![]() |
Bilmedikleriniz herkese slmlar
[SIZE=2]Sazan Avında Havanın Durumu
[/SIZE] [FONT=arial,helvetica,sans-serif][SIZE=2] [B]Sazan avına başlayan birçok kişi ilk önceleri bir su kenarına gider ve oltayı atıp zili takar ve yapılması gereken herşey yapıldı diye düşünerek zilin çalmasını beklemeye başlar. Bir zaman sonra tecrübe kazanır işi kuralına göre yapmaya çalışır;olta takımları,malzemeler,bölgenin coğrafi koşulları,hava durumu,yem ve yemleme taktikleri....derken bir yaşam tarzı oluşmaya başlar ve kendini kurtaramaz olur.Artık bu işin esiri olmuş olan bir sazan avcısı her türlü bilgiye açtır;kendi taktiği ve 'diğerleri' olmak üzere hep kıyas ve araştırma yapar....Evet,aşağıda 'diğerleri'ne örnek Avrupalı ve Amerikalı bazı ustaların Sazan avcılığı konusunda söylediklerinden derlemiş olduğum bazı görüşler: [/B][/SIZE][/FONT][FONT=arial,helvetica,sans-serif][SIZE=2][B][COLOR=red]Sıcaklık:[/COLOR] Sıcak günlerde sazan genelde su yüzeyinde ‘güneşlenirken’ görünür. Yüzeyde avcılık için idealdir. Ancak sıcaklık dalgası artarak devam eder ve birkaç gün süreyle etkili olursa su yüzeyindeki oksijen miktarı azalacağı için balık derine çekilmeye başlar.Bu derinlik gölün yapısına,coğrafi şartlarına vb.bağlı olarak değişir.Ancak şu bir gerçek ki bu dönemlerde sığ sulara ancak sabah saatleri ve akşam serinliğinin çöktüğü anlarda yaklaşırlar.Genelde kendileri için rahat sayılan 9-18m derinlere inerler,süre uzadıkça derinlik artar.[/B][/SIZE][/FONT][SIZE=2] [/SIZE] [FONT=arial,helvetica,sans-serif][SIZE=2][B][COLOR=red]Basınç:[/COLOR] Hava basıncı belkide sazanın yeme alışkanlığındaki en önemli faktörlerden birisidir.Açık,sakin,sıcak yaz günleri (-ya da sakin ama dondurucu kış geceleri ) “yüksek basınç” göstergeleridir.Bu sıklıkla balığın iştahının azaldığı ve avlanmanın zor olduğu bir dönemdir.Ancak bu dönemde verimli yüzey balıkçılğı yapılabilir.Eğer yüksek basınç sürerse,bu kez gece avları neredeyse herzaman –özellikle büyük balık tutmak için ideal zamandır. Yoğun alçak seviye bulutları ile kaplı bir gökyüzü ve hafif ya da orta şiddette rüzgarlı günler hem kışın hem de yazın “alçak basınç”göstergeleridir.Bu dönemde sazanın iştahı açılır ve takımları toplayıp balığa gitmenin zamanıdır.Yani balığa gitmeden önce hava durumuna biraz daha ayrıntılı bakmak şansımızı artırabilir! [/B][/SIZE][/FONT][FONT=arial,helvetica,sans-serif][SIZE=2][B][COLOR=red]Derinlik:[/COLOR] Bir sazan ne kadar derinlere iner? Tuzlusuda bazı balıklar 7-8km derinliklerde yaşayabilir.Kaydedilen en derinde yaşayan balık 8370m de görünmüştür… ..Güneş ışığı normalse suyun 30mkadar derinliğine kadar nüfuz edebilir-Bazı olağanüstü koşullarda,berrak sularda bu 50-60m’yi bulabilir.Öğlen vakitleri en temiz suda güneş ışığı her75m’de onda bir oranında azalır. Çoğu tatlısu canlıları güneş ışığının daha yoğun olduğu bölgelerde yaşamaya meyillidirler.Yakalanan sazanların %70-80’i bu yoğunluğun en çok yaşandığı 0,5 – 10m derinliklerde dolaşanlardır.İstisna durumlarda çok büyük olanları daha derinlerde yakalanmıştır. [/B][/SIZE][/FONT][FONT=arial,helvetica,sans-serif][SIZE=2][B][COLOR=red]Suyun Akışı / Yönü :[/COLOR]Avrupa’da gemilerin ve botların çok sık kullandığı kanallarda avlanan çoğu usta sazan avcısı bilir ki balık tutmanın en iyi vakti bu taşıtların en sık geçtiği zamanlardır.Bundaki avantaj çok ağır hareket eden su akışının bu sayede hareketlenerek sudaki oksijen seviyesini yükseltmesinden gelmektedir.Özellikle de yoğun sıcaklığın hüküm sürdüğü günlerde.( Bu yüzden rüzgarın balık tutmadaki rolü özellikle tatlısularda çok büyüktür) Akışkan sularda oksijen seviyesinin en yüksek olduğu yerler denince akla hemen barajların su bıraktığı bölgeler,tahliye kanalları,şelale altları,yüksek akışkanlıklı nehirler vb gelmektedir.Çoğu sazan avcısının hiç aklına gelmeyecek yerlerden birisi dedebisi yüksek sert akışlı akarsulardır!! Yakalaması kolay değildir fakat buralarda-hemde gayet güçlü ve iri balıkların yaşadığı bir gerçektir. İnanılmaz gelebilir ama sadece somonların yaşadığı düşünülen ve hatta raftingçilerin bile zorlandığı akışa sahip akarsularda Bazı Avrupalı sazancıların yakaladığı balık sayısı yüzlercedir. [/B][/SIZE][/FONT][SIZE=2] [/SIZE] [FONT=arial,helvetica,sans-serif][SIZE=2] [B][COLOR=#ff0000]BALIKLARIN HAFIZASI[/COLOR][/B] [B]Hafızanın birden fazla türü var. Öğrenme davranışları da, sıklıkla hafızadan farklı olarak ele alınıyor. Balıklar tabii ki şartlanarak bazı şeyleri öğrenebilirler. Hafızaları da olasılıkla 3 saniye değil. Yalnızca, balıklarda hafıza bilgilerinin “kayıt edilmesi” uzun sürüyor. Anlık hafızadan söz ederken kastedilen balıklar, çoğu kültür üretim sonucu elde edilmiş melez akvaryum balıklarıdır. Denizlerde ve tatlı sularda yaşayan kıkırdaklı ve kemikli balık türlerinde ise böyle bir durum söz konusu değil. Daha doğrusu, bu canlıların bir hafızaları var ancak hafızanın oluşturulması işlemi oldukça yavaş gerçekleşiyor. Memelilerde yapısal hafıza, yani sinir hücreleri arasında sinaps bağlantılarının kurulması şeklinde bilgilerin depolanması, “kalpain” adlı bir proteinin sinir hücresi içinde artışı sonucunda hücre iskeletini hareket ettirmesi yoluyla ortaya çıkıyor. Uzun süreli bu işlem sonucunda kalıcı hafıza oluşturuluyor. Mikro saniyeler ile ifade edilen kısa dönem hafıza, uzun dönem hafıza yapısına geçirilmediği takdirde, üzerine yeni bir bilgi getirildiğinde siliniyor. Silinmemesinin tek yolu ise, her yeni bilginin yeni bir sinir ağına yönlendirilmesi gerekiyor. Balıklarda ise, yeni edinilen bilgilerin yönlendirileceği ve gerekli protein sentezi için tekrarlanarak bekletilebileceği sinir yolları bulunmuyor. Mevcut yapı (ve bilgi) hemen kullanıldığı için de hafıza kısa sürede siliniyor. Açık-tokluk merkezleri, memeli beyninde hipotalamus bölgesi tarafından kontrol ediliyor. Burası, canlılığın devamı için gerekli olan tüm aktiviteleri kontrol eden ve bunlara ilişkin uyarıları düzenleyerek cevap oluşturan bölge. Bu tip uyarıların değerlendirilmesinde ayrıca septum ve amigdala çekirdeği gibi bölgeler ile retiküler formasyon yapısı da işin içine karışabiliyor. Şimdi yazıyı okumaya devam et çaktırmadan,sonra okuman bitince bana özelden bu cümleyi kopyala.Cevap oluşturulan dış uyartılar arasında tabii ki sadece motive edici (besin görmek gibi) uyarılar yok. Bir takım stres faktörleri de hipotalamus’un normal şartlar altında oluşturacağı cevapları etkiliyor. Örneğin “açlık” hissi taşıyan ve beslenen veya beslenmek üzere olan bir canlı, doğal bir düşmanı ile karşılaştığı anda artık o denli “aç” hissetmeyebiliyor. Tabii ki burada da işin içine bir takım hormonlar giriyor. Akvaryum balıkları ise, az önce de söylediğimiz gibi, çoğunlukla doğal olmayan türler. Bu türlerin meydana getirilişleri sırasında gen havuzları ile oynanıyor ve türe özgü içgüdülerin çoğu yitiriliyor. Bunun yanında, oldukça dar yaşama ortamlarında gelişmeleri nedeniyle de sinir sistemi bir takım uyarı-cevap mekanizmalarını geliştiremiyor. Doğal düşmanlarıyla karşılaşmak gibi bir stres faktörü de ortadan kalkınca, açlık hislerini bastırabilecek önemli bir etken söz konusu olmuyor. Balıklarda açlık-tokluk merkezleri, memelilerdeki gibi gelişmemiştir. Bu merkezlerin gelişimi, sudan karaya geçiş ile birlikte, yerçekiminin de etkisiyle ortaya çıkıyor. Ancak balıklarda “ne yediğini unutmak” gibi bir durum söz konusu değil. Balıkların hafızasının kısa süreli olduğu nasıl bir testle anlaşılmıştır? Balıkların böyle bir hafızaya sahip olduğu nereden bilinmiştir? Son yıllarda, balıkların psikolojik özellikleri ve zihinsel kapasiteleriyle ilgili bilgilerimizde büyük bir artış olduğu söylenebilir. Artık, balıklar yalnızca içgüdüleriyle hareket eden basit canlılar değil, akıllı, sorunlarına zekice çözümler bulan, toplumsal zekâya sahip canlılar olarak kabul ediliyor. Örneğin, bazı balık türlerinin kendi sürülerindeki öteki balıkları tanıdıklarını, öteki balıklarla farklı ilişkiler geliştirdiklerini ve toplumsal ayrıcalıkların farkında olduklarını gösteren araştırmalar var. Bazı balık türlerinin araç kullandığını ve uzun süreli belleklerinin bulunduğunu gösteren araştırmalar da var. Araştırmacılar, farklı balık türlerinin farklı kültürlerinin olduğunu, düşmanlarının yerini belirlemek ve yiyecek bulmak için işbirliği yaptıklarını da gözlemlemişler. [COLOR=#ff0000]BALIKLARIN HAFIZASI 2[/COLOR] [/B][/SIZE][/FONT][FONT=arial,helvetica,sans-serif][SIZE=2][B]“Balıkların hafızası 3 saniyedir” miti yıkıldı. Bu sözün bir efsane olduğu olduğu, balıkların aslında 5 ay öncesine ait bilgileri hatırlayabildiği belirlendi. Balıkların eğitilebileceğini de gösteren araştırmalara göre, balıklar fareler kadar akıllı... TEL AVİV/LONDRA - Yaygın kabul gören bir mit, balıkların en fazla 3 saniye öncesinin bilgilerini hafızalarında tutabileceklerini söyler. Ancak İsrail’de yapılan son araştırma bunun doğru olmadığını, balıkların 4-5 ay öncesine ait bilgileri hatırlayabildiğini, dahası balıkların eğitilebileceğini gösterdi. Elde edilen yeni bilgilerle, daha ekonomik ve daha çevreci balık çiftlikleri kurulabilir. 2003 yılında Pixar yapımı Finding Nemo (Kayıp Balık Nemo) çizgi filmindeki minicik hafızalı Dory karakteri, sürekli unutan ve bir an parlayıp bir an kaybolan düşünceleriyle izleyicinin yüzünü güldürmüştü. Ancak son bulgular, Dory’nin aksini ispat ediyor. Üç saniyelik hafızalarıyla bilinen balık dünyası, bilim adamlarını şaşırttı ve ses sistemiyle yapılan araştırma asıl gerçeği ortaya koydu. İsrail’deki Technion Teknoloji Enstitüsü’nde yapılan araştırmada, yavru balıklara yemleri düzenli olarak belirli bir ses eşliğinde verildi. Yaklaşık bir ay süren eğitimden sonra balıklar, açık denizdeki balık çiftliklerinde kendilerine ayrılan bölümlere salıverildi. 4-5 ay sonra balıklar yetişkin olup avlanma zamanı gelince, daha önce bir ay boyunca yem verilirken çalınan ses yinelendi ve balıkların aradan uzun süre geçmesine rağmen sese geldikleri görüldü. Uzmanları bu deney sonrasında elde ettikleri bulgularla ‘eğitilmiş’ balıkların, ekonomik olarak çok değerli olduklarını, balıkların eğitilmesi ile balık çiftliklerinin giderlerinde önemli tasarruf sağlanabileceğini tahmin ediyor. Yeni bulgular, sık sık çevreye zarar verdiği gerekçesiyle eleştiri konusu olan balık çiftliklerinin, çevreye minimum düzeyde zarar verecek biçimde inşa edilebilmesine de olanak tanıyor. BALIKLAR İÇİN YEMEK VAKTİ Plymouth Üniversitesi’nde yapılan başka bir araştırma da altın balıklarının 3 aylık hafızalarının olduğunu ve bunun da ötesinde zaman kavramlarının olduğunu ortaya çıkardı. Araştırmada öncelikle balıklara yemlerini hazırlanmış özel bir düzeneği dürterek almaları öğretildi. Bu öğretildikten sonra da düzenek günün sadece belirlenmiş bir saatlik diliminde yem verecek biçimde yaralandı. Sonunda balıkların sadece belirlenmiş saatte düzeneğe gelerek, yemlerini aldıkları görüldü. FARELER KADAR AKILLILAR Balıklar üzerine başka bir araştırma da İskoçya’nın St. Andrews Üniversitesi’nde yapıldı. Altın balıklar üzerine yapılan araştırmanın yürütücüsü Dr. Mike Webster bulgularını şöyle açıkladı: “Pek çok insanda balıkların üç saniyelik hafızası olduğu düşüncesi vardır, ancak böyle bir şey yok. Balıkların kuşlardan ya da memelilerden daha aptal olmadığı hatta pek çok durumda daha akıllı olduklarına dair pek çok kanıt bulunuyor. Golyan balığı, dikenli balık ya da pek çok süs balıkları fareler ya da sıçanlar kadar akıllılar.” Slm arkadaslar,Abiler birazda ben bilgi vereyim biliyorum deyip geçemeyin balık avında bu bilgilerin küçük bir bölümünü uygulayın basarılı olacaksınız herzaman gölete oltayla gitmede bir kayıt yok arkadaslar abiler, birgün elinize bir kağıt alın bakın balık nerde yoğunlasmıs ne tarfa en çok gidiyor ne saatlerde gidiyor, size küçük bir sır vereyim ben herzamna saat sabaha karsı 5:30 gibi gidiyorum,herkezin tuttuğu bolgeye gitmeye çalısmayın balık artık ordan usanmıstır geçin kımsenın gıtmediği yere anlarsınız benı gozlemlerınızdede balık herzaman orda atlar oralardan ses gelır kımsenın gıtmediği yere gidin,atın oltalarınızı sessiz olun balık hıç vurmuyor niye geldim buraya zilim bile çalmaz oldu gibi düsünceler düsünmeyin ziliniz 1 kere çalıyor ve ondada balık tutuyor abiler arkadaslar ben denedm ve bu sonuçları çıkardım hakketten zilin çalmıyor ama bı çalınca kamısın ucunu eğiyor arkadaslar size o kadar söylim eğer benım bu dusuncelerime uygularsanız pisman olmassınız gibi birsey yorumlarınız beklıyorum ınsaallah dusuncelerım size göre doğrudur abiler arkadaslar bazı yerleri ben yazdım bazı yerlerde alıntıdır...RaSTGeLe.... [/B][/SIZE][/FONT] |
Kadircim güzel bilgiler teşekkürler...
Bu arada bilgiler alıntı ise belirtmeyi unutma sakın... |
bilmediğim bazı şeyleri öğrenmiş oldum teşkkürler
|
paylaşım için tşklr.. faydalı bilgiler.. alıntılarda kaynağı gösterirsen daha güzel olur bencede.. güzel paylaşımlar dilerim.. :)
|
Kadir bu güzel paylaşımın için teşekkürler kardeşim
|
paylaşım için teşekkürler...
|
Kadir bu güzel paylaşımın için teşekkürler
|
gayet güzel bir paylaşım olmuş ellerine sağlık
|
Temel renklerin derinliği siyahtır. Bunlar kırmızı mavi ve sarıdır. Her üçünün karışımı beyaz rengi verir.
Bu 3 ana renkten neredeyse sonsuza yakın tonlar elde edilir. Hangi temel rengin hangi açılımı olursa olsun suda derinlik arttıkça siyaha doğru bir kapanma olur ve sonuç siyahtır. Bilgilerinize. |
| Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 19:25. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
www.oltacilar.com