|
|
|
#11 |
|
Emeğine sağlık abiciğim,
|
|
|
|
|
|
|
#12 |
|
Fedai abim öncelikle ellerine emeğine ve yüreğine sağlık olsun,
bu konu hakkında uzun bir süredir çalıştığını ve hazırlandığını biliyorum azda olsa ben ankaradan taşınmadan vedalaşırken bile bu konuyu ve benzeri konuları konuşmuş ve ayaküstü vedalaşmıştık, dediğin gibi en tanıdık ve masum gözüken yakalamaktan zevk aldığımız yada uğruna mücadele ettiğimiz bazı balık tüğrleri bile istilacı türden çıktı bu bize balıkların bir kazığımı yoksa doğanın kanunumu böyle ve biz insanlar el attığı içinmi istilacı oldu bu balıklar yani ordan oraya bırakıldıkları içinmi istilacı kimliklere büründüler yada onların esas yerlerinden aldığımız içinmi böyle oldu belkide doğanın kendine has o hassas dengesinimi bozduk ellerimizle bataklık olmasın,sinek olmasın v.b sebeblerle kendilerine has gerçek ortamlarından alınmış balıkların başka sulara yayılmasını bizlermi yaptık ve şimdi bozulmuş dengeler içerisinde istilacı olmuş balıklar diyor ve yanlışı arıyoruz karışık bir konu istilacı onlarmı bizmi onların doğasını istila ettik gerçek istilacı insanlarmı....... gerçekten ellerine sağlık abi emeklerin o koca yüreğin gene muhteşem bir paylaşım ve bilgilendirme sağolasın abim. |
|
|
|
|
|
|
#13 |
|
Tam bir ansiklopedik bilgi hazinesi her eve lazım misali arşiv de olacak herkes yararlanacak ellerine ve emeğine sağlık Fedai
|
|
|
|
|
|
|
#14 |
|
Dostum muhteşem bir konu derlemişsin,ellerine emeklerine sağlık. İşte sitemiz için bir dökümanter konu daha....
Şunuda burada belirtmekte fayda var; Sazan, Yayın, Sudak, Kadife, Turna her ne kadar istilacı balık sınıfında zikredilseler bile ( sert yapıları, dayanıklılıkları ve salındıkları ortama çok çabuk adapte olabilmeleri sebebiyle ) Ülkemizin yerli balıklarından olduklarını biliyorum. Hatta yayının avrupa daki ünü mesela İtalyaya 1957 de Yugoslavya'dan, İspanya'ya ise 1980 yılından (evet 1980) itibaren Tuna nehrinden getirilip salındıktan sonra yayılmıştır. Keza sazanın avrupadaki yayılımıda buna benzer bir hikaye içeriyor. Bu tür balıkları salındığı havzalardaki yayılımı sebebiyle bu kategoride değerlendirmek ( Bir israil sazanı yada Amerikan levreği ( Perch ) gibi yabancı menşeili olmadıklarından )daha doğru olur. Sonuçta doğal göllerimizin akarsularımızın yerli balıkları bunlar...
|
|
|
|
|
|
|
#15 | |
|
Alıntı:
Cahit abi Teşekkürler. Bu konu hakkında daha çok tartışılır Haklısın bencede öyle. Fakat daha buraya ilave edemediğim o kadar çok konular varki inanamazsın. Ülkemizin denizdede bu böyle su zengini sınıfında olduğu bir gerçeğini, Sularımızdaki balıkların kalite ve değer bakımından düşük seviyede olduğu bizleri her yönde etkiliyor. Benim dikkat çekmek istediğm Asıl konu değer bakımından birinci sınıf balıkların ekolojik yapımıza uyanları sularımıza monte etmektir. Bunun için verilen hiç bir uğraş veya çaba gösteren bir kurum yoktur. Sularımızdaki canlılar bize yeter bizim balıklarımız yada başka bölgelerin balıkları olsun fark etmez deniliyorsa, Ben burasına takılmıyorum. Yalnız yüzlerce tez ve makale okudum durum sınıflandırması benim yazdıklarım gibidir. Tatlı su balıklarımızın kalite yönünden derhal zenginleştirilmesi ve sularımıza kazandırılması gerektiğini düşünüyorum abi. Saygılarımla.. |
||
|
|
|
|
|
#16 |
|
Uzak doğuda doğal ortamlarda yaşayan Carassius’un 15. yy. da Avrupa’da şatolarda sergilenmek üzere getirilmesiyle başlayan hikaye bunların diğer türlerle çiftleştirilmesiyle Avrupa’da göller ve akarsularda farklı ırkların üremesine yol açmış bildiğim kadarıyla.
20 yıl önce Meriç nehri ile Türkiye’ye giren bu balık türü DSİ’in İpsala’daki balık üretme çiftliğinin suyunu Meriç nehrinden elde etmesinin sonucu elde edilen larvalar dört bir yana ulaştı. Bölgemizdeki ilgili insanların ileri görüşlülüğü ya da yan gel moduyla bizim bölgemizdeki barajlarda devlet eliyle atılmış istilacı balık türü bulunmamakta bildiğim kadarıyla. İstilacı balıkların % 95’inin dişi olması (bu oran sanırım sadece bizim Carassius ile ilgili) ve erkeğinin diğer balık türlerini döllemesiyle oluşan yeni nesilin tamamen kısır olması ve buna karşılık yüzde olarak çok büyük oranda olan dişilerin diğer sazan türleri tarafından döllenebilir olması tek çözümün ya da alternatif çözümün dişileri kısırlaştırmaktan geçtiği. Çok ilginç bir konu ve ilgilenen kişilerin ciddi anlamda araştırma yapması gerekiyor. Genelde bilinen İsrail sazanı- Carassius- dışında farklı türlerin de olduğunu. Sorun belli. Avlaklarımız tehdit altında. Sadece cahil insanların avlanma yöntemlerinin dışında devlet politikalarıyla da yakından ilintili. Denizcilik bakanlığının bile olmadığı bir ülkede Tatlısu Bakanlığını istemek ve sorunların bilimsel ortamda çözülmesini istemek fazla hayalci gelse de diğer sorunlarımızdan arındığımızda olacak bu inanıyorum. Çok güzel bir paylaşım olmuş Fedai kardeşim. Ellerine sağlık. |
|
|
|
|
|
|
#17 | |
|
,
Alıntı:
her sorunun cevabı sorunun içinde ve bu bizim ülkemizinde bir gerçeği geçmişten bugüne bildiğimiz balıklar ve bizler geçmişten bugününe bunları bilir bunları avlardık(sazan,sudak,yayın) ve şimdi israil,amerikan,birleşmiş milletler balık gücü olmuş sularımız işte yanlış burda bence yarını düşünmeden bugünü kurtarmak için yaşarsan yarının olmaz belli başlı olarak sularımızda olan ve yaşayan bizlerin,bizden önceki abilerimizin,babamızın ve dedelerimizin gördüğü yakaladığı aynalı sazan sudak,yayın bunlar yerli malı yurdun malı misali türler sonrasında yanlış,bilinçli olması gerekerken yapılan bilinçsizlik ve araştırmasız ve doğanın buna nasıl bir tepki ve hatta geleceği düşünmeden yapılan uygulamalar hareketler yüzünden istilacı dediğimiz ve öğrendiğimiz ve balıkçılık olayına daha farklı bir gözle bakmamız gerekliliği gerçekten dahada en ön plana çıkmıştır fedai abim dedim ya her sorunun cevabı kendi içinde saklı,bak gene senin açtığın önemli bir konu bir sorun bir cevap orda; http://www.oltacilar.com/forum/mevzu...nligi-yok.html bilinçli,bilgili,planlı,programlı olmak geçmişten ders alıp geleceği daha fazla düşünmek lazım etrafı denizlerle çevrili,içi doğa harikaları ile su ile dolu kıymetini bilemediğimiz güzel bir vatanımız var,birşeyler değişmez ise anca ardına türkü söyleriz "bilemedim giymetini kadrini,hata benim günah benim suç benim,vaaayyy...." eğitim şart abi,eğitim şart! |
||
|
|
|
|
|
#18 |
|
Gerçekten güzel bir çalişma.Bilmedimiz ne kadar çok şey olduğunu yazıyı okuyunca anladım.Eline sağlık Fedai.
Rastgele. |
|
|
|
|
|
|
#19 |
|
|
|
|
|
#20 |
|
aramıza yeni katılan arkadaşlar olduğundan bu konuyu güncelliyorum. saygılar..
Konu Fedai ERDEM tarafından (12.06.10 Saat 00:58 ) değiştirilmiştir. |
|
|
|
|