![]() |
[QUOTE=kulekreis;312676]Teşekkür ederim Tuncay. Bu tebliğ konusu devreye girmeye başladı. Bilimsel toplantılar başladı.
Olta Balıkçılığı Federasyonu Toplantısına 30 Bilim Kurulu Üyesi Katıldı. Sonuçları bildireceğim. Ticari balıkçılar da kendi aralarında örgütlenip bir dernek kurdular. 2/1 tebliğ için çalışmalar başlıyor. GELENEKSEL BALIKÇILIĞI YAŞATMA DERNEĞİ. (gebalder) Burada esas olan 2/1 tebliğ burada doğru yapılacak her düzenleme 2/2 ye direk intikal edeceğine inanıyorum. Mesela: [U]denizde monoflament tek kat ağ yasaklandı . Ancak çift kat ağ neden serbest gibi [/U]başka; [U]misina ağların dukkanda satışı yasak değil, teknede bulundurulması yasak. Yüzlerce dengesiz maddeler. [/U]Hayırlısı olacak inşallah. Devam edeceğim. Selamlar[/QUOTE] Sevgili Hasan Ağabey, Bildiğim kadarıyle 2/1 Ticari Tebliğin 26 Ağustos 2011 de 28037 sayı ile Resmi Gazetede yayınlanan değişikliklerine göre: ([I] MADDE 3 – Aynı Tebliğ’in “Sürütme, uzatma ve diğer avlanma araçları ile avcılığa ilişkin yasaklar” başlıklı 14 üncü maddesinin yedinci fıkrasının sonuna aşağıdaki ibare eklenmiştir. “Multimonofilament (çoklu tek kat) misina ağlarının kullanımı ise 1 Eylül 2012 tarihinden itibaren yasaktır.” [/I]) Bahsettiğin ağ türü zaten yasaklama sürecine girmiş ve ilan edilmiştir. Ayrıca bir balık avlama gerecinin ( ağ vb. ) kullanılmasının ve bulundurulmasının yasaklanması Tebliğ marifeti ile yapılabilir ancak üretimi, satışı, ithalatı, ihracatı'nın yasaklanabilmesi için iç ve dış ticaret kanunu marifeti gerekir. Yani muhatap ve bakanlık farklıdır. Bu konuda ben de senin gibi düşünüyorum, avlanma gereci olarak yasaklanan bir gerecin ithalatı, ihracatı, üretimi satışı da yasaklanmalıdır. Aşağıda ticari olan 2/1 numaralı Tebliğdeki değişiklikler mevcut. Ancak amatöre katkı yapmak adına o konuyu başka bir başlık altında incelemekte fayda olduğunu düşünüyorum ( kesişen noktalar hariç ) 26 Ağustos 2011 CUMA Resmî Gazete Sayı : 28037 TEBLİĞ Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından: 2/1 NUMARALI TİCARİ AMAÇLI SU ÜRÜNLERİ AVCILIĞINI DÜZENLEYEN TEBLİĞDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (TEBLİĞ NO: 2011/39 ) MADDE 1 – 21/8/2008 tarihli ve 26974 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 2/1 Numaralı Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen Tebliğ’in, “ Ortasu trolüne ilişkin yasaklar” başlıklı 11 inci maddesinin ikinci fıkrasına “yer ve zamanlarda” ibaresinden sonra “sadece” kelimesi eklenmiş, üçüncü fıkrasının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Ortasu trolü ile avlanılan çaça balıkları için, Bakanlıkça belirlenen “Nakil Belgesi”nin alınması zorunludur.” MADDE 2 – Aynı Tebliğ’in, “Çevirme ağlarına ilişkin yasaklar” başlıklı 12 nci maddesine, altıncı fıkrasının sonuna gelmek üzere aşağıdaki ibare eklenmiştir. “Ancak, bu maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde belirtilen alanda alamana ağlarının kullanımı yasaktır.” MADDE 3 – Aynı Tebliğ’in “Sürütme, uzatma ve diğer avlanma araçları ile avcılığa ilişkin yasaklar” başlıklı 14 üncü maddesinin yedinci fıkrasının sonuna aşağıdaki ibare eklenmiştir. “Multimonofilament (çoklu tek kat) misina ağlarının kullanımı ise 1 Eylül 2012 tarihinden itibaren yasaktır.” MADDE 4 – Aynı Tebliğ’in, “Boy ve ağırlık yasakları” başlıklı 17 nci maddesinin birinci fıkrasındaki çizelgeden Lüfer, Karagöz (Sargos) ve Lagos, Orfoz, Hani satırları kaldırılmış, çizelgeye aşağıdaki satırlar eklenmiştir. “ Karagöz Diplodus vulgaris 18 Sargos Diplodus sargos 21 Lagos Epinephelus aeneus 45 Lüfer Pomatomus saltatrix 20 Orfoz Epinephelus guaza 45 Hani Serranus scriba 30 ” MADDE 5 – Aynı Tebliğ’in “Çift kabuklu yumuşakça avcılığı” başlıklı 26 ncı maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “(2) Cardium türlerinin avcılığında beyaz kum midyesi için getirilen düzenlemeler esas alınır.” “(10) Karasularımızın, Balıkesir ili, Ayvalık ilçesi sınırları içerisinde kalan kısmında, çift kabuklu yumuşakça türlerinin avcılığı yasaktır.” MADDE 6 – Aynı Tebliğin Deniz salyangozu ve deniz patlıcanı avcılığı başlıklı 27 nci maddesinin birinci fıkrasının sonuna aşağıdaki bend eklenmiştir. “(h) Algarna ile deniz salyangozu avcılığının yasak olduğu dönemde dalma, sepet ve her türlü tuzak yöntemleri ile deniz salyangozu istihsalinde bulunmak üzere izin almış olan balıkçı gemilerinde matafara bulunması halinde, bunların uçlarının geminin içine dönük olması zorunludur.” MADDE 7 – Aynı Tebliğ’in, “Avlanmanın tamamen yasaklandığı içsular” başlıklı 32 nci maddesinin birinci fıkrasındaki çizelgenin Kırklareli satırından, “Armağan” barajı çıkarılmış, “Kırklareli barajları” ibaresi “Kırklareli barajı” şeklinde değiştirilmiştir. MADDE 8 – Aynı Tebliğ’in, “Sazan, yayın, inci kefali ve gümüş balıkları avcılığı” başlıklı 35 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “(4) (a) Van gölü havzasında ve inci kefali bulunan bütün içsularımızda her türlü istihsal vasıtası ile 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır.” MADDE 9 – Aynı Tebliğ’in “Kurbağa, salyangoz ve sülük avcılığı” başlıklı 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 2 nci alt bendine Afyonkarahisar ili eklenmiş, 4 üncü alt bendinde yer alan Batman ili, 2 nci alt bende alınmıştır. MADDE 10 – Aynı Tebliğ’in “Denizlerle ilgili diğer hükümler” başlıklı 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının sonuna aşağıdaki ibare eklenmiştir. “Boyu 12 m.den küçük balıkçı gemilerinde su üstü radarı bulundurulması yasaktır.” MADDE 11 – Aynı Tebliğ’in “İçsularla ilgili diğer hükümler” başlıklı 44 üncü maddesinin altıncı fıkrasının sonuna aşağıdaki ibare eklenmiştir. “Multimonofilament (çoklu tek kat) misina ağlarının ise 1 Eylül 2012 tarihinden itibaren kullanılması yasaktır.” MADDE 12 – Aynı Tebliğ’in “Denize ve akarsu yönüne doğru 500 metre mesafe içerisinde su ürünleri avcılığının yasaklandığı akarsular” başlıklı Ek-9 listesinde yer alan Antalya satırı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “ İL İLÇE / BELDE KAYNAK ADI ANTALYA Finike Akçay, Acısu (Karaçay) çayları. Aksu Aksu çayı. Finike-Kumluca sınırı Alakır çayı. Alanya-Manavgat sınırı Alara çayı. Konyaltı Boğaçayı. Alanya Dimçayı. Muratpaşa Düden çayı. Kaş-Fethiye sınırı Eşen çayı. Alanya Kargı çayı. Gazipaşa-Anamur sınırı Kaledıran çayı. Serik-Manavgat sınırı Köprü çayı. Manavgat Manavgat ırmağı. ” MADDE 13 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 14 – Bu Tebliğ hükümlerini Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür. |
Arkadaşlar bildiğiniz üzere Akarsularda Alabalık avcılığında doğal yem kullanmak yasak. Bu yasağın gerekçesi ile hatırlayanlar bilir "özellikle yaz aylarında debisi ve su miktarı azalan derelerde dar alana sıkışmış alabalıkların daha kolay avlanabilmesi " olarak şeklinde açıklanmaktaydı. En azından bu maddeyi tebliğe iliştirmek için çaba sarfedenlerin gerekçesi buydu. Hala forumlarda yaz kış suyu hiç bir zaman azalmayan Fırat-Dicle-Akdeniz nehirlerinde alabalık avında doğal yem kullanan avcıları ayıplayan kınayan yazılar yazılmakta çizilmekte ve ayrıca Nisan Mayıs aylarında suyun şiddeti nedeniyle döner kaşıkların dönemediği dereler var. Bir diğer husus taşrada köyünde hayatında yapay yem görmemiş ve sadece evine yiyecek götürme derdinde olan insanlarında var olduğunu, yapay yemi bilipte parasızlıktan ona verecek parayı bulamayan amatör olta balıkçılarında olduğunu bilmek gerekir.
Sıradan bir amatör olarak aşağıdaki talebimin tebliğ değişikliği taleplerine eklenmesini rica ederim. [B]"Orman içi akarsularda 1 Temmuz- 31 Eylül Tarihleri arasında her türlü doğal yem kullanılarak alabalık avcılığı yasaktır. Sadece yapay yem kullanılarak avcılık yapılabilir.[/B] Gerekçe ; suların debisinin azaldığı yerlerin %99 u Orman içi sulardır ve genellikle suların azalıp alabalıkların dar alanlara sıkıştığı tarihler 1 Temmuz-31 Eylül tarihleri arasıdır. Yani 1 nisanda gittiğin derede o azgın sularda Mepsle veya fly la alabalık yakalamak nerdeyse imkansızdır. Orman içi su tabiri eklendiğinde en azından Fırat-Dicle vs ve buna benzer orman içi sayılmayan sularda özellikle çiftlikten kaçan Gökkuşağı alabalıklarını doğal yemle yakalamak zorunda kalan parası olmadığından yapay yem alamayan amatörler için yerinde bir karar olur. Unutmayınızki bu ülkede sadece biz avlanmıyoruz başkalarınında haklarını gözetmek gerekir. İlgili yasak maddesinin 2/2 tebliğdeki Hali: Akarsularda her türlü doğal yem kullanılarak alabalık avcılığı yasaktır. Sadece yapay yem kullanılarak avcılık yapılabilir. Göllerde yapılacak alabalık avcılığında ise kan kurdu, kemik kurdu, leş kurdu, sinek larvaları, canlı ya da cansız içsu ve deniz balıkları hariç, her türlü yapay, doğal ve mamul doğal yem kullanılabilir. |
Hakan,
İlgili yasağın gerekçesinde sadece suların azalması ve dar alanda sıkışan balıkların kolay avlanması yok. [QUOTE]Doğal alabalıklarımızın çoğunluğu bilindiği gibi oldukça dar akarsularımızda bulunmaktadır. Tüm dünya ülkelerinde de olduğu gibi bu türün sadece yapay yem ile avlanılması suları azalmış kaynaklardan alabalıkların kolayca avlanmasının önüne geçecek bir uygulamadır. [COLOR="Red"]Ayrıca, doğal yem ile avlanan alabalıkların boy limitlerinin altında olması durumunda geri salınması halinde, çoğu kez yemi ve yemin içindeki olta iğnesini yutmuş olduklarından hayati yaralar almakta ve tekrar yaşama dönme şansları olmamaktadır.[/COLOR] [/QUOTE] Bana kalsa, göllerde de benzer yasağın konulmasını, hatta alabalık avcılığının farklı bir kategoriye alınıp, özel eğitim ve sertifika/kota şartının da konulması gerektiğini dahi düşünmekteyim , ama gerçekçi de olmak lazım. İlgili konuda, (Fırat-Dicle alabalık avları ) senin mesajlarını görünce, "Bu konuda ustalar var iken bana düşmez" diyerek yorum yapmadım, dolaylı olarak başka konuda yorum yaptım. Burada dahlim de bu nedenledir. |
Nuriciğim teşekkür ederim.O kısmı bilmeden atlamışım.3 numara döner kaşığın 3 kancasını birden ağzının içine alan 10 cm alabalıkları öldürmeden yada ağır yaralamadan nasıl geri salındığını biri bize öğretirse sorun yok :)
"Bana kalsa, göllerde de benzer yasağın konulmasını, hatta alabalık avcılığının farklı bir kategoriye alınıp, özel eğitim ve sertifika/kota şartının da konulması gerektiğini dahi düşünmekteyim" e en az senin kadar katılmaktayım. ve iş Gerçekçi olmaya geldiğinde senin gibi takılıp kalmaktayım. Selamlar sevgiler.. |
[QUOTE=mhakanbasar;312747]Nuriciğim teşekkür ederim.O kısmı bilmeden atlamışım.3 numara döner kaşığın 3 kancasını birden ağzının içine alan 10 cm alabalıkları öldürmeden yada ağır yaralamadan nasıl geri salındığını biri bize öğretirse sorun yok :)
"Bana kalsa, göllerde de benzer yasağın konulmasını, hatta alabalık avcılığının farklı bir kategoriye alınıp, özel eğitim ve sertifika/kota şartının da konulması gerektiğini dahi düşünmekteyim" e en az senin kadar katılmaktayım. ve iş Gerçekçi olmaya geldiğinde senin gibi takılıp kalmaktayım. Selamlar sevgiler..[/QUOTE] Takılma Sevgili Hakan, Hep ileriye daha ileriye ... amatörsen ileriye ... Önce hatırlayalım: [I][B]Akarsularda her türlü doğal yem kullanılarak alabalık avcılığı yapılması neden yasaktır? [/B]Doğal alabalıklarımızın çoğunluğu bilindiği gibi oldukça dar akarsularımızda bulunmaktadır. Tüm dünya ülkelerinde de olduğu gibi bu türün sadece yapay yem ile avlanılması suları azalmış kaynaklardan alabalıkların kolayca avlanmasının önüne geçecek bir uygulamadır. Ayrıca, doğal yem ile avlanan alabalıkların boy limitlerinin altında olması durumunda geri salınması halinde, çoğu kez yemi ve yemin içindeki olta iğnesini yutmuş olduklarından hayati yaralar almakta ve tekrar yaşama dönme şansları olmamaktadır. Bu nedenlerle akarsularımızdaki alabalık avcılığında sadece yapay yeme izin verilmiş olup, doğal yem ile avlanmak yasaklanmıştır. [B]Alabalık avcılığında kan kurdu, kemik kurdu, leş kurdu, sinek larvaları, canlı ya da cansız iç su ve deniz balıkları neden kullanılamaz? [/B]Özellikle doğal alabalık türleri hastalıklara karşı çok hassastır. Ülkemizde çok sağlıksız ortamlarda üretilerek elde edilen kurt ve larvaların kullanımı, doğal alabalık türlerine hastalık bulaştırması riski nedeniyle yasaklanmıştır. Ayrıca yemlik balık olarak avlaklara götürülen iç su ve deniz balıkların bu kaynaklarda yaşam imkânı bularak üremeleri ile bölgenin ekolojik dengesinin bozulması söz konusu olmaktadır. [/I] Tüm dünya doğal alabalıklarına en yüksek derecede önem vermektedir. Ülkemiz bu konuda oldukça zaman kaybetmiş ve kaybetmeye devam etmektedir. Yapılan düzenlemeler ve kısıtlamalar daha güzel yarınlar içindir; bizim avladığımız ya da bildiğimiz türleri çocuklarımızında görüp avlması ya da görmesi içindir. Bu bağlamda söz konusu kural , oldukça radikal ancak olmazsa olmaz bir kuraldır. Diyorsun ki [I]"Bana kalsa, göllerde de benzer yasağın konulmasını, hatta alabalık avcılığının farklı bir kategoriye alınıp, özel eğitim ve sertifika/kota şartının da konulması gerektiğini dahi düşünmekteyim"[/I] o halde düşüncenin tersine değil düşüncen doğrultusunda önerilerde bulunman gerekli değil mi ! Alabalık avcılığında bir çok ülkede fly fishing yöntemi ciddi şekilde öne çıkarılmaya başlamıştır. Zira yakala bırak gerektiği durumlarda bu av yöntemi vazgeçilmez bir uygulamadır. Bizlerde bu kültürü umarım kazanırız. Aksi takdirde; - doğaya korumacı gözle bakmazsak- çocuklarımız avlayacak doğal balık bulamayacak. Öyle ya da böyle bir şekilde fly fishing öğrenmiş ve benimle avlanmış şanslı bir adamsın. Her derede fly atarsın bence. [I]Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.[/I] Fırat ve Dicle'ye gelecek olursak, her ikisinde de fly ile alabalık rahatlıkla aldım arkadaşlarımda döner kaşık ile. Sorun değil bizim insanımız başarır, her şeyi başarır yeter ki inansın ... |
güncel...................
|
Madem tebliğ değişiyor derneğe şimdilik üye olmasamda birkaç cümle eklemek isterim;
Çocukluğumdan beri Ankara ve etrafında avlanıyorum, o zamanlar kurtboğazı ve etrafındaki derelerde bol çıkan yayın, bıyıklı, kızılkanat, kasna, sazan şimdi yerine avcı balıklar yani turna ve tatlısu levreğine bırakmış durumda... Bu balıkları avlarken kullandığımız canlı yem yurtdışında bazı yerlerde yasak durumda, benimde bahsetmek istediğim konu CANLI YEMLE ilgili... Eskiden turna avına giderken avlağın yakınındaki derelerde serpme ile gümüş yakalar sonra bu balıkları turna avında kullanırdık. Üreme dönemleri farklı olduğu için havyarlı olduklarını bilmeden gümüşleri turnalara kurban verirdik. Bir turna için en az birkaç gümüş katlederdik. Şimdi serpme kullanmayı bıraktık, bunun yerini olta aldı hem daha sportif hem çevreye saygılı... Madem diğerlerinden bir farkımız olsun istiyoruz, Madem çevreyi korumak istiyoruz, Madem bilinçlenmek ve bilinçlendirmek istiyoruz, Madem elimizde kalan türleri çocuklarımızda görsün istiyoruz O zaman canlı yemle avlanmayı bırakmalıyız diye düşünüyorum, bu benim naçizane düşüncem ne dersiniz bilemem ama ne sularımız eskisi kadar temiz ne de yurdumuzda eskisi kadar çok tür var, duyarlı olacağınıza eminim... sağlıcaklıa |
Öncelikle şunu belirterek başlamak istiyorum. Bizler, sivil toplum örgütlü amatör balıkçılar kurallı ve sürdürülebilirlik çerçevesinde avlanmaya gönüllü doğaseverleriz. Devletimiz tarafından konulan kurallar yeterli olmadığı halde keyfi avlanma yapmayıp sürdürülebilirlik çerçevesinde tespit ettiğimiz eksiklikleri gönüllü olarak dile getirip kendi kendini kısıtlamış amatörleriz. Bu konunun ısrarla altını çizmek istiyorum. Bizler dedelerimizin, babalarımızın avladığı trofe balıkları avlayamıyoruz, çünkü kalmadılar yok oldular. Var olanlarda hızla tüketilmeye ve yok edilmeye devam ediliyor. Devlet kurallı ve sürdürülebilir amatör balık avcılığını desteklemek, korumak ve kontrol etmekle yükümlüdür. Bizler istiyoruz ki çocuklarımız bizim avlayamadığımız trofe balıkları avlayabilsinler.
Amatör Balık Avcılığını düzenleyen kurallar bilim adamlarımız tarafından yapılmış ve yapılacak çalışmalar referans alınmak suretiyle kesinlikle bilimin ışığında düzenlenmeli, uzun yıllar verilerine göre ve gerektiği durumlarda ivedilikle revize edilmelidir. Amatör ve Ticari avı düzenleyen Tebliğlerde kurumsal ve bireysel girişimlerin balık popülâsyonu üzerindeki baskısı net ve açık olarak hissedilmektedir. Üreme boyları tamamen bilimsel olup, bilimsel veriler ışığında boy, kg ve zaman yasaklamaları uygulanmalıdır. Kural koymakta karşılaştığımız sıkıntılar var evet ancak mevcut kuralların uygulamasında ve kontrolünde maalesef çok büyük bir boşluk var. Yeni kurulan Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nün kadroları koruma ve kontrol açısından oldukça yetersiz. Bu kadrolar kesinlikle desteklenmeli ve bir yeniden yapılandırma sürecine girilmelidir. Koruyamayıp kontrol edemiyorsanız kural koymanın sadece ve sadece kurallı avlanan gerçek amatörleri cezalandırmaktan öte gitmeyeceği aşikârdır ve bugüne kadar da bu genellikle hep böyle olmuştur. Ülkemizde gerekli alt yapı ve düzenlemeler yapılmadan amatör balık avcılığı herhangi bir belge ya da ruhsata bağlanmamalıdır. Türkiye genelinde herhangi bir stok tespiti yapmadan, koruma ve kontrol faaliyetlerini ve amatör tebliği ideal seviyesine çıkarmadan amatör balık avcılarının belgelendirme işlemi kesinlikle yapılmamalıdır. Yukarıda öngördüğümüz ve benzeri çalışmalar yapılmadan uygulamaya konulacak her hangi bir belgelendirme ya da ruhsatlandırma çalışması gelişmekte olan Türk amatör balık avı kültürüne kesinlikle zarar verecektir. Biz amatör balıkçılara bir kazanç kapısı gözüyle bakılmasını hoş görmüyoruz. Ancak ve ancak yeterlilik derecesine sahip resmi eğitim kurumları tarafından verilecek eğitimler ve ciddi bir ölçme değerlendirme sistemi sonucunda sembolik ücretler ile belgelendirme çalışması yapılması bir tercih sebebi olabilir. Eğitim her aşamada gereklidir. Ancak kara avında olduğu gibi bir eğitim ve ruhsatlandırma çalışmasının tamamen karşısında olduğumun altını çizmek istiyorum. Ayrıca ilgili Genel Müdürlüğümüzün amatör balık avı ve rekreasyonel balık avcılığı ile ilgili çalışmaları malesef çok kısıtlıdır. Oysaki aynı kurum ticari avcılık ve su ürünleri yetiştirilmesi ile ilgili birçok çalışmaya imza atmaktadır. Amatör Balık Avcılığı hobisi yıllardır üvey evlat muamelesi görmektedir. Bu ülkede yaşayan her insan potansiyel amatör balık avcısıdır ve filen bu hobiyi yapanların sayısı azımsanmayacak ölçüdedir. Bu hobi devletin çizdiği kurallar çerçevesinde ve yine devletin kontrolünde sürdürebilirlik ilkesine doğru orantılı olarak yönetilmelidir. Biz sivil toplum örgütlerinin de çabası bu yöndedir. Devletimize destek olabilmek ve taşın altına elimizi sokmak için hazır vaziyette beklemekteyiz. İstiyoruz ki devletimizde bizimle öz evladı gibi ilgilensin. Balıkların yumurta döktüğü periyoda denk gelen zaman yasaklamaları mutlaka bilimsel veriler ışığında ve avlak bazında yapılmalıdır. Örnek verecek olursak Sazangillerin zaman yasaklarını Türkiye genelinde tek bir tarihte sınırlarken daha sonra bölgeler halinde yasaklama kararı alınmıştır. Bu karar olumlu bir adım olarak kabul edilse de malesef arkası gelmemiştir. Aynı bölgede aynı zaman yasaklarına tabi iller arasında farklılıklar olduğu gibi bazı illerimizdeki zaman yasakları balık yumurtasını attıktan çok sonra kalkmaktadır. Konu hakkında TÜBİTAK ve üniversitelerimizdeki hocalarımızın yaptığı kısıtlı da olsa araştırmalar vardır. Öncelikle bu araştırmaların referans olarak alınması ve bununla yetinmeyip üniversitelerimizin bu konuda devletin ilgili kurumlar tarafından desteklenmesi gerekmektedir. Her nasıl olursa olsun bir avlağın yasak zamanı ve limitleri bilimsel veriler ışığında ele alınmalıdır. Doğal alabalık avcılığı zaman kısıtlamaları genel geçer bilgilere göre yerleştirilmiş olup tüm Türkiye için geçerli olan avlanmaya yasak olan zaman dilimi ( 1 Ekim – 31 Mart ) gözden geçirilmeli ve avlak bazında zaman yasağı koymak için çalışmalar bir an önce başlatılmalıdır. Ülkemizin coğrafi konumundan daha kuzey paralellerde olan ülkelerde ( örneğin İngiltere ve İskoçya ) uygulanan zaman yasakları alabalığın türü ve avlağa göre farklılıklar göstermekte ve buralardaki en uzun zaman yasağı dilimi şu an ülkemizdeki uygulama ile birebirdir. Daha kısa olan ( örneğin 18 Ekim 14 Mart vb ) zaman yasakları da mevcuttur ( Britanya ). Doğal alabalık avcılığını tüm Türkiye’de tek bir yasaklama diliminde ilan etmek belki pratik bir uygulamadır ancak amatörlerin avlanma hakkı göz önüne alındığında bu yasak bilimsel temellere oturmamakta ve avlanma süremizi mevsimsel olarak daraltmaktadır. Bu konuda ivedi olarak bilimsel çalışmalar yapılmalı ve yanlışlarımız düzeltilmelidir. Yapılacak olan ciddi araştırmalar neticesinde ülkemizde birçok doğal alabalığın şubat sonu itibariyle yumurtasını dökmüş olacağı bulgularına ulaşılacağı neredeyse kesindir. İdeal olan yasaklama aynen gelişmiş ülkelerde olduğu gibi avlak( göl, baraj, dere ) bazında bilimsel çalışmalar neticesinde yapılmalıdır. Ülkemizde bir başka sıkıntı yerel yönetimlerin başvurusu üzerine balık avcılığı/ balık stokları vb unsurların dışında tamamen yerel halkın özel talebiyle yasaklanan avlaklar hususudur. Benzer uygulamalar maalesef devlet kurumlarının talepleri ile de yapılmaktadır. Balık avı sadece ve sadece bilimsel veriler ışığında serbest olmalı ya da yasaklanmalıdır. Bir örnekle somutlaştıracak olursak Antalya ili Köprü çay suyunun ava çok müsait olan belirli bir kısmında balık avı yasağı vardır. Bu uygulama sadece ve sadece yöredeki turizm şirketlerinin talebi ile konulmuş ve rafting yapanların lehine bir yasaklamadır. Bu yasak rafting yapanların konforu için konulmuş bir yasaktır. Ancak işe turizm yönünden bile bakacak olursak balık avlamaya gelenlerin sağlayacağı ekonomik katkı burada göz ardı edilmiştir. Kaldı ki yasak sadece bilinçli amatör balık avcıları için geçerli olup yerel halk ve ziyaretçiler ağ ve benzeri malzemeler ile özellikle geceleri alabalık avı yapmaktadır. Yasak olan bölgede ciddi şekilde katliam derecesinde kaçak / illegal avcılık yapılmaktadır. Tarafımızdan yapılan ziyaretler sırasında bu bilgiler birebir görerek ve yaşayarak elde edilmiştir. İşte bu örnekte vermeye çalıştığımız gibi ülkemizin çeşitli yörelerinden gelen, doğal hayatın korunması, stok tespiti neticesinde balık popülâsyonunun çoğalması ve benzeri bir sebepten değil de sadece özel istekler üzerine yapılan yasaklamaları yanlış ve yanlı bulduğumuzu ifade ediyoruz. Bu örnekte olduğu gibi yasaklanan her yerin tekrar değerlendirilerek kontrollü bir şekilde ava açılmasını talep ediyoruz. Köprü çay örneğine dönecek olursak. Bir faaliyet gerçekleştirilirken diğer faaliyetin geçici olarak yasaklanması uygulaması pek ala yapılabilir. Buradaki önerimiz ise gündoğumundan sabah saat 10.00 a kadar balık avının serbest raftingin yasak olması, 10.00 – 17.00 arasında rafting nedeniyle balık avı yasağı uygulaması yapılması 17.00 dan dan gün batımına kadar raftingin yasaklanması amatör olta balıkçılığının serbest bırakılması olacaktır. Bizler, amatör balıkçılar olarak, koruma ve kontrollerin, sıkı denetimlerin sağlandığı bir ortamda boy/kg/adet ve zaman yasaklarına harfiyen uyulan bir ülkede daha fazla yasağa ihtiyaç duymadan refah içinde hobimizi ifşa edebileceğimize inanıyoruz. Yeter ki devletin ilgili kurumlarına yeterli desteği ve sivil toplum örgütlerinin katkısı ile ciddi bir koruma ve kontrol mekanizması geliştirilsin. Diğer bir husus özellikle alabalık avcılığına yasaklanan dereler başta olmak üzere, ava kapatılan sulara gerçek amatörler gitmemektedir. Bilindiği üzere sivil toplum örgütlü olsun olmasın, gerçek bir amatör gördüğü illegal avcılığı derhal güvenlik güçlerine bildirmektedir. Ava kapatılan sular bu bağlamda çok ciddi güvenlik zafiyeti vardır. Çünkü devlet bir suyu amatör balık avına kapatır ve o suda yeterli koruma kontrol faaliyete yapmazsa yasaklanan bu avlak katliamcıların sıklıkla uğradığı bir yer halini almaktadır. Basit bir örnek verecek olursak Yedigöller deresi yılardır ava kapalıdır. Ancak Yedigöller deresinde katliam ve illegal avcılık yıllardır devam etmektedir. Sularımızı kontrollü olarak ava açmak ve amatörleri kontrollü olarak bu avlaklara yöneltmek bu bağlamda ciddi bir koruma faaliyetinin başlangıcı olacaktır. [I]BEŞİNCİ BÖLÜM Yasal İşlemler ve Yasak Kararları Koruma ve kontrolle görevli olanlar MADDE 18 – (1) Tarım ve Köy işleri Bakanlığı teşkilatında ve Bakanlığa bağlı su ürünleri ile ilgili teşekküllerde su ürünlerinin, deniz ve iç suların koruma ve kontrolü ile görevlendirilen personel ile emniyet, jandarma, sahil güvenlik, gümrük ve orman muhafaza teşkilatları mensupları, belediye zabıtası amir ve mensupları, kamu tüzel kişilerine bağlı muhafız, bekçi ve korucular ile emniyet ve*” jandarma teşkilatının bulunmadığı yerlerde” köy muhtar ve ihtiyar heyeti üyeleri koruma ve kontrolle görevlidir.[/I] * Ülkemizde emniyet teşkilatının bulunmadığı her yerde Jandarma teşkilatı mevcuttur. [I](2) Koruma ve kontrolle görevli olanlar, Su Ürünleri Kanunu kapsamına giren kabahatler hakkında tutanak tutmak, kabahatte kullanılan istihsal vasıtalarına ve elde edilen su ürünlerine el koymak, Su Ürünleri Kanununun Ek 3 üncü maddesinde yer alan hükümler çerçevesinde idari para cezalarını kesmekle vazifeli ve yetkilidirler.[/I] Koruma ve kontrol ile sorumlu olan kurumlarımız ve personeli Tebliğ ve uygulamak zorunda oldukları yükümlülükler hakkında yeterli bilgi sahibi değillerdir. Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nün bakanlık vasıtasıyla bu kurumlar nezdinde bilgilendirme ve eğitim çalışması yapması oldukça faydalı bir başlangıç olacaktır. Ayrıca amatör tebliğler sivil toplum örgütlerimiz tarafından bastırılıp kitapçık haline dönüştürülmek suretiyle ücretsiz olarak dağıtılmaktadır. Son olarak 2/2 numaralı amatör tebliğ çeşitli sivil toplum örgütleri tarafından kitapçık haline getirilmiş ve 100,000 ‘in üzerinde kitapçığın dağıtımı başarıyla gerçekleştirilmiştir. Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nden benzer ve değişik eğitim ve bilgilendirme faaliyetler yapması beklenmektedir. [I]DÖRDÜNCÜ BÖLÜM / İç sularda amatör avcılık madde 10 İçme suyu rezervuarlarında, akaryakıt ile çalışan kayık, motor ve benzeri araçların kullanılması ve su alma noktasına 300 metreden daha yakın yerlerde su ürünleri avcılığı yasaktır. [/I] İç sularda akaryakıtlı akaryakıtla çalışan tekne bot motor kullanımı Tebliğ ile serbest bırakılacak uygulama değildir. Bu yasak ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın düzenlemekte olduğu Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği ile düzenlenebilir. Akaryakıtla çalışan ve genel olarak 4 zamanlı olarak tabir edilen çevreci su motorlarının iç sularda kullanımı birçok Avrupa ülkesi ve Amerika’da serbesttir. İlgili bakanlık bünyesinde çalışma yapılarak, minimum kirletici özelliği olan motorların belirlenerek içme suyu rezervleri dâhil olmak üzere kullanımlarının iç sularda serbest bırakılması gerekmektedir. Zira kirletici unsurlar göz önüne alındığında söz konusu çevreci motorların vereceği olası zarar şu anda istisna ile serbest bırakılmış birçok unsurdan çok daha azdır ( bakınız Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği ). Avlak çevresindeki tarımsal faaliyetler bile çevreci olan bu motorlar ile kıyaslanmayacak derecede sularımızı kirletmektedir. Hal böyleyken akaryakıt ile çalışan çevreci motorları akaryakıt ile çalışan ve çevreyi kirleten motorlar ile eş tutmak çok büyük bir eşitsizlik olarak ön plana çıkmaktadır. Bakanlığımız bu sorunun çözülmesi için biz amatörlere ön ayak olmalıdır. Ticari Tebliğ ile Amatör Tebliğ arasındaki tutarsızlıklardan bir örnek: Doğal alabalık avlanması hususunda ticariye limit yok, ancak amatöre 3 adet/gün ile sınırlı. Yayın balığı ticariye sınırsız, amatöre 1adet/gün şeklinde sınırlı. Söz konusu türlerin azaldığı varsayılıyorsa ticari ava yasaklanmalıdır. Amatör avcılık aynen kalabilir, amatör avcının doğa için tehdit oluşturmadığı artık yalın bir gerçek. Doğa için tehdit oluşturanlar denetimsizlikten güç alan amatör kılığına bürünmüş bohçacılardır. Balık avcılığını özendirmek ve amatörler arasında kaynaşma sağlamak vb. gibi birçok amacı bünyesinde barındıran ve sportif balık avı yarışması olarak adlandırılan yarışmalar bakanlık tarafından mutlaka bir kurallar manzumesine bağlanmalıdır. Sportif balık avı yarışmalarında canlı yem kullanımı kesinlikle yasaklanmalıdır. Aslında daha uzun yazacaktım ancak son gelişmeler neticesinde görüşlerimin bu kadarını yazıya dökebildim. Saygılarımla dikkate alınmasını rica ederim. |
Ticarinin sıkı bir denetimle düzenlenmesi, direk olarak amatörü koruyacaktır. Çünki ticariler şu anda benim torunumun çocuğunun tutması gereken balığı tutuyorlar. Dünya umurlarında değil. Tabi ki yasakları korumak yasayı yapmaktan defalarca zor. Esas mesele budur.
|
[QUOTE=kulekreis;314722]Ticarinin sıkı bir denetimle düzenlenmesi, direk olarak amatörü koruyacaktır. Çünki ticariler şu anda benim torunumun çocuğunun tutması gereken balığı tutuyorlar. Dünya umurlarında değil. Tabi ki yasakları korumak yasayı yapmaktan defalarca zor. Esas mesele budur.[/QUOTE]
Hasan abi bence bu konuda çok haklısın ancak ben biraz daha katı kurallar konulması taraftarıyım. Mesela iç suların balıklarını yiyen insan sayısı yok denilebilecek kadar az olan güzide ülkemizde neden iç sularda ticari amaçlı balık tutuluyor bunu da anlamış değilim. Ticari avcılık yapanlar kusura bakmasın ama bu olay böyle devam ettikçe iç sularımızda ne balık ne kurbağa ne kerevit ne de bitki kalacak. En azından 1 veya 2 avlak hariç geriye kalan iç sular için 3 sene 5 sene gibi bir yasak getirilirse de kâr kârdır. Bu konu üzerinde gerçekten düşünülmesi gerekir diye düşünüyorum.. |
| Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 06:50. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
www.oltacilar.com