne atmazdı !!! Bende atmadım onların yanında yada büyüklerimin yanında bacak bacak üstüne.. v.s, v.s, v.s..... Şimdi soruyorum sizlere: Erkek çocuklarımız sacları uzun, arkadan at kuyruğu bağlı, yada bonus gibi geziyorsa, Yada anasına özenip küpe takmışsa, Kot pantolonunu it dalamış gibi ( afedersiniz sözüm meclisden dışarı ) paramparça dolaşıyorsa, Kelimeleri bozup, Türkçemizi yozlaştırıyor olmaları bence sadece sıradakilerden biridir. Çok temkinli davranıp duyarlı olmamız gerekiyor bence bu konuda heleki zamanımız ortamında.. Paylaşım ve yeniden uyandırma adına teşekkür ederim reisim. Sevgi ve saygılar. |
|
|
|
|
|
|
#6 |
|
Sorun aslında ne gençlerde nede ebeynlerde, sorun toplumsal zihnimizde.
Şöyleki toplumsal zihnimiz şu anda deli gibi tüketim toplumu zihniyetine büründü, insanların istedikleri şeyleri alamamalarından daha çok istedikleri herşeye sahip olmaları sorun oluşturur hale geldi. Dildeki bozulmada bunun bir sonucu, tüketiyoruz çok hızlı tüketiyoruz, okadar hızlı tüketiyoruzki yerine bişey koymadan eskisini tüketmiş oluyoruz bu durumda var olandan sıkılmaya başlıyoruz, onuda tüketebilmek için yeni bişey buluyoruz ve onu tüketmeye çalışıyoruz öyle ya olmayan şeyi tüketemeyiz... Sonra değil oluyor diil devam ediyor dil en sonunda dl artık bundan sonra heralde değil kelimesine ihtiyaç duyulmayacak çünkü kelimeleri tek bi harfle ifade etmeye başladığımızda taş devrine döndüğümüz gündür. Hayatlarımıza bakın etrafımıza sevdiklerimize çevremize .... Eskiden kimse kimseye borçlu kalmak istemezdi ve genelliklede çok muhtaç olmadığı sürece kimse kimseye borçlu olmazdı, bakın en son açıklanan kredi kartı borçlusu miktarına, bakın dönen çek senet rakamlarına. Boşverin parayı pulu sokağa bakın yada avlaklarımıza bakalım o çok severek gittiğim bize keyif vermeye çalışan mekanlar... Heryer pet şişesi plastik maddeler poşetler cam şişeler kutular peçeteler vs vs vs. Neden 15 yıl önce etraf bu kadar pis değildi ? çünki tüketim çılgınlığı yoktu o sebeple üretmeye çalışma çılgınlığıda yoktu insanlar sahip olduklarıyla mutlu olabiliyordu. Mutluluğu kaybettiğimiz noktada çıldırmış olduk. Ne yaparsak yapalım bu virüs gibi yayılan durumdan çocuklarımızı eşimizi dostumuzu kurtarabilmenin tek mümkün yolu insanlara ihtiyaçları kadarıyla mutlu olabilmeyi yeniden öğretebilmektir.... Konu baracuda tarafından (19.08.10 Saat 16:43 ) değiştirilmiştir. |
|
|
|
|