Anasayfaya Git!

Go Back   Balık Avı ve Amatör Balıkçılık Bilgi Makaleler

Makaleler Üyelerimizden.

OLTACILARDER 5. Geleneksel Turna Balığı Yakalama Yarışmaları Şenliği 9-10 Haziran 2012'de Bala Kesikköprü Barajında yapılacaktır. Detaylar İçin Tıklayınız...
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 05.12.09, 19:37   #1
kadir666
Üye
 
kadir666 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08/10/2009
Üye Adı: Kadir Oğuz
Memleket:ÇaNKıRı
Yaş: 18
Kan Grubu: 0 Rh (+)
En İyi Avı: (Sazancı)Önemli Olan Anı Yaşamak(Hiç Kısmetim Yok)(Nuri Ertik)
Mesajlar: 991
Referans: 0
kadir666 will become famous soon enoughkadir666 will become famous soon enough
Kurutulan göller üzerine bir araştırma - Avlan









AVLAN GÖLÜ YEŞEREREK EKOSİSTEMDEKİ ESKİ YERİNİ ALABİLECEK Mİ?

Doç.Dr. F. Sancar OZANER
TÜBİTAK, Yer Deniz ve Atmosfer Bilimleri Araştırma Grubu,Atatürk Bulvarı Kavaklıdere/ANKARA




Avlan Gölü Antalya İlinin kuşuçumu 75 km güneybatısında, Toros Dağ Kuşağı içerisindeki Elmalı Polyesi içerisinde yer alır. Karstik bir ova olan.bu polye KD-GB ve KB-GD yönlerinde birbirini kesen yaklaşık 30 km uzunlukta ve 5 km genişlikteki bu ovanın denizden yüksekliği 1030-1050 metreler arasında değişmektedir. Ovanın kuzeyinde ve güneyinde 1976 yılına dek bulunan 2440 ha genişliğindeki Karagöl ve 850 ha genişliğindeki Avlan sulak alanları 1975 yılından sonra kurutulmuştur.

Elmalı Ovası ve Çevresi M.Ö.V. bin yıldan bu yana iskan edilmektedir. bu uzun dönemli yerleşimi sağlayan en önemli doğal kaynak Karagöl va Avlan Gölleridir. Antik dönemde bu sulak alanlar yörede yaşayan insanların yoğun bir şekilde balıkçılık ve avcılık faaliyetleri yürüttüğü, çevresindeki meralarda sığır, koyun ve at yetiştirildiği, tonlarca peynir ve tereyağı üretildiği, nem durumuna göre farklı ürünlerin yetiştirildiği, kısaca, bir uygarlığın gelişmesi için gerekli olan kaynakların birçoğunu sağlayan ekosistemlerdi.Bu nedenle, bölgenin sergilediği zengin arkeolojik maziyi değerlendirirken göllerin kurutulmasından sonraki olumsuz şarları değil, göllerin var olduğu zamanki olumlu koşulları düşünmek gerekmektedir.

Avlan ve Karagöl'ün Antik Dönemdeki Bereketi
Ova’nın GD’sunda yer alan Avlan Gölü, Gömbe’deki karstik pınarlardan doğan, 30 km uzunluktaki Akçay ile beslenmekteydi. Yılın 6-7 ayında 850 ha lık bir sahayı işgal eden Avlan Gölü de yaz aylarında doğu, güney ve batı sınırlarında ve göl tabanında yer alan düdenler ve göl yüzeyinden olan buharlaşma yoluyla daralmakta, suyun çekildiği alanlara nohut ekilmekteydi. Göl sınırlarındaki bu yıllık değişimlerin yanısıra 10 ve 20 yıllık periyotlarla taşan Göğü Çayı ve Akçay’ın etkisiyle göllerin alanı daha da genişlemekte, bu sayede göllerin çevresindeki alanlar mineralce zengin alüvyonla yenilenmekteydi. Polye Ovası’nın taşkına ğrayan bu kesimleri yüksek taban suyu nedeniyle antik dönemde mera olarak kullanılıyor, Meralarda koyun ve sığır (çoğunlukla manda) besleniyor, antik dönemin en seri binek hayvanı (ve taşıtı!) olan at yetiştiriliyor, yer yer de nohut, mısır ekiliyordu .

Avlan'ın Karagöl ile birlikte bir sulak alan olduğu, üzerinde rüzgarla hareket eden saz adalarının bulunduğu, sazlardan yatak, yastık, semer yapıldığı sepet ve hasır yaygı örüldüğü, evlerin damlarında kullanıldığı biliniyor. özellikle sazan balığı ve su kuşları yönünden zengin olduğu, bu nedenle göl kurutuluncaya kadar üzerinde yoğun bir balıkcılık ve avcılık faaliyeti sürdürüldüğü Emalı'nın yaşlılarınca ifade edilmektedir. Alan'ın güneyindeki doğusundaki sedir ağaçları antik dönemden bu yana yaşamış uygarlıklara kaliteli kereste sağlamaktaydı.

Avlan Gölü de Karagöl gibi balıkçılık ve avcılık faaliyetlerinin yapıldığı, göl kıyısındaki sazların değerlendirildiği bir sulak alan durumundaydı Her iki gölün balıkçılık ve avcılık yönünden sergilediği yukarıda sayılan zenginliğe karşın DSİ’nin Göllerin kurutulması amacıyla hazırladığı “Karagöl-Avlan Projesi Taşkın Tesisleri Planlama Raporu’nun XI. Faslı’nda “ Bölgenin Balıkcılık ve Avcılık Potansiyeli” başlığı altında şu ifadeler yer almaktadır: “Karagöl’de az miktarda sazan balığı çıkmaktadır.Göl kurutulduktan sonra bu mümkün olmayacaktır. Civar ormanlardan avcılık bakımından istifade edildiği söylenebilir” Görüldüğü gibi, göllerin balık potansiyeli olduğundan daha az gösterilmekte, göllerdeki su kuşu avcılığına hiç değinilmemekte, göllerden elde edilen sazların oluşturduğu işgücü ve ekonomik getirisi hakkında tek bir cümle dahi bulunmamaktadır. Göllerin kurutulmasına baştan karar verildiği için Fizibilite Raporunda verilerin çoğu kurutmayı destekleyecek şekilde çarpıtılarak verilmektedir. Özellikle çevre Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin yayınlandığı tarihten önce yapımına karar verilen barajların birçoğunun fizibilite raporlarında da benzer çarpıtmalar yer almaktadır.

Özetle belirtmek gerekirse, a Bölgede yaşamış birçok uygarlığı besleyen bu sulak alanlar tarım toprağı kazanmak amacıyla 21. yüzyılda kurutulmuştur.

Göllerin Kurutulma Süreci
Karagöl ve Avlan Gölleri D.S.İ Genel Müdürlüğü’nün 1970 yılında hazırladığı “Karagöl-Avlan Projesi Taşkın Tesisleri Planlama Raporu”nun ardından başlatılan proje uygulaması sonucu kurutulmuştur. 1970-1975 döneminde göl sularının akaçlanacağı düdenlerin ve Başgöz Dere Vadisi’nin ıslahı, Göğü Çayı ve Akçay’ın aşağı kesimlerinin kanala alınması ve diğer kurutma kanalları ile Avlan Tünelinin yapımı gerçekleştirilmiş, 1976-1980 yılları arasında kurutma işlemi tamamlanmıştır. Önce, suları bir kurutma kanalı ile Büyük Düden’e ve Avlan Gölü’ne akıtılmak suretiyle Karagöl kurutulmuş, daha sonra, güneydeki Avlan Beli’nde 5.5 km uzunluğunda bir yer altı tüneli açılarak Avlan Gölü’nün suları doruk hattının güneyindeki Başgöz Vadisi’ne verilerek Avlan Gölü’nün de kurutulması tamamlanmıştır (Şek.1) Karagöl’de Kazan Pınarlarının çıktığı dar bir alan bu kaynakların yüksek debili ve sürekli akışlı olası nedeniyle kurutulamamıştır. Karagöl'ün kurutulan sahası 20 yıl taksitle 813 çiftçiye satılmış, kurutulan Avlan Gölü sahası ise Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nün malı olmuştur. Milli Emlak, buradaki tarlaları son yıllara dek düşük bir ücret karşılığında yöre köylülerine kiraya veriyordu. Gölde su tutulmaya başlandığından buyana tarlalar kiraya verilmemektedir.

Göllerin Kurutulmasından Sonra Ortaya Çıkan Çevre Sorunları

Sulak alanların kurutulmasından sonra bölgede giderek artan olumsuz çevre koşulları ortaya çıkmıştır. Örneğin, bölgenin Akdeniz iklimi ile karasal iklim arasında geçiş özelliği gösteren iklim özelliği daha karasal bir mahiyet kazanmıştır. Elmalı ilçesi Meteoroloji istasyonunun rasat yapmaya başladığı 1959 yılından itibaren, Karagöl’ün kurutulduğu 1976 yılını baz alarak 18 yıl öncesine (1959-1976) ve 26 yıl sonrasına (1977-1993) ait sıcaklık yağış ve buharlaşma değerleri yörenin iklim elemanlarındaki değişimi net bir şekilde yansıtmaktadır İki döneme ait uzun dönem aylık ortalama sıcaklıkları gösteren değerlerin karşılaştırılması göllerin kurutulmasından sonra yıllık ortalama sıcaklığın 0.6 °C arttığını, bu artışın özellikle yaz sıcaklarında belirgin olduğunu ortaya koymaktadır. Aynı tablodan İlkbahar aylarının (özellikle mart ve nisan) nispeten daha serin geçmeye başladığı sonucunu da çıkarılabilmektedir. Özellikle kasım aralık ve mart aylarında ortalama sıcaklıktaki düşüşler 0.2 ile 0.6 °C arasındadır.

Yıllık toplam yağışta da 1976 sonrasında 41.7 kg azalma olmuştur. (yıllık ortalama yağış 1976 öncesinde 513.9 kg iken, 1976 sonrasında 472.2 kg değerine düşmektedir). Bu azalma kış yağışlarında daha belirgindir.

Elmalı İstasyonu’nun uzun dönemli aylık ortalama buharlaşma verileri, buharlaşmanın, göllerin kurutulmasından sonra nisan-kasım arasındaki aylarda eski dönemden bariz bir şekilde daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Bu duruma, sıcaklıklarda haziran-eylül arasındaki artışın neden olduğunu düşünüyoruz. Yukarıdaki saydığımız olumsuz koşullara ek olarak, toprak üstü sıcaklığının sıfır derecenin altına düştüğü gün sayısı ortalamasının 1976 öncesinde 108 gün iken 1976 sonrasında 123.5 güne çıktığını da belirtmek gerekmektedir.

Elmalı Ovası’nda göllerin kurutulmasından sonra taban suyu seviyesinde de büyük düşüşler olmuştur. Yöre halkından öğrendiğimize göre, daha önce 5-18 metreler arasında çıkan yer altı suyu 60-90 metreler arasına inmiştir. Taban suyu seviyesinde meydana gelen bu dramatik düşüşe bağlı olarak kuyu açma maliyetleri de çok yükseldiği için çiftçiler yazın bahçelerini sulayamamakta ve ağaçlar kurumaktadır. Yüksek bedel ödeyerek kuyu açtıran çiftçiler de toprak zonunun aşırı kuraklaşması nedeniyle sulama süresinin uzadığını (daha önce yarım günde biten sulamanın üç gün sürdüğünü), bu durumun sulama maliyetini eskiye göre birkaç kat arttırdığını belirtmektedirler. Taban suyundaki düşüş toprakta tuzlanmaya da neden olmuştur. Taban suyunun çok derinlere inmesine bağlı olarak Karagöl’ün tabanında bulunan çökellerin kompaklaşması ve turbaların yanması sonucunda eski göl tabanında yer yer 2m yi bulan çökmeler oluşmuştur. Karagölün kurutulması sonucunda açığa çıkan göl tabanındaki kil ve silt boyutundaki ince taneli çökeller özellikle yaz aylarında kuzeyden esen rüzgarlarla kaldırılarak Susuz Dağına doğru sürekli toz fırtınalarına yol açmaktadır (yaz sıcaklıklarındaki artışın rüzgar hızının artmasında etkili olduğunu düşünüyoruz). Avlan Tüneli vasıtasıyla Başgöz Dere’ye akıtılan göl sularının taşıdığı alüvyonlar Finike kıyılarında siltasyona neden olmuş, buradaki plajların kalitesini düşürmüştür. Özellikle Avlan Gölünün de kurutulmasından sonra Finike ile Kumluca arasında uzanan kıyı ovasındaki taban suyunda düşüş olmuş, tatlı suyla yeterince beslenemeyen akiferleri tuzlu su basmıştır. Bu durum sebzeciliği ve meyveciliği olumsuz etkilemiştir.

Sulak alanların kurutulmasından sonra elma ağacının çiçeklenme mevsimi olan ilkbaharda don olaylarının daha sık olması elma rekoltesi ve kalitesinin düşmesine neden olmuştur. Bu olumsuz koşullara artan sulama maliyetleri de eklenince bahçe sahipleri elma ağaçlarını kesmeye başlamışlardır. Elmalı Tarım ilçe müdürlüğünde görevli Abdullah Önder’den aldığımız bilgilere göre sadece 1989-1994 yılları arasında 320.000’e yakın elma fidanı kesilerek yakacak olarak kullanılmıştır. (Daha önceki yıllara ait kayıtlar tutulmadığı için kesilen toplam elma ağacı sayısı bilinmemektedir. Göllerin kurutulması diğer tarım ürünlerinin rekoltelerinde de düşüşlere yol açmıştır. Kuzköy Muhtarı Ahmet Batı nohut üretiminin dekar başına 2/3 oranında, şeker pancarı ve kavun üretiminin ise 1/3 oranında azaldığını belirtmiştir.

Göllerin kurutulması dolaylı bir şekilde yöredeki sedir ağaçlarının giderek kurumasına da yol açmıştır. Bu duruma Acleris undulana adlı bir sedir zararlısının popülasyonunda, göllerin kurutulmasından sonra meydana gelen hızlı artış yol açmıştır. Elmalı’da Orman İşletme Müdürlüğü yetkilileri, göllerin var olduğu dönemde su kuşları tarafından besin olarak kullanıldığından dolayı popülasyonu belli bir seviyede tutulan bu canlının popülasyonunda göllerin kurutulmasından sonra hızlı bir artış olmuş ve sonuçta yılda ortalama 2000 m3 sedir ağacı kurumaya başlamıştır.

Avlan Gölü’nün kurutulması, Avlan Beli ile Finike Kıyısı arasında akan Başgöz Dere’yi besleyen karstik pınarların da büyük ölçüde kurumasına neden olmuş, buna bağlı olarak Başgöz Dere’nin suyu %50 ye yakın azalmıştır Göldeki suyun drene edilmesi sırasında Başgöz Vadisi'nde derin bir yarılma meydana gelmiş, doğal akarsu profili bozulmuştur. Göllerin kurutulmasıyla birçok canlı türünün yaşama ortamları yok edilmiş, olasılıkla birçok endemik tür de bilimsel çalışmalara konu olamadan ortadan kalkmıştır.

Karagöl ve Avlan Sulak Alanları’nın kurutulması olayı ekosistemlerin işleyişi yeterince araştırılmadan uygulanan mühendislik projelerinin kalkınma adı altında gerçekte yörenin doğal kaynaklarını tükettiğini, yarardan çok zarar verdiğini kanıtlayan dramatik bir örnektir.

Göllerin kurutulmasından sonra ortaya çıkan ve şiddeti giderek artan olumsuz çevre koşulları nedeniyle Elmalı İlçesi’ne bağlı 37 köyün muhtarları ve bir belediye başkanı 3000’e yakın imza toplayarak 01.08.2003 tarihinde Çevre Bakanlığına başvurarak, öncelikle, tapusu hazineye ait olan Avlan’daki eski gölün yeniden oluşturulmasını talep etmişlerdir.Bunun üzerine drenaj tünelinin kapağı kapatılarak gölde su tutulmaya başlanmıştır. Ancak, gölün mevcut olduğu dönemde Gölün doğu yamacından geçen yol onarılmadığı için polye tabanındaki yeni yolu kullanan araç sürücüleri suyun yükselmesiyle birlikte zor durumda kalmakta ve onların yoğun yakınmaları üzerine DSİ ilgilileri tünel kapaklarını açarak biriken suyu yeniden drene etmektedir.

Avlan Gölünün yeniden yeşerebilmesi için ovanın ortasından geçen yeni yolun tamamen iptal edilerek eski yolun onarılması gerekmektedir. Gölün kalıcı bir şekilde yeiden oluşturulması Türkiye'deki çevrecilik tarihinin gerçek Miladı olacaktır.
ALINTIDIR...
kadir666 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05.12.09, 20:48   #2
Tayfun TURNALI
 
Tayfun TURNALI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07/3/2009
Üye Adı: Tayfun TURNALI
Memleket:SAKARYA
Yaş: 40
Kan Grubu: 0 Rh (+)
En İyi Avı: cezalıyım..
Mesajlar: 2.116
Referans: 0
Tayfun TURNALI will become famous soon enoughTayfun TURNALI will become famous soon enough
Dilerim bu hatayı yapanlar hatalarını telafi ederler...bir yol için gölde su tutulmaması traji komik...zaten olay baştan sona ibretlik....eline sağlık....
Tayfun TURNALI isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07.12.09, 11:47   #3
Fedai ERDEM
 
Fedai ERDEM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28/1/2009
Üye Adı: Fedai ERDEM
Memleket:Ankara-Kayseri
Yaş: 41
Kan Grubu: 0 Rh (+)
En İyi Avı: İyi Olsun Dünya
Mesajlar: 3.077
Referans: 28
Fedai ERDEM will become famous soon enoughFedai ERDEM will become famous soon enough
Kadir seni bu hayatının bu evrelerinde küçüçük yaşının küçücük yüreğinde çevrene ve hayata olan duyarlılığın için teşekkürler. geleceğimizde senin gibi yaşam alanlarını korumasını ve kollamasını bilen gençlerimizin olması beni korkutmuyor..
Fedai ERDEM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07.12.09, 22:07   #4
Atilla TOKER
 
Atilla TOKER - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 09/4/2008
Üye Adı: Atilla TOKER
Memleket:Aydın/Didim yazsada memleket ADANA
Yaş: 37
Kan Grubu: 0 Rh (+)
En İyi Avı: Havalar ısındı bakcez gayri!!!
Mesajlar: 1.290
Referans: 1
Atilla TOKER will become famous soon enoughAtilla TOKER will become famous soon enough
yarınlar için umutlu olmak senin gibi gençlerin yaşadığı dünyayı sevmesine bağlı ki yarınlar güzel olsun
duyarlı bilinçli olmak lazımabilerimiz başlattı biz sürdürüyoruz sizler büyüteceksiniz!
bu sebeble
Atilla TOKER isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06.02.10, 23:00   #5
keşfetmekiçinbak
 
keşfetmekiçinbak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28/4/2009
Üye Adı: Tuncay UYANIK
Memleket:Ankara
Yaş: 44
Kan Grubu: 0 Rh (+)
En İyi Avı: yakalayıp bıraktıkları
Mesajlar: 371
Referans: 0
keşfetmekiçinbak will become famous soon enoughkeşfetmekiçinbak will become famous soon enough
TTKD: Avlan Gölü'ne dikkat!


Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD), 1978'de kurutulduktan sonra 1997 yılında su tutulmasına karar verilerek yeniden göl olan Avlan Gölü'nün geri kazanılmasının ardından yıllar geçmesine rağmen pek çok sorunla karşı karşıya olduğuna dikkat çekiyor...


TTKD Antalya şubesinden konu ile ilgili Çevre Bakanlığı'na da gönderilen metnin tamamını aşağıda bulabilirsiniz:

1- GÖLÜN SUYU KURUMUŞTUR: Ülkemizde Çevre Bakanlığının kontrolünde olan sulak alanlardan Avlan Gölü nedeni bilinmeyen bir şekilde SON ÜÇ YILDIR YAZLARI yeniden kurumaktadır. Çevre Bakanlığının bu durumdan haberi ve bilgisi var mıdır? Gölü bölgede korumakla yükümlü olanlar Çevre Bakanlığına bilgi vermişler ve çözüm istemişler midir? Göl bu noktaya gelinceye kadar yetkililer her hangi bir şekildi bilgilendirilmişler midir? BİZLER GÖLÜN ESKİ HALİNE GELMESİ İÇİN İVEDİ olarak SU VERİLMESİNİ ve İVEDİ OLARAK GÖLÜN TÜM SORUNLARIN ÇÖZÜLMESİNİ İSTİYORUZ

2- DÜDENLERİN DURUMU: Gölün sularını doğal olarak tahliye eden düdenlerde kaçak olduğu ve bu kaçakların 2004 yazında çalışan ve yine çalışacağı söylenen gölün yanındaki taş ocağından da kaynaklandığını çevre köylüleri dile getirmektedir (dinamit patlatıldığı ve karstik alanda çok ciddi tahribat yaptığı söylenmektedir) Karamık tarafındaki düdenlerde kaçak olduğu ve bu kaçakların geçen yıl küçük çaplı tadilat yapıldığı ifade edilmesine rağmen bu yıl yine göl kurumuştur. Çok pahalı olmayan bir planla gölün tadilatı yapılabilecekken neden son üç yıldır görün kuruduğunu bilmek istiyoruz ve Çevre bakanlığının bu konuda acil önlemler almasını talep ediyoruz.

3- GÖLDE YAŞAYAN SU KUŞLARI VE BALIK ÖLÜMLERİ: Gölde adeta gölün kurumasına göz yumma olarak adlandırabileceğimiz bu durum gölde inanılmaz katliamlara tıpkı 2004 yılında olduğu gibi yine sebep olmuştur. a) öncelikle gölde balıkların yaşama ortamı; su ve suya bağlı olarak oksijen kalmamış ve özellikle Tarım İl Müdürlüğü ve Su Ürünleri Enstitüsünce çok büyük bir duyarlılık gösterilerek gölün balıklandırılması için göle son üç yıldır atılan yaklaşık 15 bin balık tamamen katledilmiştir. Yörenin vicdanlı insanları 2004-2005 yılında yaşanan katliamdan son derece rahatsız olmuş ve adeta derneğimizi telefon yağmuruna tutarak bu katliamın durdurulması için biz çevrecilerin bir şeyler yapmasını istemişlerdir. Bizler artık bu göz yummaları istemiyor ve tedbir alınmasını talep ediyoruz.
b)Gölde yaşayan su kuşları da hemen hemen aynı akıbete uğramış ve özellikle yavru kuşlar daha da çok etkilenerek tümü beslenme alanlarınının %95 ini kaybetmiştir. Bu yıl Çevre Bakanlığı tarafından kesin olarak önlemleri alınmasını istiyoruz

4-ORTASINDAN GEÇEN KARAYOLU:Yıllardır gölün yaşayabilmesi için gölün içerisinde su hareketi olması gerektiği, gölün bir bütün olduğu ve bu tür sulak alanlarda içerisindeki canlıların yaşayabilmesi için suyun temiz olması gerektiği, oksijen içermesi gerektiği konusunda yolun kaldırılmasının gerekliliğini bilim insanları belirtmişti. Bilimsel olan bu verilerin ışığında yolun kaldırılması kararını Çevre Bakanlığı ULUSAL SULAK ALAN KOMİSYONU KARAR ALTINA ALMIŞTI . ANCAK KARAR ALINMASINA RAĞMEN gelinen son durumda yolun kaldırılması için imza koyan DSİ VE Ulaştırma Bakanlığı hala yolu kaldırmamıştır. Bizler bu yolun alınan karar doğrultusunda ivedi olarak kaldırılmasını istiyoruz.

1)Karayolları Genel Müdürlüğü ve Bölge Müdürlüğü yüzyılımızın en önemli konularından biri olan Çevre konusunda bunca bilgi varken ve dünyanın yaşadığı felaketler hızla çoğalırken edindiği bilgiyi kullanmamakta ısrar etmesinin ardında çevreye olan sevgisizliği mi yatmaktadır yoksa başka nedenler mi vardır?

2)Karayolları hangi nedenlerle yolu kaldırmak yerine tamirat yapmaktadır?
3)DSİ yolu hangi nedenlerle kaldırmamaktadır?

4)Bölge insanının YOL İLE İLGİLİ bize verdiği bilgiler ise insanı ürpertecek olayları sergilemektedir. Özellikle yavru su kuşlarının; mekelerin, ördeklerin gölün ortasından geçen karayolunu geceleri kara olarak görüp yola çıkmakta olduklarını ve dolayısı ile hem gece ve hem de sabahları kamyonlar ve yoldan geçen diğer otoların her gün 5-6 kuşu ezerek ölümüne sebep olduklarını anlatmaktadırlar. Bu durum karşısında vicdanlı birer insan olarak çok rahatsız olduklarını ve bölge insanı olarak yolun kaldırılmasının önemini ısrarla anlatarak yolun hemen kaldırılmasını istediklerini talep etmektedirler.

BİZ KARAYOLUNUN DURDURULMASINI TALEP EDİYOR VE ULUSAL SULAK ALAN KOMİSYONUNUN ALDIĞI KARARIN HEMEN UYGULAMAYA KONULMASINI TALEP EDİYORUZ

5-GÖLÜN KENARINDAKİ TAŞ OCAĞI: Avlan Gölünün Elmalı girişinde gölün hemen kıyısında halen çalışıyor olarak bulunan TAŞ ocağı gölün çevresinde doğal set ve duvar oluşturan tepeyi adeta yok edecektir. Böyle bir taş ocağı a) sulak alan kıyısında olan bu tür taş ocakları gölün doğal yapısın bozmakta, karstik alanda zeminde aşırız çatlaklar oluşturarak suyun kaybolmasını hızlandırmaktadır. Ayrıca aşırı toz zaten su hareketi hemen hemen hiç olmayan gölde inanılmaz kirlilik yapmaktadır b) Bu taş ocağı gelecekte göl için şöyle bir senaryonun da habercisi gibi görülmektedir. Bu şekilde çalışmaların devam etmesi halinde doğal seddenin ortadan kalkması gündeme gelecek ve gelecekte hemen yanında bulunan tarla sahipleri ve diğerleri tarafından"gölün suları tarlalarımıza zarar veriyor" diyerek yeniden kurutma talepleri içeren söylemler başlayacak ve bu durum da yeniden gölün kurutulma talepleriyle daha büyük zarar verme taleplerini ortaya çıkartacaktır. Bu nedenle ivedi olarak bu TAŞ OCAĞININ YENİDEN ALDIĞI SÖYLENDİĞİ RUHSAT İPTAL EDİLMELİ VE GELECEKTEKİ SENARYOLARIN ÖNÜNE GEÇİLMELİDİR.

6- GÖLÜN ÇEVRESİNDEKİ SEDİR AĞAÇLARININ DURUMU: Gölün oluşmasıyla birlikte sedirlerde yeniden sağlıklı durum gözle görülür hale gelmiştir. Ortalama yaşları en az 200- 400 yıllık ve anıt ağaçların da bulunduğu yüzlerce ağacın ekonomik değeri bile ölçülemeyecek durumda olmasına rağmen göz göre göre yeniden sararmalarına seyirci kalmak istemiyoruz ve hemen bir inceleme yapılarak alınabilecek önlemler ve çözüm yollarının bulunmasını talep ediyoruz. Bizler TTKD Antalya Şubesi olarak yukarıda belirtilen sorunlara bakanlığınız tarafında ivedi çözüm bulunabilmesi talep ediyor yarın demek olan su kaynakları olan göllerimize sahip çıkılmasını talep ediyoruz

1.9.2005

Hediye GÜNDÜZ

TTKD Ant.Şb,Yön.Kur.Baş.

Kaynak: www.bugday.org
13-09-2005
keşfetmekiçinbak isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06.02.10, 23:08   #6
keşfetmekiçinbak
 
keşfetmekiçinbak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28/4/2009
Üye Adı: Tuncay UYANIK
Memleket:Ankara
Yaş: 44
Kan Grubu: 0 Rh (+)
En İyi Avı: yakalayıp bıraktıkları
Mesajlar: 371
Referans: 0
keşfetmekiçinbak will become famous soon enoughkeşfetmekiçinbak will become famous soon enough
BIR SIYASI RANT FILMI AVLAN GOLU


1950’lerden itibaren siyasi rantın, toplumsal ve ülke çıkarlarının üstünde değer kazandığı dönemde, dışa güdümlü ekonomik politikalar üreten ülkemizde siyasi iktidar, elindeki tüm kurumları, kendisini iktidara taşıyan tabanının ihtiyaçlarını karşılamak yönünde kullanmakta hiç tereddüt etmemişti. Bu yıllarda kurulan DSİ tarafından yaban sulak yaşam alanları, bataklıklar, tarım arazisi yapılmak, tarıma su temin etmek amacıyla ya kurutulmuş, ya da baraj yapılmıştı.
Bu dönemde, Osmanlı döneminden kalma tapularda, gölün ve çevre dağların sahibi görünen, kuruyan göle sahip çıkmak için gölün kurutulmasını talep eden, ağa ailesi Subaşı ve Baysanlar‘la çevre köyler arasında toprak savaşı baş gösterdi, köylüler de topraktan pay isteyince dönemin siyasi tarihinde yer alacak bir mücadele başlamış oldu.

kaynak http://www.dunyalilar.org/modules.php?name=News&file=article&sid=82
keşfetmekiçinbak isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06.02.10, 23:13   #7
keşfetmekiçinbak
 
keşfetmekiçinbak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28/4/2009
Üye Adı: Tuncay UYANIK
Memleket:Ankara
Yaş: 44
Kan Grubu: 0 Rh (+)
En İyi Avı: yakalayıp bıraktıkları
Mesajlar: 371
Referans: 0
keşfetmekiçinbak will become famous soon enoughkeşfetmekiçinbak will become famous soon enough
Doğanın Türkiye'ye dersi: Avlan Gölü
Eklenme tarihi: 30.12.2009 21:15:04 | Kaynak: Star


Tuba KARANFİL

Bir gün eminim sizin de yolunuz düşmüştür yol üstünde küçük bir yerleşim yerine; yemek yenilecek ve gidilecek yere doğru yola düşülecektir . Ve hemen araştırma başlar,ne yenir nerede yenir diye. Mütevazi bir lokantada, o yörenin güzel yemekleri yenirken,bir taraftan da küçük mekanın duvarlarında dolaşır gözleriniz. Çoğu zaman bir şelale, yanında bir değirmen, bir orman tablosu ve içinde olunası bir kulübe ya da , dalgalı bir denizde beyaz köpüklerin arasında,lacivert sularda yol alan bir tekne ile burun buruna gelirsiniz ve bilirsiniz ki ne şelale, ne orman ne de deniz var olandır, düşlerden taşınmış tablolardır.

İşte Todosk ( Toroslar Doğa Sporları Kulübü ) 2007 Kızlarsivrisi Yaz Şenliği için mola verdiğimiz Elmalı ‘da bir lokantanın duvarında göz göze geldim böyle bir tablo sandığım muhteşem Avlan gölü fotoğrafıyla. Çamkuyular Kamp Alanından dönüşte suya hasret bataklık görünümündeki göl alanı aşağıda göründüğünde, lokanta sahibinin neden anlamlı bir şekilde “ tablo olur mu , o gerçek bir göl, inişte çok daha rahat görebilirsiniz” dediğini anladım.

Sureti ile aslı arasında bir benzerlik kuramadığım Avlan Gölü ‘nün hazin hikayesine, tarihin sayfalarındaki yolculuğum işte böyle başladı.

Avlan Gölü, Antalya ilinin 75 km güneybatısında Toros Dağ kuşağı içerisinde, Susuz Dağı eteklerinde karstik kökenli( kaya tuzu, jips, kalker gibi çözünebilen tabakaların bulunduğu sahalar), yaklaşık 10 km karelik bir alana yayılan, deniz seviyesinden 1043 metre yükseklikte, Elmalı polyesinde ( karbonatlı kayalardan meydana gelmiş yüksek dağlar arasında bulunan geniş düzlük ya da ovalar) bir göl.

Doç. Dr. F. Sancar Ozaner’in belirttiği üzere, Elmalı ovası ve çevresi M.Ö V. bin yıldan bu yana iskan edilmektedir (Bilinen tarihinin M.Ö 5. ve 4. yüzyıllarda Likyalılarla başladığı düşünülürse tarihin karanlıklarında kalmış uzun bir süreç).

Bu uzun dönemli yerleşimi sağlayan en önemli doğal kaynak Karagöl ve Avlan gölleridir. Antik dönemde bu sulak alanlar, bir uygarlığın gelişmesi için gerekli olan kaynakların birçoğunu sağlayan ekosistemleri oluşturdu. Balıkçılık, avcılık, hayvancılık, nem durumuna göre farklı ürünlerin yetiştirilmesine olanak sağlayan toprağa bağlı olarak tarım, geçim kaynakları oldu. Yılın 6-7 ayında 850 hektarlık sahayı işgal eden Avlan Gölü, yaz aylarında göl tabanında yer alan düdenler (kalkerli arazide erime ile oluşan daire biçimli kapalı çukurluklar, yeraltı sularını birbirine bağlayan kanallar) ve göl yüzeyinden olan buharlaşma yoluyla daralmakta, diğer yandan göl sınırlarındaki bu yıllık değişimlerin yanı sıra, 10 ve 20 yıllık periyotlarla taşan, Göğü Çayı ve Akçay‘ın etkisiyle, göllerin alanı daha da genişlemekte ve göllerin çevresindeki alanlar mineralce zengin alüvyonla yenilenmekteydi. Polye ovasının taşkına uğrayan bu kesimleri yüksek taban suyu nedeniyle antik dönemde mera olarak kullanılıyor, yer yer de nohut, mısır ekiliyordu.

Anlaşılacağı üzere, suları bir dönem çekilse de göllerin oluşturduğu ekosistem, kendini yenileyici ve doğal döngüyü koruyucu özelliğini, bir müdahale olmadığı takdirde sürdürebilmekteydi.
Ve nasıl oldu da binlerce yıl sahip çıkılan, varlığının, geçiminin yegane dayanağı olan bu ekosistemin, bir mirasın yok olmasına izin verildi? DSİ tarafından yaban sulak yaşam alanları, bataklıklar, tarım arazisi yapılmak, tarıma su temin etmek amacıyla ya kurutuldu, ya da baraj yapıldı.

Bu dönemde, Osmanlı döneminden kalma tapularda, gölün ve çevre dağların sahibi görünen, kuruyan göle sahip çıkmak için gölün kurutulmasını talep eden, ağa aileleri ile çevre köyler arasında toprak anlaşmazlığı baş gösterdi, köylüler de topraktan pay isteyince dönemin siyasi tarihinde yer alacak bir mücadele başlamış oldu.

Ağalar ve köylüler arasındaki toprak mücadelesi 1974 yılında Ecevit hükümeti zamanına kadar sürdü ve gölün mülkiyetinin devlete geçmesiyle son buldu.

Köylülerin Avlan Gölü’nün kurutulup tarım arazisine dönüştürülmesi talebi üzerine, 1978 yılında gölün suyunu Finike yönüne akıtacak olan 5.5 km'lik tünelin yapımına başlandı. (DSİ Karagöl ve Avlan Projesi Taşkın Tesisleri Planlama Raporunun ardından başlatılan proje uygulaması ile ) 2 yılda tamamlanan tünelle, göl tamamen kurutuldu.
Avlan Gölü ‘ne akıtılan Karagöl kurutularak 20 yıl taksitle 813 çiftçiye satıldı, Avlan‘da da 10 bin dönümlük göl arazisinde köylüler devlete ödedikleri düşük bir kira bedeli karşılığında ekim yapmaya başladılar.

Ve sonra n'oldu da, gölün kurutulması talebinde bulunan köylüler de dahil olmak üzere, 01.08.2003 tarihinde Elmalı ilçesine bağlı 37 köyün muhtarları ve bir belediye başkanını 3000'e yakın imzayla Çevre Bakanlığı'na, Avlan’daki eski gölün yeniden oluşturulması için talepte bulunur hale getirdi ?

Doğa binlerce yıldır süregelen döngüye müdahele eden insanoğlunu asla affetmedi!Elmalı ilçesi Meteoroloji İstasyonu‘nun gölün kurutulduğu dönemde elde ettiği verilere göre, yıllık ortalama sıcaklık 0.6 derece arttı, yıllık toplam yağışta 1976 sonrasında 41.7 kg azalma oldu ve değerlendirmede anlaşıldığı üzere, Akdeniz iklimi ile karasal iklim arasında geçiş gösteren iklim özelliği daha karasal bir hal aldı.
Elmalı Ovasında göllerin kurutulmasından sonra, taban suyu seviyesinde de büyük düşüşler oldu. 5-18 metreler arasında çıkan yer altı suyu, 60-90 metrelere indi ve bu düşüş toprakta tuzlanmaya neden oldu.

Sulak alanların kurutulmasından sonra iklim değişikliğine bağlı olarak, elma ağacının çiçeklenme mevsiminde don olaylarının daha sık olması, elma rekoltesinin ve kalitesinin düşmesine neden oldu. Sulama maliyetlerinin yükselmesi, büyük oranlarda bahçe sahiplerinin elma ağaçlarını kesmesine, üretimden vazgeçmesine yol açtı.

Diğer yandan göllerin kurutulması, dolaylı bir şekilde yöredeki değerli sedir ağaçlarının da kurumasına neden oldu, gölde yaşayan kuşların yaşam alanının ortadan kalkmasıyla birlikte, su kuşlarının besin kaynağı olan sedir zararlısının populasyonu belli bir seviyede tutulurken, bir anda hızlı bir artış gösterdi ve yılda ortalama 2000 metre küp sedir ağacı kurumaya bırakılmış oldu.

Bölgedeki sedir ormanlarının ve ovadaki elma üretiminin iklim değişikliğinden olumsuz yönde etkilendiğini söyleyen çevreci kuruluşlar ki özellikle Avlan Gölü’yle adı bütünleşen TTKD Antalya Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Hediye Gündüz, 2 Şubat 1997‘de bizim de imzaladığımız Ramsar Sözleşmesi sonrasında Türkiye‘nin uluslararası öneme sahip sulak alanları arasında yer alan Avlan Gölü’nün yeniden su tutması ve ekolojik dengenin tekrar sağlanması yönünde ciddi adımlar attı, durumu hem kamuoyuna, hem devletin zirvesine taşımakta tereddüt etmedi, Elmalı Belediyesi ile ortak hareket ederek Avlan Şenliği geleneğini de başlattı.
Avlan Gölü, kendisini yok eden ellerde tekrar can bulan, ilk sulak alan olma özelliğini korumaktadır. Ne yazık ki bu dönüşümün tamamlanması önünde birçok engel ortaya çıktı.

Karayolları gölün kurutulduğu yıllarda Finike - Elmalı Karayolu’nu, yolu kısaltmak adına göl alanının ortasından geçirdi. 1997 yılından itibaren gölde su tutulmasına karar verildiğinde bu durum birçok problemi su yüzüne çıkardı.
Bir gölün yaşayabilmesi için gölün içerisinde su hareketi olması gerekiyor ve aynı zamanda bu tür sulak alanlarda içerisindeki canlıların yaşayabilmesi için suyun temiz olması ve oksijen içermesi gerekiyor. Gölün su tutmasıyla birlikte 2002-2005 yıllarında, göldeki biyolojik çeşitliliği arttırmak adına, göle 15 bin balık bırakıldı. 2004-2005 döneminde, her gece gölden yola çıkan yavru su kuşlarının birer birer yoldan geçen araçların altında kaldığı, doğal ortamdan uzak, su hareketinin az, kirliliğin fazla olduğu sığ sularda avlanmanın da kolaylaşması sonucunda hepsi kaybedildi.

Temelde gölün kurutulması talebinde bulunan köylülerin müdahelesi son buldu: önceleri sulama amaçlı olarak, deşarj kanallarının denetimsiz açılması söz konusuyken, sonradan bu durum da kontrol altına alındı. Fakat gölün varlığını sürdürmesi yönünde iki büyük tehdit varlığını hala korumaktadır; birincisi 2004 yılında yeniden çalışma izni verilen Avlan‘ın Elmalı girişindeki taş ocağı ki gölün tabanında oluşan çatlakların dinamitleme sonucunda olduğu tezi oldukça geçerli, aynı zamanda çevre kirliliği yönünden, su hareketi az olan bir göl için, tozuyla yarattığı tehdit küçümsenecek gibi değil.

Aynı zamanda ileriye dönük olarak taş ocağının çalışmaları devam ederse, doğal seddenin ortadan kalkması gündeme gelecek ve yakındaki tarla sahipleri “gölün suları tarlalarımıza zarar veriyor “ diyerek yeniden kurutma taleplerini gündeme getirecekler.

Diğer bir tehdit ise, gölün ortasından geçen yol; bilimsel verilerin ışığında Çevre Bakanlığı Ulusal Sulak Alan Komisyonunca karar altına alınmış olmasına rağmen, maliyeti yüksek olduğu için hâlâ kaldırılmış değil.
Kış aylarında yağışlar nedeniyle sular altında kalan yol, gölün suyunun tünele aktarılmasını gerekli kılmakta; yazın kurak dönemlerinde gerekecek bir damla suyun önemi ortadayken, gölün bu suyu tutması engellenmiş olmakta. Aynı şekilde, gölün suları açılan tünelle vadiye akıtılınca, güçlü su toprağın aşınmasına ve Finike Körfezininve sahilinin çamurlaşması sonucunu ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak; 135 sulak alandan biri olan ve son 60 yılda sulak alanlarının yarısını kaybeden Türkiye‘deki Amik, Ketsel, Gavur, Yarma Gölleri ve Aynaz, Hotamış ve Eşmekaya Sazlıkları ile aynı kaderi paylaşan Avlan, yaşamını sürdürmek için direnmekte.
Göl içinde ve yakın çevresinde varlığını sürdürmeye çalışan kızılbacak, deredüdükçünü, küçükbatağan, tepeli batağan ve Avlan‘ın yarattığı nem ve kuş çeşitliliğine muhtaç, 1967’de tabiat ormanı ilan edilen, yanıbaşındaki, aslan ardıç, koca katran, koç sedirlerin yuvası, 200-400 yıllık anıt ağaçların diyarı Çığlıkara her şeye rağmen direnmekte.

Avlan Gölü bir ziyaretçisinin gözlemlediği üzere “ortasından dümdüz yol geçen, içinde (kenarında da değil) koyun otlatılan, ziyaretçilerini 'Avlan gölünde avlanmak yasaktır' tabelasıyla karşılayan muhteşem ama sürrealist göl” olmamalı artık . Alınan kararların uygulanmasını sessizce “ son ağacın kesildiği, son nehrin aktığı, son balığın tutulduğu” o güne kadar beklememeliyiz. (www.dunyalilar.org)
keşfetmekiçinbak isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07.02.10, 09:53   #8
Tayfun TURNALI
 
Tayfun TURNALI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07/3/2009
Üye Adı: Tayfun TURNALI
Memleket:SAKARYA
Yaş: 40
Kan Grubu: 0 Rh (+)
En İyi Avı: cezalıyım..
Mesajlar: 2.116
Referans: 0
Tayfun TURNALI will become famous soon enoughTayfun TURNALI will become famous soon enough
Sonuç olarak; 135 sulak alandan biri olan ve son 60 yılda sulak alanlarının yarısını kaybeden Türkiye...çalışma izni verilen Avlan‘ın Elmalı girişindeki taş ocağı ki gölün tabanında oluşan çatlakların dinamitleme sonucunda olduğu...
Diğer bir tehdit ise, gölün ortasından geçen yol; bilimsel verilerin ışığında Çevre Bakanlığı Ulusal Sulak Alan Komisyonunca karar altına alınmış olmasına rağmen, maliyeti yüksek olduğu için hâlâ kaldırılmış değil...

Türkiye cumhuriyeti devletisin...
Olan sulak alanlarının yarısını kaybetmişsin...
bir taş ocağı ve bir parça kara yolunun hakkındanda gelemiyorsun...
başına gelen tabiat felaketlerini her şeyi hakediyorsun...
benide bu olan bitenden dolayı tuhaf tarifsiz duygular içine sokuyorsun...

Konu Tayfun TURNALI tarafından (07.02.10 Saat 09:56 ) değiştirilmiştir.
Tayfun TURNALI isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07.02.10, 10:01   #9
Musa ERCİYAS
 
Musa ERCİYAS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12/1/2008
Üye Adı: Musa ERCİYAS
Memleket:Ankara'nın Dikmeni
Yaş: 38
Kan Grubu: B Rh (+)
En İyi Avı: OLTACILARDER Dostluğu
Mesajlar: 9.362
Referans: 2
Musa ERCİYAS will become famous soon enoughMusa ERCİYAS will become famous soon enough
Kadir kardeşim paylaşım için sagol harika bir konu sulak alanlarımıza göllerimize barajlarımıza sahip çıkalım çook geç olmadann..
Musa ERCİYAS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 29.11.10, 22:44   #10
topaloğlu
Üye
 
topaloğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28/11/2010
Üye Adı: Hamdi TOPAL
Memleket:Bafra - SAMSUN
Yaş: 50
Kan Grubu: A Rh (-)
En İyi Avı:
Mesajlar: 18
Referans: 0
topaloğlu is on a distinguished road
Konu eski ama ben yeniyim o yüzden iki kelimede ben çiziktirem
Bu ülkede maalesef bazı kurumlar olduğu sürece ekolojik denge diye birşey kalmıyor ve bu son yıllarda özellikle hız artırarak devam ediyor. Tarımda artan makinalaşmaya paralel olarak ekili alan oranı da büyüyor. Maalesef ekili alanların büyük çoğunluğu da işgal yöntemiyle işleniyor buna kılıf olarak ta " ecr-i misil " denilen rezalet bir uygulamayla çanak tutuluyor. Yani bileğine kuvvetli insanlar hazine arazilerini tutuyor ve yıllık işgaliye adı altında usulsuz kullanım parasıyla haksız gelir elde ediyor. işin tuhaf yanı da tapusu olmayan bu arazilere bizzat devlet eliyle kanal vs. tesisler yapılarak hem doğa harikası yerlerimiz tarıma açılıyor hemde sulak alanları besleyen su yolları arazilerin sulanmasına yönlendirilerek konuda belirtildiği gibi göllerin kurumasına sebebiyet veriliyor. Yazık çok yazık.. Tüm bunlar yapılırken devlet sizce ne kadar vergi alıyor dersiniz..? yorumu size kalmış..
topaloğlu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil


Sponsorlar
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.