|
|
|
#1 |
|
Nükleer Enerji Yerine Solar Enerji.
Türkiye’nin Solar Enerji Potansiyeli
Dünya üzerinde 36o-42o kuzey enlem, 26o-45o doğu boylamları arasında bulunan türkiye'de senelik yaklaşık güneş ışınımı 1303 kWh/m2yıl, yaklaşık senelik güneşlenme zamanı ise 2623 saattir. Bu rakamlar günlük 3,6 kWh/m2 solar enerji gücüne, günlük ortalama 7,2 saat, totalde ise 110 günlük bir güneşlenme zamanına tekabul etmektedir. 9,8 milyon ton eş değer petrol (TEP) ısıl uygulamalara olmakla birlikte senelik 26,2 milyon TEP solar enerji potansiyeli bulunmaktadır. Türkiyede Yılın 10 ayı süresince, teknik ve ekonomik açıdan ülkemizin yüzölçümünün %63'ünde solar enerji den faydalanılabilir. Güneş enerji radyasyonu dünyanın atmosferine dik açıda ise, bir düşüş 1.367 W/m2 (güneşi ışığını sabit olarak varsayarsak, aksi halde dünya sürekli döndüğü için bu açı değişecektir) 1.367 W/m2'deki bu solar enerji'nin 50 W/m2'si atmosferde emilerek yeryüzüne sadece 1.000 W/m2'lik bir bölümü ulaşır. Türkiye'de senelik bazda bu değer 1.100 kWh/m2*yıl ile 1.300 kWh/m2*yıl arasında değişir ve ayrıca bu değer çöllerde 2.500 kWh/m2*yıl'ı bulabiliyor. Bulutlu yaz aylarında bile güneş enerji sinin %80'ni emilmesine karşın 300 W/m2'lik bir güce oluşmaktadır. Türkiye'de solar enerji sistemleri ne en uygun alan bölgesi Güneydoğu Anadolu ve ardından ikinci sırada Akdeniz Bölgesi geliyor. Güneydoğu Anadolu türkiyenin solar enerji açısından en zengin bölgesi. Buraya gelen senelik toplam solar eneji miktarı 1460 kW/m2 ve senelik total güneşlenme zamanı 2993 saattir. Ayrıca Karadeniz Türkiye'nin en az solar enerji potansiyeline sahip bölgesi diyebiliriz. Tüm bu dataların ışığında Türkiye'de total olarak senelik alınan solar enerji 1015kWh kadardır Gerekli solar enerji yatırımların yapılırsa Türkiye'de yılda birim m2'sinden yaklaşık 1.100 kWh'lik solar enerji üretebilir. Güneşten dünyaya doğru saniyede ortalama 170 milyon MW solar enerji gelmektedir. Bir saniyede güneşten dünyaya solar enerji boyutu, Türkiye'deki senelik enerji üretiminin 1700 katına eşittir. Alıntıdır Konu kulekreis tarafından (13.03.11 Saat 23:41 ) değiştirilmiştir. |
|
|
|
|
|
|
#2 |
|
Hasan Bey bir coğrafyacı olarak yazınızı ilgiyle okudum.Özellikle son Japonya depremi (en azından bana) gösterdi ki nükleer santraller öyle anlatıldığı kadar güvenli değil.İhale sistemindeki çarpıklıklar (en ucuz teklifi sunan kazanır) gözönüne alındığında ülkemizde nükleer tesis inşaatı çok da sağlıklı olmaz kanısındayım.Coğrafi anlamda ülkemizin dünya üzerindeki konumu (36°-42° KP, 26°-45° DM) gereği yıl içerisinde Güneş ışığı 21 Haziranda Akdeniz Bölgesine yaklaşık 78°, Karadeniz Bölgesine ise 72° lik açıyla düşer.21 Mart ve 23 Eylül tarihlerinde ise Akdenize 54°, Karadenize ise 48° lik açılarla düşer.Özetle 21 Mart- 21 Haziran -23 Eylül tarihleri arası orta kuşakta bulunan ülkemiz için Güneş enerjisinden yararlanmak için yeterli zaman vardır.Bu durumda Güneş radyasyonu çok az bir kayıpla ulaşır.Bu enerjiden yararlanmak akıllıca olacaktır.Nükleer sızıntıların zararlarını yaşamış bir ülke olduğumuzda herkesin malumu.Ayrıca Dünya genelinde Nagasaki ve Hiroşimaya atılan atom bombaları dışında 1957'de Ingiltere'de Windscale plutonyum reaktoründe, Kasli Sovyetler (1957), Idaho Falls (1961), Detroit Michigan (1966), Lucens Isvicre (1969), Monticello-Minn (1971), Decatur Ala'da (1975) cesitli kazalar nükleer serpintiye yolaçmıştır.Nukleer sanayiyi sarsan ise, 1979 Three Mile Island kazasıdır.Konuyu daha da uzatmak mümkün.Saygılar.
|
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
Sevgili Murat Söylenecek okadar çok laf var ki ; Malesef yeri burası değil. Ama oyun bitince
Şah ile piyonlar ayni kutuya konuyor. Bunu herkesin bilmesi gerektiğine inanıyorum. Selamlar |
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Gerçekten çok faydalı bir düşünce, ama gel gör ki bunu faaliyete geçirmek ne kadar kolay veya ne kadar zor.
Paylaşım için teşekkürler Reis. |
|
|
|
|
|
|
#5 |
|
Doğal kaynaklardan, doğaya zarar vermeden enerji üretmenin en iyi yolu bu...
Fakat RANT çevresi olmadığından bizde uygulanması ya da tartışılması mümkün bile değildir. |
|
|
|
|
#6 |
|
Önümüzde daha halen devam eden bir gerçek var.
İnşallah sonuç felaket olmaz ve Japonya gibi nükleer santral yapımında dünyanın en gelişmiş teknolojilerini kullanan ve her an depreme hazır bir ülkedeki yaşanan bu felaketlerden ders çıkartılır. |
|
|
|
|
|
|
#7 |
|
17 Ağustos'un üzerinden neredeyse 12 yıl geçti, biz hala ders çıkaracağız! mesela hastanelerimizin 5'lik bir sarsıntıda bile yıkılacak düzeyde olması çok utanç verici. Halbuki Japonya felaketinden bir kaç gün sonra bir yetkili (hemde iyi bir yetkili) aynen şöyle diyor: "...Japonlar bu kadar sağlam bina yaptıysa, biz neden yapmayalım, bizde yapabiliriz..." şaka gibi, baksanıza biz neler yapabiliyormuşuz da haberimiz yok!
|
|
|
|
|
#8 |
|
Nükleer enerji üretim sistemini bildiğim için ve bilgi vermek için yazıyorum. Sistem uçaklardaki gibi yedeğinin de yedeği ayrıca hepsinin bir daha yedeği şeklinde yapılmaktadır.
japonyada ki merkezde bütün yedekler ve onların yedekleri depremden ve tsunamiden hasar görmüş vaziyette. Allah korusun ama diş emniyet zarfı fazla dayanmaz bir an once soğutma işleri süratle yapılmalıdır. Yoksa sonuç felakettir. Ama burada önemli bir nokta var. Japonlar ayrı ve değişik bir ırk tır vatanları için insanları için kendilerini bu işe feda edecek japonlar bunlarun önüne geçebilir. |
|
|
|
|