Anasayfaya Git!
Sponsorlar

Go Back   Balık Avı ve Amatör Balıkçılık Bilgi Makaleler

Makaleler Üyelerimizden.

Sponsorlar
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 03.12.09, 02:26   #1
Fedai ERDEM
 
Fedai ERDEM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28/1/2009
Üye Adı: Fedai ERDEM
Memleket:Ankara-Kayseri
Yaş: 41
Kan Grubu: 0 Rh (+)
En İyi Avı: İyi Olsun Dünya
Mesajlar: 2.967
Referans: 26
Fedai ERDEM will become famous soon enoughFedai ERDEM will become famous soon enough
İstilacı Balık Türleri...

İstilacı balıklar ülkemize özgü bir sorun olmayıp, küresel bir sorundur. Amerika, Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarından değişik amaçlarla taşınmış olan pek çok tür, doğal ekolojik alanlarda tahribata ve önü alınamaz zararlara yol açmıştır. Dünyada endüstriyel gelişimin getirisi olan zarardan sonra ikinci sırada yer alır. Muhtelif popülasyon taşıma ve hareketlerin başında, sportif balıkçılık, biyolojik mücadele, yeni su kaynakların balıklandırılması, stokların geliştirilmesi gelir. Bilinçsiz olarak taşımalar ve kaza sonucu bölgeye yayılmalarda etkiler arasındadır. Kıtalar arası hareketliliğin yanısıra, ülkeler arası geçişler ve hatta çok yakın sucul sistemlerden taşınmalar bile görülebilmektedir.

İstilacı balık türlerinin ülkemize giriş ve yayılış şekilleri zaman ve yer bakımından net değildir. Mevcut kayıtlar ancak 50-60 yıllık bir geçmişe sahiptir. Bu kayıtlar sonrasında ise, yeterli takip ve araştırma yapılmamıştır. Bazı türlerin ülkemize ait yerel balıklar olmadığı, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyılın başında sularımıza girdiği tahmin edilmekle birlikte, sağladıkları uyum ile yerel tür olarak kabul edilmektedir. Yurtdışı veri kayıtları, örneğin DIAS ( Aşılanan akvatik türler ) ve yerel kayıtlar çelişmektedir.

Bilinen ilk yabancı tür, Hatay yöresinde sivrisinekle mücadele için fransızlar tarafından 1920-30'lu yıllarda, ülkemize getirilip aşılanan gambusya (gambusia affinis) dır. Aynı tür Devlet Su İşleri tarafından pek çok alana taşınmış ve dayanıklılığı, yüksek üreme kabiliyeti ile her gittiği bölgede popülasyon oluşturmuştur. Ülkemizde hemen hemen bütün sulak alanlarda görmek mümkündür.

Ülkemizde görülen yabancı türler ve taşınan yerel türlerin büyük bir bölümü resmi kurumlar eliyle yapılmıştır. Besin olarak tüketilmek üzere yapılan ticari kültür balıkçılığı nedeniyle, üretim kafeslerinde meydana gelen kazalar ve kaçışlar ikinci faktör olarak görülmektedir. Üçüncü faktör ise bilinçsiz işgüzarların türleri bir alandan başka bir alana taşıması gelir. Yerel türlerin yok olmasından, sosyo-ekonomik zararlarına kadar çok geniş bir yelpazede etkilerini gösterir.

İstilacı türler bulundukları alanda besin zincirini bozarak ekolojik etkilere neden olmaktadır. Bilindiği gibi besin zinciri mikroorganizmalardan başlar en üst seviyedeki predatörlere kadar gider. Bozulan bu zincirler nedeni ile su kalitesi dahi bozulabilmektedir. Örneğin aşırı plankton artışı... Yine otçul türlerin su bitkileri üzerinde yarattığı tahribat neticesi, yerel türlerin üreme ve kamufle alanları yok olmaktadır. Temel besinleri arasında yumurta olan istilacı türler, yine balıkların popülasyonuna ciddi darbeler vurmaktadır. Predatör türler, kendinden küçük yerel balıklar ile beslenerek, türlerin gelişmesi ve çoğalmasını önlemektedir. Alan istilası nedeniyle yer değiştirmek zorunda kalan balıklar, bağlı su girişlerine yönelerek habitat değiştirir. Bu değişimler sadece balıklar üzerinde etki etmemektedir. Aynı zamanda diğer sucul canlılar, yılanlar, yengeçler, bitkiler ve hatta su kuşlarını da etkilemektedir. Besin zincirinin su dışına çıkması demek, tüm doğal yaşamı etkileyeceği anlamına gelir.

Faunada bulunan diğer türler ile çaprazlama neticesi, genetik bozukluklara yol açar. Özellikle sularımızda sazansı türlerde görülen bu değişim ciddi boyutlarda göze çarpmaktadır. Oluşan hibrit popülasyonlar ve tek tür yaşam zamanla monotonlaşıp tüm canlı topluluğunun yok olmasına bile neden olabilir.

Her yeni tür, girdiği alan için potansiyel hastalık taşıycıdır. Akvaryumlarımızda bile yeni gelen balıklara karantina uygulaması yaparız. Ki olası bir konakçı tanka dahil olmasın... Yerel türle için bağışıklık kazanılmamış bir patojen veya parazit, istilacı türler ile birlikte taşındığı sulak alana dahil olabilir.

İstilacı türlerin dahil oldukları alanlardaki tahribatları sadece hayvan ve bitkilerle sınırlı değildir. Hatalı aşılamalar nedeni ile bir bölgedeki popülasyonun azalması yöre insanını da etkiler. Geçimini balıkçılık ile sağlayan insanlar işsiz kalırken, o bölgedeki balık fiyatları yükselir. Yöre insanı ekonomik ve beslenme yönünden etkilenir. Bu durumun en güzel örneği, istilacı türler nedeni ile zor günler yaşayan Isparta Eğirdir ve Konya Beyşehir'dir.

Sularımıza girmiş istilacı türlerin yanısıra, denenmiş fakat başarılı olunamamış pek çok girişim bulunmaktadır. Örneğin Burdur Gölü'ne aşılanan inci kefali ve yılan balıkları.

Halen ticari balıkçılık için ülkemize getirilmiş ve araştırma aşamasında olan ekzotik balıklar bulunmaktadır. Türkiye'de aşılama, stoklama ve yeni tür kazandırma çalışmaları Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'nın denetiminde olsa da geleneksel bir yol izlenmekte, bu konuda yasal düzenlemeler ve yol gösterici mevzuatlar bulunmamaktadır. Biz akvaristler bu bilgiler doğrultusunda en azından bulunduğumuz yörede duyarlı olmalı, sucul tabiat varlıklarımızın korunması için bilinçli hareket etmeliyiz.

Aşağıda bu istilacı türlerin resimlerini ve tanımlarını bulacaksınız:



Latince Adı: Ameiurus nebulosus (Leseur 1819) ICTALURIDAE
Sinonim Adı: Ictalurus nebulosus
Türkçe Adı: Bodur Yayın

Habitat ve Hayat Hikayesi: 40 m ye kadar derinlikteki tatlı ve acı orta kuşak (0-37º C ) sularında yaşayabilen demersal bir türdür, 55 cm boy ve 2,740 g ağırlığa ulaşabilir.

Doğal Yayılış Alanı: Kuzey Amerika, kıyısal alanlar göller, körfezler, Mississipi havzası. Bazı ülkelere aşılanmıştır, Türkiye ve İran'a da aşılandığı bildirilmektedir (Anon. 2006).

Etkiler ve Değerlendirme: Balıkçılıkta pek az öneme sahip, yetiştiriciliği, sportif balıkçılığı ve genel akvaryumlarda akvaryum balığı olarak kullanılıyor. Aşılandığı ülkelerde olumsuz ekolojik etkiler rapor edilmektedir, potansiyel olarak zararlı bir türdür (Anon 2006). Türkiye sularına bilinmeyen bir tarihte girdiği bildirilmekle birlikte (Anon.2006, DIAS 2006) tür listelerinde (Kuru 2004) yer almamaktadır, türe ait her hangi bir müstakilyayına da rastlanmıştır.




Latince Adı: Atherina boyeri (Risso 1810.) ATHERİNİDAE
Türkçe Adı: Gümüş Balığı

Habitat ve Hayat Hikayesi: Demersal ampidrom, tatlısu, acı su ve denizlerde 1 m ye kadar derinliği olan sığ kesimlerde yaşayan bir türdür. Maksimum 20 cm ye kadar ulaşabilir. Euryohalin bir türdür, acı sularda ve rasgele tatlı sularda görülür. Büyük sürüler oluşturur, krustese yumuşakçalar, balık larvaları ve kurtçuklar üzerinde karnivor beslenir( Anon 2006).

Doğal yayılış Alanı: Avrupa, Akdeniz ve Karadeniz havzası, Anadolu.

Etkiler ve Değerlendirme: Ticari avcılıkta değeri vardır, yem balığı olarak çeşitli kaynaklara aşılanmaktadır. Türkiye de İznik, Eğirdir ve Beyşehir Gölü, Hirfanlı BG. gibi sulara TKB Su Ürünleri Araştırma Enstitüleri yada bilinçsiz olarak balıkçılar tarafından aşılanmıştır. Muhtemelen daha çok kaynakta bulunmakta ve giderek yaygınlık kazanmaktadır.

Beyşehir gölünde baskın hale gelmeye başlamış olup diğer türlerin balıkçılığını tehdit etmektedir. Türkiye’de Chalcalburnus ve Alburnus genuslarından bazı balıklar da gümüş balığı olarak adlandırılmaktadır. Türle ilgili yapılan değerlendirmelerde bu dikkate alınmalıdır.




Latince Adı: Carasius carassius (L., 1758) CYPRINIDAE
Türkçe Adı: Havuz Balığı

Habitat ve Hayat Hikayesi:Havuz balığı demersal ve potamodrom olup yavaş akan veya tamamen durgun derinliğ 5 m ye kadar olan suları tercih eder. Doğal yayılış alanı ve aşılandığı bölgelerde havuzlarda, göllerde ve nehirlerin yavaş akan mansap kesimlerinde, yan kollarında, bazen acı sularda da bulunur. Maksimum 64 cm boya ve 3.000 g ağırlığa ulaşabilir ancak genellikle 1 kg ın altındadır. Soğuk sulara, organik kirleticiler, düşük oksijene dayanıklıdır. Su bitkileri, böcek larvaları ve plankton ile beslenir.

Doğal Yayılış Alanı: Doğu ve orta Avrupa ve Anadolu. Havuz balığı, Avrupa’nın çoğu su kaynağının çok iyi naturalize olmuş bir fauna unsuru olmakla birlikte, orta çağ boyunca sazan ile birlikte batıya doğru bir yayılış göstermiştir. Tür avcılık ve kültür açısından Avrupa’da ve daha çok As yada orta derecede bir öneme sahiptir(Welcomme 1988, Anon 2006).

Etkiler ve Değerlendirme: Potansiyel olarak zararlı bir türdür (Anon 2006). Türkiye’nin yerli türü olan havuz balığı muhtemelen sazan aşılamaları ile veya balıkçılar tarafından bilinçsizce, bazı kişi ve kuruluşlarca da karnivor balıklara yem olması için çok sayıda kaynağa aşılanmış ve neredeyse genel bir yayılış kazanmıştır (Çetinkaya ve ark. 1999).




Latince Adı: Carassius auratus (L., 1758) CYPRINIDAE
Türkçe Adı: Altın Balık, Japon Balığı

Habitat ve hayat Hikayesi: Demersal ve potamodrom bir türdür, 0-41o C arasındaki orta kuşak, tropik ve subtropik tatlı sularda yaşayabilir, soğuk suları da çok iyi tolere eder. Nehir, göl, havuz ve su birikintilerinde yaşar. Bazen acı ve tuzlu sularda da rastlanabilir. Su bitkileri üzerine yumurta bırakır, larvaları pelajiktir. Omnivordur, küçük krusteseler, böcek larvaları, detritus hatta su bitkileri gibi çok çeşitli organizmalarla beslenir ( Anon. 2006).

Doğal Yayılış Alanı: Doğu Avrupa, orta Asya ve Çin. Bu tür, C. a. auratus (Asya formu: altın balık, japon balığı, altın havuz balığı) ve C. a. gibelio (Doğu Avrupa formu: Prusya sazanı, Gümüşi havuz balığı) olmak üzere iki alt türe sahiptir. C. gibelio nun ayrı bir türe olduğuna dair kayıtlar da vardır. Altın balık akvaryum balığı olarak dünyanın hemen her yerine götürülmüş ve yayılmış durumdadır. Yetiştirme sistemlerinden kaçan bireyler veya bilinçli olarak su kaynaklarına yapılan aşılamalar dünya üzerinde 20 den fazla ülkede doğal populasyonların oluşmasına yol açmıştır. Muhtemelen gerçek yayılış bugünkü tespit edilen sınırların çok dışına çıkmış durumdadır ( Welcomme 1988).

Etkiler ve Değerlendirme: Bu türün doğal avcılık, yetiştiricilik, akvaryum ve süs havuzları, yem balığı, deney hayvanı gibi kategorilerde önemi vardır. Bu türün çevresel etkileri bir dereceye kadar nötür görünmekle birlikte, bazı bölgelerde yüksek üreme potansiyeli ve aşırı çoğalma, dejenere kötü büyüyen populasyonlar oluşturması nedeniyle zararlı bir tür olarak değerlendirilmektedir( Welcomme 1988, Anon 2006). Prusya sazanı diğer alt türe göre daha az aşılamalara konu olmakta ve daha çok Batı Avrupa’ya doğru ve az yaygınlık göstermektedir. Her ikisi de küçük ölçekli balıkçılık ve yetiştirirciliğe konu olmaktadır (Welcomme 1988). Türkiye sularında egzotik bir tür olan altın balık muhtemelen sazan aşılamaları ile bir çok kaynağa yayılmış durumdadır. C. gibelio ayrı bir tür olarak değerlendirilirse Türkiye için 2 ayrı Carassius türünün egzotik olduğu söylenebilir (Şaşı ve Balık 2003, Balık et al. 2003) Yüksek üreme potansiyeli ve geniş çevresel toleransı nedeniyle en azından ticari değeri olan avcılığı yapılan türler ile üreme alanı ve besin rekabetine girmektedir.




Latince Adı: Clarias gariepinus (Burchell, 1822) CLARIDAE
Sinonim Adı: Clarias lazera (Valenciennes 1840, Clarias orontis Günther 1864 )
Türkçe Adı: Karabalık, Sekizbıyık, Gelebicin, Afrika Yayını, Kuzey Afrika Yayını

Habitat ve hayat Hikayesi: Genel olarak sakin, durgun sularda ancak hızlı akan nehirlerde de bulunabilir, bentopelajik, potamodrom bir türdür, suptropikal bölgelerin tatlı sularında yaşar. uzun yuvarlak vücut yapısına sahip, 170 cm boy 60 kg ağılığa ulaşabilir, maksimum yaş 8 bildirilmiştir. Genel olarak diğer Claridae familyası üyeleri gibi tür çevresel koşullara karşı çok dayanıklıdır. Çok düşük oksijen değerlerinde hatta çamur içinde bile bir süre yaşayabilir. Omnivor bir türdür, gece beslenir bentik organizmalar ve detritusla beslenmeye eğilim kuvvetlidir. Üremek için akarsuların üst kesimlerine doğru göç eder (Anon 2006).

Doğal Yayılış Alanı: Nijer ve Nil nehri, Ancak halen tüm Afrika’ya yayılmış durumdadır. Avrupa’da bazı bölgelere aşılanmıştır (Elvira 2001). Doğal sularda kendi kendini sürdürebilen populasyonlar oluşturup oluşturmadığı belirsizdir. Türkiye sularında asıl yayılış alanı Asi nehri havzası olup, eski kayıtlarda Asi nehrinden Clarias orontis olarak bildirilmiştir (Geldiay ve Balık 1988,Yalçın ve ark. 2001) muhtemelen buradan bilinçli veya bilinçsiz olarak Çukurova, Göksu (Mersin) ve Antalya havzalarına taşınmış, aşılanmıştır. Antalya havzasından bildirilen bireylerin DSİ tarafından aşılandığı ifade edilmektedir (Küçük ve İkiz 2004). Tür halen bazı eğitim ve araştırma kurumlarında kültür çalışmaları ve bilimsel amaçlarla tutulmaktadır.

Etkiler ve Değerlendirme: Avcılık, yetiştiricilik ve sportif balıkçılıkta değerlendirilir. Potansiyel olarak zararlı olabilecek bir tür olarak değerlendirilmiştir (Anon 2006). Bu tür güney Anadolu (Hatay, Çukurova, Mersin, Antalya) su kaynaklarında kendi kendini sürdürebilir populasyonlar oluşturmuştur. Kültüre alma konusunda da bazı çalışmalar yapılmıştır. Halen sözü edilen bölgelerde doğal sulardan avlanan bireyler balık pazarlarında satılmaktadır. Türün Türkiye’deki ekolojik etkilerine dair bir kayda rastlanmamıştır.
Fedai ERDEM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.12.09, 02:30   #2
Fedai ERDEM
 
Fedai ERDEM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28/1/2009
Üye Adı: Fedai ERDEM
Memleket:Ankara-Kayseri
Yaş: 41
Kan Grubu: 0 Rh (+)
En İyi Avı: İyi Olsun Dünya
Mesajlar: 2.967
Referans: 26
Fedai ERDEM will become famous soon enoughFedai ERDEM will become famous soon enough


Latince Adı: Ctenopharyngodon idella (Valenciennes, 1844 ) CYPRİNİDAE
Türkçe Adı: Ot Sazanı, Çayır sazanı, Çim Sazanı, Çin sazanı, Beyaz Amur Sazanı

Habitat ve Hayat Hikayesi: Asıl olarak tatlı sularda ve tuzluluğu ‰10 a kadar olan, nispeten az oksijenli, sıcaklığı 0-35ºC arasında değişen nehirler, büyük akarsular, baraj göllerinde yaşar, demersal ve potamodrom karakterdedir. Üreyebilmek için mutlaka akarsulara ihtiyaç gösterir, kuvvetli akıntıya sahip nehir yataklarına yumurta bırakır, göllerde üreme yapamaz. (Anon 2006). Doğal yayılış alanında ılık yağışlı aylarda yumurtlar (USGS 2004). Üreme koşulları bakımından oldukça seçicidir ve her yerde üreme göstermez. Aşılandığı bir çok yerde yapay üretimle stok sürekliliği sağlanabilmektedir. Tuna ve Mississipi nehirlerinde ve Rusyada kendi kendine üreyebilen populasyonlar belirlenmiştir. (Welcomme 1988). Su bitkileri, detritus, böcek larvaları ve diğer omurgasızlarla beslenir. Tür 150 cm ye kadar büyüyebilir, maksimum yaş 21 olarak kaydedilmiştir (Anon 2006).

Doğal yayılış Alanı: Doğu Asyada Amur nehri, Doğu Sibirya, Güneyden batıya kadar Çin. Dünyanın bir çok yerine götürülmüş ve global bir yayılışa ulaşmıştır. Ot sazanı su kaynaklarında istenmeyen yabancı otlarla biyolojik mücadele ve yetiştiricilik amaçları ile stoklanmaktadır (Welcomme 1988, USGS 2004, Anon 2006).

Etkiler ve Değerlendirme: Ot sazanının her hangi bir su kaynağına aşılandığında ortaya çıkan etkisi, stoklama oranına, makrofit bolluğuna, ekosistemdeki kommünite yapısına bağlıdır. Aşılandığı kaynaklarda negatif etkiler, omurgasız su canlıları ( özellikle kerevit) ve diğer balık türleri ile besin rekabetine girdiği, makrofitlerin, fitoplankton gruplarının, omurgasızların kompozisyonunda değişime neden olduğu, diğer balıkların üreme davranışları ile girişim yaptığı, diğer balıkların üreme beslenme ve saklanma alanlarını daralttığı bildirilmektedir. Ot sazanı genellikle seçilmiş bazı makrofitlerle su yosunları ile mücadele amacıyla kullanılmaktadır. Ancak, hedeflenmeyen bitki türlerini de tüketerek azaltmakta ve yok etmektedir. Ayrıca sularda fitoplantkton yoğunluğunda artışa neden olmaktadır. Ot sazanı yerli balıklar için tehlike oluşturan parazit (Asya kökenli bir sestod olan Bothriocephalus opsarichthydis) ve hastalıkları taşımaktadır. Aşılandığı bazı ülkelerde submers bitki topluluklarına zarar verdiğinden potansiyel olarak zararlı kaydedilmiştir (Anon 2006). Üreme şansına sahip olduğu su kaynakları için steril triploid fertler kullanılmaktadır (USGS 2004).

Ot sazanı Türkiye’ye DSİ tarafından, yetiştiricilik ve yabancı ot kontrolü amaçlarıyla 1990 da Çin’den getirilmiştir. Üretme istasyonlarında yapay üretimi yapılmakta ve stokları yapay yavru üretimi ile desteklenmektedir, henüz yaygınlaşmamıştır, olumsuz bir ekolojik etkisi bildirilmemiştir (DIAS 2006). Aşılandığı kaynaklar; Çat, Cip, Seyhan, Belpınar, Hakkıbeyli, Yağızlar, Gözegöl göletleri. Ot sazanının Türkiye’deki durumu, ekolojik etkileri yetiştiriciliği ve avcılığı hakkında yeterli bilgi yoktur.






Latince Adı: Cyprinus carpio (L., 1758) CYPRİNİDAE
Türkçe Adı: Sazan, Aynalı Sazan, Kültür sazanı, Pullu Sazan

Habitat ve hayat Hikayesi: Geniş bir substrat ve su kalitesi karakteri gösteren göller, baraj gölleri, akarsular, havuzlar sazanın yaşama habitatlarını oluşturur. Su sıcaklığının 17 C ye ulaştığı ilkbahar ve yaz başında, gruplar halinde vejetasyonlu sığ kıyı kesimlerinde yumurta bırakır. Diğer tatlı su balıklarına göre daha yüksek bir tuzluluk toleransına sahiptir, östarin-acı su bölgelerine girebilir ve yağışlı, debinin yüksek olduğu dönemlerde bu bölgeleri kullanarak diğer tatlısu/akarsu sistemlerine geçebilir.

Doğal Yayılış Alanı: Asya, Avrupa. Sazan muhtemelen orijinal habitatından alınarak diğer ortamlara götürülüp aşılanan ilk balık türüdür Sazan doğal yayılış alanından alınarak dünyanın bir çok yerine götürülmüştür. Koşulların üremesine elverişli (özellikle su sıcaklığı) olduğu her yerde populasyonları oluşmuş, global bir yayılış kazanmıştır. Özellikle Kuzey Amerika’ya süratle yayılmış ve yerli balık türleri ve habitatlar üzerinde olumsuz etkileri gözlenmiştir.

Etkileri ve Değerlendirme: Sazan ticari balıkçılık, geniş ölçekte yapılan yetiştiricilik, sportif balıkçılık bakımından önemli bir türdür. Bazen de istilacı bir tür özelliği kazanmakta (dünyadaki istilacı ilk 100 canlı türü içinde yer alıyor) ve girdiği ekosistemlere zarar vermektedir. Sazan, aşılandığı bazı yerlerde geniş bir yayılışa ulaşarak, vejetasyonu tahrip etmekte, beslenme esnasında bitkileri kökünden söküp, sedimenti karıştırarak bulanıklığa ve oksijen düşmesine yol açmaktadır. Bazı bölgelerde de yerli balıkların yumurtaları için potansiyel bir predatör olarak kaydedilmektedir. Bu nedenlerle zararlı bir tür olarak değerlendirilmektedir (Welcomme 1988, USGS 2004). Sazanın aşılandığı kaynaklarda meydana gelen bu değişimleri her zaman bu balığa bağlamak mümkün değildir. Çünkü aşılamayı takiben kaynaklara olan insan müdahaleleri, kirlenme, yanlış kullanım, ötrifikasyon habitatlarda yıkıcı etkiler yapmakta, meydana gelen değişmelerle bazı türler ortadan kalkmakta bu olumsuzluklar da sazana yüklenmektedir (Welcomme 1988).

Türkiyede Aşılandığı Kaynaklardan başlıcaları; Gökçekaya, Porsuk, Dodurga, Enne, Atatürk, Karakaya, Devegeçidi, Hancağız, Hacı Hıdır, Dumluca, Kral Kızı, Dicle, Çamağzı, Batman Apa, Ayrancı, Akkaya, Gümüşler, Altınapa, Kurtboğazı, Hasanlar, Çorum, Gölköy, Çubuk II, Sartepe, Bayındır, Seyhan, Kozan, Tahtaköprü, Kesiksuyu, Almus, Keban, Cip, Devegeçidi, Kadıköy, Altınyarı, Süloğlu, Karadeniz, Sarımsaklı, Damsa, Çoğun, Akköy, Alakır, Alibeyköy, Ömerli, Karamanlı, Selevir, Seyitler, Maksutlu, Yapıaltın, Kartalkaya, Karaçomak Atikhisar, Çaygören, Zernek, Koçköprü, Sarımehmet, Atatürk, Batman, Dicle, Kralkızı, Karakaya, Patnos, Palandöken, Mamasın, Menzelet, Kayaboğazı, Demirköprü, Afşar, Buldan, Tercan, Patnos, Erzincan, Sürgü, Kalecik, Polat, Gayt, Sultansuyu, Özlüce, Çat, Arpaçay baraj gölleri, Işıktepe, Güzelyurt, Göksu, Dumluca, Ortaviran, Şerif baba, Kühreş, Yıldız, Kabaklı, Halilan, Kırkat, Ceffan, Dirsekli, İdil, Kılıçkaya, gazi bey, Yapıaltın, Mursal, Maksutlu, Gölova, Kemeris, zara, Üçtepe, Sarıçal, Kıldır, Kayagöl, Doğal , göletleri, Çavuşcu Gölü, Nazik Gölü, Bulanık gölü, Nemrut Gölü, Kazan Gölü, Eğirdir gölü ile bir çok akarsu.

Bir kaç kaynak istisna edilecek olursa ( Nemrut gölü, Bitlis) tüm kaynaklarda populasyon oluşturmuş, giderek güçleniyor, istila eğilim gösterdiği kaynaklar mevcut, bazı kaynaklarda aşırı populasyon ve ciddi büyüme gerilemesi görülüyor.




Latince Adı: Esox lucius (L. 1758) ESOCIDAE
Türkçe Adı: Turna

Habitat ve Hayat Hikayesi: Temiz berrak bol vejetasyonlu göllerde, küçük orta büyük nehirlerin mansap kesimlerinde yaşar, Baltık denizinde acı sulara da girer. Demersal ve potamodromdur, genellikle yalnız başına yaşar, yüksek düzeyde yırtıcı bir türdür. Erginler başlıca balıklar, kurbağa ve kerevitler ile beslenir. Genç bireylerden başlamak üzere kanibalizm de görülür.

Doğal Yayılış Alanı: Kuzey Amerika, Kuzey Asya, İrlanda İspanya İtalya hariç Avrupa, Anadolu. Genel olarak sportif balıkçılık amacıyla çeşitli yerlere götürülüp aşılanmıştır.

Etkileri ve Değerlendirme: Turna doğal yayılış alanlarında popüler bir sportif olta balığıdır, ticari değeri yüksektir. Tam bir yetiştiriciliği canlı yem istemesi nedeniyle yapılamamıştır. Sportif balıkçılığı desteklemek üzere kendi yayılış alanındaki sulara stoklanmaktadır. Bununla birlikte bu stoklamaların yararlı olup olmadığı tartışmalıdır. Tür diğer ülkelere aşılanmış ve farklı başarı oranlarıyla karşılaşılmıştır (Welcomme 1988).
Aşılandığı bazı kaynaklarda olumsuz etkiler rapor edilmektedir (Anon 2006). Turna balığının Türkiye’de stoklandığı kaynaklar konusunda yeterli bilgi yoktur. Bildirilen bazı kaynaklarda ise yerli veya stoklanmış olup olmadığı belirsizdir(Altındağ ve ark. 1999).




Latince Adı: Gambusia affinis (Baird and Girard, 1853) POECILIIDAE
Türkçe Adı: Sivrisinek Balığı

Habitat ve Hayat Hikayesi: Küçük bir balık olan ( erkekler 4, dişiler 7-8 cm) sivrisinek balığı vivipar, bentopelajik, potamodrom bir türdür, tatlı ve acı sularda 12-29º C sıcaklık aralığında yaşayabilir. Durgun ve çok yavaş akan suları, bol vejetasyonlu havuz, göl ve su birikintilerini tercih eder, küçük böcekler, zooplankton ve detritusla beslenir. Çok düşük ve yüksek sıcaklıklara, düşük oksijene toleranslı oluşu geniş bir iklim aralığında üreyebilen populasyonlar oluşturmasını sağlamıştır.

Doğal Yayılış Alanı: A.B.D nin güneyi, orta güneyi, Mississipi havzası ve Kuzey Meksika. Sivrisinek balığı geniş ölçüde aşılamalara konu olmuş bir balık türüdür. Sivirsinek ile mücadele amacıyla hemen her kıtaya, ülkeye götürülmüş ve neredeyse global bir yayılışa ulaşmıştır.

Etkiler ve Değerlendirme: Türün sivrisinek kontrolündeki başarısı tartışmalıdır. Pestisitlerin yoğun biçimde kullanımıyla biyolojik vektör kontrolünde yaralanılan canlılara ilgiyi azaltmış görünüyorsa da pestisitlerin birer toksikant olarak etkileri ortaya çıktıkça biyolojik mücadeleye olan ilgi yeniden artamaya başlamıştır (Welcomme 1988). Sivrisinek araştırma ve kontrolü ile ilgilenenler Gambusia affinis in sivrisinek mücadelesinde kullanımı, çeşitli kaynaklara aşılanması konusunda çok emin iken, balık bilimi ile ilgili çevreler bu türün yerli olmadığı habitatlara aşılanmasına, bu ekosistemlere olan hali hazırdaki gerçek ve potansiyel zararlı etkileri nedeniyle karşı çıkmaktadırlar (Crivelli 1995, Rupp 2005).

DIAS kayıtlarında bu tür Türkiye sularına bilinmeyen bir tarihte aşılanmıştır, populasyon oluşturmuştur (Crivelli 1995, DIAS 2006) Ancak türün Türkiye’ye 1920-30 lu yıllarda Fransızlar tarafından Hatay bölgesinde sivrisinek mücadelesi amacıyla aşılandığı (Geldiay ve Balık 1988), ve geniş bir yayılışa sahip olduğu görülmektedir (Antalya Havzası, Muğla çevresi, Eğirdir Kovada gölleri, Yuvarlak çay, Dipsiz-Çine çayı, Porsuk BG. Enne BG. Van Gölü havzası, Akşehir gölü) Tür üzerinde detaylı çalışmalar Şaşı ve İkiz (2003, 2004)
tarafından yapılmıştır. Dünyadaki istilacı ilk 100 canlı türü içinde yer alıyor, bazı küçük kaynaklarda istila ve dişli sazancıklarla rekabet tehlikesi vardır






Latince Adı: Gambusia holbrooki (Girard 1859) POECILIIDAE
Türkçe Adı: Doğu Sivrisinek Balığı

Habitat ve Hayat Hikayesi: Kücük cesametli ( erkekler 3.5, dişiler 8 cm), bentopelajik, potamodrom tatlı ve acı sularda yaşayabilen, vivipar bir türdür. Orta kuşak sularında ( 15- 35 C) yaşar. Küçük karasal böceklerle beslenir çok küçük yemleri aktif olarak seçebilir

Doğal yayılış Alanı: Kuzey Amerika. Sivrisinek mücadelesi amacıla bir çok ülkeye götürülüp yaygınlaştırılmıştır.
Etkiler ve Değerlendirme: Sivrisinek kontrolünde pek az bazen hiç etkisinin
olmadığına dair kayıtlar vardır, üstelik aşılandığı yerlerdeki yerli balık türleri üzerinde oluımsuz etkileri söz konusudur, potansiyel olarak zararlı bir türdür (Anon 2006, Crivelli 1995). G. holbrooki’nin Türkiye sularına aşılandığına dair DIAS kaydı mevcut değildir (DIAS 2006). İznik gölü ve Ömerli BG den bildirilmiştir (Özuluğ et al. 2005a, 2005b).






Latince Adı: Lepomis gibbosus ( L., 1758) CENTRARCHIDAE
Türkçe Adı: Güneş balığı, Güneş levreği

Habitat ve Hayat Hikayesi: Sakin bol vejetasyonlu göllerde, havuzlarda nehirlerin havuz oluşturduğu kesimlerde bulunan, bentopelajik, potamodrom bir tatlısu türüdür. 40 cm boy 600 gr ağırlığa ulaşabilir. Genel olarak kurtçuklar, krusteseler ve böceklerle beslenir, küçük balıklar, omurgasızlarla ve balık yumurtaları ile de beslendiği olur.. Soğuk sulara toleranslıdır.

Doğal Yayılış Alanı: Kuzey Amerikanın Kuzey-Doğu bölgeleri. Bu tür buradan Kuzey Amerikanın geri kalan bölgelerine ve Avrupa başta olmak üzere dünyada çeşitli yerlere yayılmıştır. Türkiye’ye de Avrupa’dan geldiği sanılmaktadır. Aşılamaların temel nedeni açık değildir, orijin genellikle belirsizdir, Avrupa’da kanallar ve nehir yoluyla kolayca yayılabilmiştir.

Etkiler ve Değerlendirme: Ticari avcılıkta istenmeyen bir türdür, geçimlik balık avcılığı ve akvaryumlarda değerlendirilir. Bu tür aşılandığı bir çok yerde zararlı tür statüsünde değerlendirilmiştir ( Welcomme 1988, Anon 2006). Hızla genişleyen bir yayılış alanına sahip olması, yerli balıklarla rekabet etmesi, istenmeyen zararlı bir balık olarak değerlendirilmesi nedeniyle üzerinde dikkatle durulmalı yayılmasının önüne geçilmelidir. DİFAS kayıtlarına göre bu tür bilinmeyen bir tarihte süs balığı olarak Türkiye’ye sokulmuş, doğal populasyon oluşmamış şeklinde bildiriliyor (Coad 1996, DIAS 2006) Ancak Trakya, Ege ve Akdeniz bölgelerinde çeşitli kaynaklarda bu balığın populasyon oluşturduğu ve yayılmaya devam ettiği kaydedilmektedir ( Barlas ve ark. 2001, Barlaş ve Dirican 2004, Küçük ve İkiz 2004, Şaşı ve Balık 2003).
Fedai ERDEM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.12.09, 02:31   #3
Fedai ERDEM
 
Fedai ERDEM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28/1/2009
Üye Adı: Fedai ERDEM
Memleket:Ankara-Kayseri
Yaş: 41
Kan Grubu: 0 Rh (+)
En İyi Avı: İyi Olsun Dünya
Mesajlar: 2.967
Referans: 26
Fedai ERDEM will become famous soon enoughFedai ERDEM will become famous soon enough


Latince Adı: Oncorhynchus mykiss (Walbaum 1792) SALMONİDAE
Türkçe Adı: Gökkuşağı Alabalığı, Alabalık

Habitat ve Hayat Hikayesi: Dereler, çaylar, Nehirler, göller, baraj gölleri ve havuzlar doğal yaşama alanlarını oluşturur. Dünyanın çeşitli bölgelerinde farklı zamanlarda üreme göstermektedir. Hızlı ve orta hızda akan, bol oksijenli suları üreme için tercih eder, göllerde akarsulardan daha iyi büyür. Genelde tabana yakın beslenir, Erginleri akvatik ve karasal böceklerle, yumuşakçalar, krusteseler, balık yumurtaları, küçük balık türleri ile, yavru ve gençleri daha çok zooplanktonlar ile beslenir. 120 cm kadar uzunluk 25 kg ağırlığa ulaşabilir, bentopelajik ve anadromdur. Tatlı acı ve tuzlu sularda yaşayabilir (Anon 2006).

Doğal Yayılış Alanı: Kuzey Amerikanın batısında bulunan nehirler, Kaliforniya’dan Alaska’ya kadar uzanan kıyı bölgeleri. Dünyada en fazla aşılamalara, yetiştiricilik amacıyla nakillere konu olmuş balık türü durumundadır. Tropik bölgelerin bir kısmı istisna edilirse tüm dünyada global bir yayılış alanına ulaşmıştır. Gökkuşağı alabalığı ilk olarak sportif balıkçılık amacıyla çeşitli habitatlara götürülmüş ancak sonradan yetiştiricilik önde gelen amaç olmuştur.

Etkileri ve Değerlendirme: Gökkuşağı alabalığı tatlısu ve denizde yetiştiricliği en fazla yapılan, sportif balıkçılık ve ticari balıkçılıkta, deney hayvanı olarak yaygın olarak kullanılan bir türdür. Tür Türkiye kültür balıkçılığının asıl unsurunu oluşturur, üretim miktarı toplam akuakültür üretiminin yarısına yakındır. Gökkuşağı alabalığı aşılandığı
kaynaklarda diğer nesli tehlikede olan alabalık türleri ile melezler oluşturabilir, bu türlerin genetik bütünlüğü üzerinde etki yapabilir. Tür, predetasyon ve rekabet nedeniyle dahil edildiği bazı kaynaklarda (Titicaca gölü) yerli küçük cesametli balıkların veya yerli salmonid türlerinin (Ohrid gölü) populasyonlarının azalması/yok olmasında sorumlu olarak gösterilmektedir (Welcomme 1988). DIAS kayıtlarına göre tür bilinmeyen bir tarihte yetiştiricilik amaçlı Türkiye’ye getirilmiş (Coad 1995, DIAS 2006) görülmektedir. Gökkuşağı alabalığı 1970 te ilk olarak Almanya’dan getirilip, Türkiye’de yetiştiriciliği
başlatılmıştır. Gökkuşağı alabalığı Türkiye de İşletmelerin suyunun bağlı olduğu akarsu ve göllere (Köprü çay, Manavgat çayı, Alara çayı, Eşen çayı, Şamran suyu, Çatak çayı, Tortum çayı, Tortum gölü); amaçlı olarak bazı akarsu, göl, baraj gölü, göletlere (Sapanca, Gölcük, Nemrut Gölleri. Kuzgun, Demirdöven, Sır, Kesikköprü, Keban, Kurtboğazı, Gölköy Karakaya, Bayındır Sürgü, Alakır., Atatürk, Koçköprü, Zernek Baraj Gölleri, Palandöken, Işıktepe, Mursal, Korkut, Gerindol göletleri) aşılanmıştır. Bu kaynakların çoğunda kendi kendini sürdürebilir populasyon oluşturamıyor, bazı uygun kaynaklarda üreyebildiği(Küçük ve İkiz 2004). belirtilmiş olmakla birlikte, üreyebilen populasyonlara ait detaylı bir bilgiye, böyle bir populasyon üzerinde yapılmış çalışmaya rastlanmamıştır. Gökkuşağı alabalığı, dünyada istilacı ilk 100 canlı türü içinde yer almaktadır. Ancak Türkiye’de üreyebilen populasyonlar oluşmadığı için böyle bir risk söz konusu değildir.






Latince Adı: Oreochromis aureus (Steindachner 1864) CICHLIDAE
Sinonim Adı: Tilapia aurea
Türkçe Adı: Mavi tilapia, İsrail çipurası

Habitat ve Hayat Hikayesi: Göl, baraj gölleri, gölet ve havuzları, nehirleri içine alan, sıcaklığı 8 - 30°C arasında değişen tatlı ve acı su kaynaklarında yaşar ve üreyebilir. Bir mevsim içinde bir kaç defa yumurta bırakır. Yüksek tuzluluklara dayanıklıdırlar ve acısu şartlarında da iyi büyürler. Su sıcaklığı 22°C yi geçtiğinde koloniler halinde ürerler, erkekler yuva yapar, dişiler döllenen yumurtaları ağızlarında kuluçkalar. 6-7°C nin altındaki su sıcaklığına dayanamazlar.

Doğal Yayılış Alanı: Afrika ve Orta Doğunun tropikal ve subtropikal suları, Senegal - Nijer arası bölgeler, Afrika ve Orta Doğudaki drenaj kanalları ve Göller. Doğal yayılış alanı dışındaki çok sayıda bölgeye götürülmüştür.

Etkileri ve Değerlendirme: Mavi Tilapia aşılandığı su kaynaklarında yerli balıklarla üreme alanı, besin ve yaşama alanı bakımından rekabet oluşturur. O. aureus ‘un baskın hale geldiği bazı akarsularda mevcut vejetasyon ve yerli türlerin neredeyse yok olduğu rapor
edilmektedir. Ayrıca unionid midye türleri üzerinde de olumsuz etki yaptıkları belirlenmiştir (Welcomme 1988, USGS 2004). Türün Türkiye sularına aşılanmasına dair DIAS kaydı yoktur (DIAS 2006). Türkiye’den Çukurova ve Köyceğiz gölünden bildirilmekte, yetiştiricilik ve bilimsel amaçlı olarak çeşitli kurumlarda bulunmaktadır (Tekelioğlu ve ark. 1999, Çelik ve Gökçe 2003, Akın et. al. 2005). Üreme ve beslenmesi için yüksek sıcaklık gerektiği için Türkiye’de çok az sayıda su kaynağında üreyebilir populasyon oluşturma şansı olabilir.






Latince Adı: Oreochromis niloticus ( L. 1758) CICHLIDAE
Sinonim Adı: Tilapia nilotica
Türkçe Adı: Nil Tilapiası, Tilapia

Habitat ve hayat Hikayesi: Nehirler, göller, evsel atık sular, sulama kanalları gibi tropik ve suptropik bölgelerin tatlısu habitatlarında, bazen acı sularda bulunur. Bentoplelajik ve potamodromdur. Fitoplankton ve bentik alglerle beslenir. Döllenen yumurtalar dişiler tarafından ağızda kuluçkalanır, 60 cm boy, 4.300 g ağırlığa ulaşabilir (Anon 2006).

Doğal Yayılış Alanı: Nil Nehri, Chart havzası, Filistin, Güney İsrail Doğal olarak en geniş yayılım alanına sahip olan tilapia türüdür, yetiştiricilik ve baraj göllerine stoklama açısından çok popülerdir. Dünya çapında taşıma ve stoklamalara konu olmuştur, global bir yayılış gösterir.

Etkiler ve Değerlendirme: Subtropikal bir balık türü olarak, orta kuşak bölgelerinde bulunan bir çok ülkede doğal üreme göstermez (Welcomme 1988). Yoğun ancak kötü büyüyen populasyonlar oluşturma eğilimi daha zayıf olduğundan bir çok yerde O. mosambicus a tercih edilir. Büyüme karakteristikleri ve tadı iyidir.. Aşırı üreme potansiyeli nedeniyle potansiyel olarak zararlı bir türdür. O. mossabicus ile olan hibritleri (kırmızı tilapia) Tayvan da yetiştiricilikte kullanılmaktadır. Hibritleri dünyanın çeşitli yerlerine yetiştiricilik ve bilimsel amaçlarla götürülmektedir. (Welcomme 1988). Türkiye’de hibritlerinin olup olmadığı bilinmemektedir.

DIAS türün Türkiye sularına ne zaman ve kim tarafından aşılandığına dair kesin bilgiler yoktur, muhtemelen kaza ile yetiştiricilik ve bilimsel amaçlı olarak getirildiğini, doğal stok oluşmadığı bildirmiştir (Coad 1996, DIAS 2006). Ancak bu tür Türkiye’ye DSİ tarafından 1975 li yıllarda getirilmiştir. Halen Hırla gölünde, Çukurova sularında, Asi nehri, Köyceğiz gölünde üreyebilen populasyonlar oluştuğu, Köyceğiz gölünde baskın hale gelerek diğer türleri tehdit ettiği bildirilmektedir (Sarıhan ve Toral 1982, Sarıhan ve ark. 1990, Başusta ve ark. 1996, Tekelioğlu ve ark. 1999, Çelik ve Gökçe 2003, Akın et. al. 2005). Bu tür halen doğal ortamlarda, yetiştiricilik ve bilimsel amaçlı olarak çeşitli kurumlarda bulunmaktadır.




Latince Adı: Perca fluviatilis (L., 1758) PERCIDAE
Türkçe Adı: Tatlısu Levreği

Doğal Yayılış Alanı: İspanya Güney İtalya ve Yunanistan hariç tüm Avrupa, Batı-Kuzey Anadolu. Tatlısu levreği Avrupada sportif olta balıkçılığında popüler bir türdür. Kendi doğal yayılış alanları dışına götürülüp aşılanması için geçerli özel bir neden olmamakla
birlikte bir çok suya aşılanmış durumdadır. (Welcomme 1988).

Etkiler ve Değerlendirme: Tatlı su levreği yerli bir türdür, DIAS kayıtlarında Türkiye sularına bilinmeyen bir tarihte aşılandığı/transfer edildiği bildirilmekle birlikte (DIAS 2006) bunu doğrulayan bir yayın mevcut değildir. DSİ Ürkmez Üretim istasyonunda üretildiği ve bazı kaynaklara aşılandığı bilinmekle birlikte ( Akbay 2003), aşılama yapılan kaynaklar ve bu kaynaklardaki durumu belirsizdir.
Fedai ERDEM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.12.09, 02:32   #4
Fedai ERDEM
 
Fedai ERDEM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28/1/2009
Üye Adı: Fedai ERDEM
Memleket:Ankara-Kayseri
Yaş: 41
Kan Grubu: 0 Rh (+)
En İyi Avı: İyi Olsun Dünya
Mesajlar: 2.967
Referans: 26
Fedai ERDEM will become famous soon enoughFedai ERDEM will become famous soon enough


Latince Adı: Pseudorasbora parva ( Temminck and Schlegel, 1846) CYPRİNİDAE
Türkçe Adı: Çizgili sazancık

Habitat ve Hayat Hikayesi: Bentopelajik, orta kuşak tatlı sularında da yaşayan küçük bir sazangil türüdür. Soğuk akarsularda bulunur, küçük böcekler, balık ve balık yumurtaları ile beslenir.

Doğal Yayılış Alanı: Çin, Kore, Japonya ve Amur nehri havzası. Çin sazanları ile birlikte önce Rusya sonra da Tuna nehri havzasına bilinçsiz olarak nakledildiği sanılmaktadır. Tuna nehir havzasında da geniş bir alana yayılmıştır.

Etkiler ve Değerlendirme: Balıkçılık veya diğer sahalarda her hangi bir kullanımı yoktur. Bu tür kontrolsüz olarak girdiği su kaynaklarında yüksek üreme potansiyeli, çok yoğun populasyonlar oluşturarak yerli türlerin larva ve yavrularıyla rekabeti nedeniyle çok yerde zararlı tür satatüsünde değerlendirilmektedir. Bazı sularda, kendi doğal yaylış alanına oranla daha hızlı bir üreme ve yüksek fekunditeye sahip populasyonlar oluşturarak, istilacı bir davranış sergileyip diğer türlerin yerini almaktadır. (Welcomme 1988, Anon 2006). DİAS kayıtlarına göre Türkiye sularına bilinmeyen bir tarihte kaza ile girmiştir. Doğal üreme ile populasyonlar oluşmuştur ( Coad 1996, DIAS 2006).

Türkiye’de halen Trakya, Ege ve Akdeniz bölgesi tatlı sularının bir kısmına yayılmış bulunmaktadır ( Erk,akan 1984, Şaşı ve Balık 2003, Küçük ve İkiz 2004, Coop et al. 2005). Hızla genişleyen bir yayılış alanına sahip olması, yerli balıklarla rekabet etmesi, istenmeyen zararlı bir balık olarak değerlendirilmesi nedeniyle üzerinde dikkatle durulmalı yayılmasının önüne geçilmelidir.




Latince Adı: Silurus glanis (L.1758) SILURIDAE
Türkçe Adı: Yayın Balığı, Avrupa Yayın Balığı

Habitat ve Hayat Hikayesi:Yayın balığı, demersal, göç yapmayan tatlı ve acı sularda 4-20 C derece arasında yaşayabilen bir türdür. Genel olarak büyük göl ve nehirlerde yaşar, baraj göllerinde derin yerlerde barınır, acı sulara girdiği de olur. Her türde su canlısıyla (ördek, balık, kerevit vd.) ile beslenir ( Anon 2006).

Doğal Yayılış Alanı: Doğu Avrupa. Anadolu’nun yerli bir balık türü olan yayın bazı su kaynaklarına götürülüp aşılanmıştır.

Etkiler ve Değerlendirme: yayın balığı Avrupa kıtasının en büyük cüsseli türüdür hem ticari hem sportif olarak değerlidir. Yüksek düzeyde predatördür, doğal yayılış alanı dışındaki sulara aşılanmasına karşı çıkılmıştır. Bununla birlikte aşılandığı bazı ülkelerde pek az başarı sağlanmıştır ( Welcomme 1988). Bazı ülkelerde de aşılamayı takiben olumsuz etkiler bildirilmiştir. Genel anlamda potansiyel olarak zararlı olabilecek bir tür olarak değerlendirilmektedir (Anon. 2006).

Yayın balığının bilinmeyen kişi/kuruluşlarca bilinmeyen tarihte Türkiye sularına aşılandığı veya transfer edildiği, sürekli stoklamalarla doğal stokların oluştuğu DIAS kayıtlarında yer almaktadır (Coad 1996, DIAS 2006). Ancak yayın balığı Türkiye’nin yerli türleri arasında olup (Berg 1964, Geldiay ve Balık 1988), Avrupa kıtasından çok eski dönemlerde Anadolu’ya girmiş olabilir. Türkiye’de yayın balığının aşılandığı kaynaklardan Ödemiş Gölcük gölünde bazı zararlı etkileri bildirilmiştir (Geldiay ve Taren 1971, Balık ve Ustaoğlu 1986). Diğer kaynaklardaki ekolojik ve ticari etkileri konusunda bilgi yoktur.






Latince Adı: Stizostedion lucioperca (L.1758 ): PERCIDAE
Sinonim Adı: Sander lucioperca, Lucioperca lucioperca
Türkçe Adı: Sudak, Ak Levrek, Dişli balık, Uzun Levrek

Habitat ve Hayat Hikayesi: Göllerde, baraj gölleri ve nehirlerde derin sakin kesimlerde yaşar, temel olarak balıkla beslenir. Mevsimsel olarak yaşadığı suyun farklı kesimlerine geçer. Üreme ilkbahar yaz başında gerçekleşir, yumurtaları su bitkilerine ve çakıltaşlara yapışır. 130 cm boy, 20 kg ağırlığa ulaşabilir, maksimum yaş 16 bildirilmiştir ( Anon 2006).

Doğal yayılış Alanı: Doğu Avrupa, Batı Asya, Marmara Terkos gölü Kuzey Anadolu bafra Balık gölleri.

Etkiler ve Değerlendirme: Sudak yayılış alanı içinde değerli bir ticari balıktır. Spor balığı olarak kalitesi bir çok Avrupa ülkesine götürülüp aşılanması sonucunu doğurmuştur. Aşılama çalışmalarına predatör karakteri nedeniyle şiddetle karşı çıkılmış olmakla birlikte, aşılamaların çoğunun su ekosistemlerine bir fauna elamanı ilavesi, özellikle avcılar ve balıkçılık yönetimi açısında için başarılı olmuştur. Ancak bu aşılamalara korumacılar tarafından karşı çıkılmıştır.

Sudak aşılanan kaynaklarda çoğu zaman populasyonlar oluşmakta, ticari ve sportif balıkçılık gelişmektedir. Ancak İngiltere de Great Ouse nehrine aşılanan sudakların nehrin yerli türleri olan Turna ve tatlı su levreği populasyonlarında azalmaya yol açtığı bildirilmektedir (Welcomme 1988). Birçok ülkede olumsuz etkiler bildirilmektedir (Anon 2006).

Türkiye’de Eğirdir ve Gölmarmara göllerine Avusturya’dan getirilen fingerlingler 1955 te stoklanmıştır (Nüman 1958, Welcomme 1988). Bu aşılamayı takiben Eğirdir gölünde küçük cyprinid balıklar üzerinde baskı kurmuş ve bir çok türün yok olmasına yol açmıştır. Gölün genel balıkçılık düzeninde de önemli bozulmalar oluşmuş olup göl hala kendini restore edememiştir (Campbell, 1992. ) Aşılama/stoklama yapılan diğer kaynaklar; Selevir BG., Damsa BG., Sarımsaklı BG., Seyhan BG., Çubuk II BG., Hirfanlı BG., Ayrancı BG., Apa BG., Mamasın BG., Demirköprü BG., Karacaören I ve II BG. Kapulukaya BG, Beyşehir Gölü.




Latince Adı: Tilapia rendalli (Boulenger, 1897)
Türkçe Adı: Kırmızı Gerdanlı Tilapia

Habitat ve Hayat Hikayesi: Sakin, bol vejetasyonlu suları, nehir kıyılarını, taşkın alanlarını ve bataklıkları tercih eder, geniş bir sıcaklık aralığına ( 8-41ºC) ve binde 19 a kadar tuzluluğa toleranslıdır. Tatlı ve acı sularda yaşarlar. Sürüler oluşturabilir, gençler planktonla erginler su bitkileri, algler, böcekler ve krusteselerle beslenirler. 45 cm kadar boy 2.500 g ağırlığa ulaşabilirler. Bentopelajik bir türdür ( Anon 2006).

Doğal Yayılış Alanı: Orta ve Batı Afrika, tür su bitkileri ile beslendiğinden su bitkilerinin kontrolü ve yetiştiricilik amacıyla aşılanmaktadır. Doğal ortamda kendi kendine üreyebilen populasyonlar oluşmuştur.

Etkiler ve Değerlendirme: Türün aşılamaları farklı reaksiyonlar ortaya çıkarmaktadır. Bazı bölgelerde ticari değeri olan avlanabilir populasyonlar, yerel balıkçılık oluşurken bazı yerlerde aşırı üreme ve yoğun populasyonlar türe zararlı/parazit olarak bakılmasına yol açmaktadır( Welcomme 1988). Türün Türkiye sularına aşılanmasına dair DIAS kaydı yoktur(DIAS 2006). Çukurova bölgesi sularından, Seyhan nehrinden bildirilmiştir (Tekelioğlu ve ark. 1999, Gökçe ve ark. 2003, Çelik ve Gökçe 2003).




Latince Adı: Tilapia zillii (Gervais, 1848) CICHLIDAE,
Türkçe Adı: Tilapiya, Kırmızı Karınlı Tilapia

Habitat ve Hayat Hikayesi: Türün yüksek adaptasyon gücü tatlısu ve deniz habitatlarında süratle yayılmasına yol açmaktadır. Yaşadığı habitatlarda sıcaklık 7-43ºC arasında değişir. Küçük yapılı bir tilapia türüdür, 40 cm boy ve 300 g. ağırlığa ulaşabilir, demersal ve potamodromdur. Zaman zaman sürüler oluşturur, sığ vejetasyonlu yerleri tercih eder, gençler taşkın alanlarına girebilir. Herbivordur, su bitkileri ile epifiton ve bazı omurgasızlarla beslenir. Substrat üzerine yumurta bırakır (Welcomme 1988, Anon 2006).

Doğal Yayılış alanı: batı Afrika, Nijer, Çad, Nil havzası, Anadolu. Dünyanın çeşitli bölgelerine götürülüp yayılmış bulunmaktadır. Her iki tür de yüksek bitkiler üzerinden beslenmektedir, bu yüzden su bitkilerinin kontrolü ve yetiştiricilik amacıyla aşılanmaktadır. Doğal ortamda bir çok kendi kendine üreyebilen populasyonlar oluşmuştur.

Etkiler ve Değerlendirme: Tilapia rendalli ve T. zillii görünüş ve davranış bakımından ayırd edilememekte ve mevcut dağılımları ile aşılamalar genel olarak bir birine karıştırılmaktadır. Her iki tür aynı habitatta birlikte bulunduğunda kolayca hibritleşebilmekte ve durum daha da karmaşık hale gelmektedir. Tür, ticari balıkçılık, yetiştiricilik ve akvaryum balıkçılığında önemlidir, ancak potansiyel olarak zararlı türlerdendir (Welcomme 1988, Anon 2006).

DIAS (2006) ve Coad (1996) türün Türkiye sularına bilinmeyen bir tarihte ve bilinmeyen bir merci tarafından, yetiştiricilik ve yabancı ot kontrolü amaçlarıyla aşılandığını muhtemelen doğal stok oluşturmadığını bildirmiştir. Ancak bilinçsiz olarak Köyceğiz gölüne aşılanan bu türün yüksek üreme potansiyeli nedeniyle populasyonunun hızla arttığı, gölde ve göle dökülen akarsularda diğer balıkların yumurta, larva ve erginleri ile beslendiği, diğer balık türleri üzerinde tehlike oluşturduğu. Fazla ekonomik değeri olmayan bu türün akarsulardaki besin zinciri içinde tehlikeli olduğu bildirilmiştir (Barlas ve ark. 2000). Tür Seyhan baraj gölünde kafeslerde yetiştirilmekte, Çukurova sularında görülmektedir (Gökçe ve ark. 2003).






Latince Adı: Tinca tinca (Linnaeus 1758)
Türkçe Adı: Kadife Balığı, Yeşil sazan

Habitat ve Hayat Hikayesi: Göller ve yavaş akan nehirlerin mansap kesimlerinde, orta kuşakta yer alan tatlı ve acı-östarin sularında görülür, soğuk sulara ve düşük oksijen kapsayan ortamlara karşı toleranslıdır. Demersal ve potamodrom olup omnivor beslenme karakteri gösterir, kış aylarında beslenmeden suyun tabanında çamurun içinde yaşayabilir. Ilık gölleri, çamurlu tabanları, vejetasyonu bol kesimleri sever, üreme potansiyeli oldukça yüksektir, 400-500 gr lık bir dişi, 275.000 kadar yumurta verir, 18-20o C de yumurta bırakır, üreme Türkiye şartlarında mayıs-temmuz ayları arasında gerçekleşir, yumurtaları yapışkandır.

Doğal yayılış Alanı: İngiltere adaları da dahil olmak üzere Avrupa’nın büyük bir kısmı, Batı Asya, Anadolu. Yirminci yüzyılın başlangıcında aşılamalarda populer bir tür olan kadife balığı, dünyada çeşitli yerlere götürülmüştür. Bu habitatların bir kısmında üreyebilen populasyonlar oluştururken (Kuzey Amerika, Güney Australya, Yeni Zellanda) bir kısmında ( Bazı Afrika suları) başarılı olamamıştır. Sportif balıkçılıkta ve besin balığı olarak değerlendirilir, Avrupa’da az da olsa kültürü yapılır. Bazı Afrika ülkelerine sularda salyangoz mücadelesi amacıyla götürülüp aşılanmıştır. Su böceklerinin larvaları üzerinden de beslendiğinden biyolojik mücadelede değerli olabilir. Çoğu aşılama amaçlı iken; bazıları havuzlardan doğal sulara kaçışlarla gerçekleşmiştir (Welcomme 1988, USGS 2004, Anon 2006, ).

Etkiler ve Değerlendirme: Kadife balığı genel olarak zarasız görülmekle birlikte (Anon 2006), Türkiye de aşılandığı bazı habitatlarda baskın hale gelmiştir. Ticari olarak daha değerli balık türleri ile besin rekabetine girmektedir. Su kaynağının ticari değerinin korunması için aşılama yapılan kaynaklarda etkin avcılıkla populasyonunun kontrolü önerilmektedir. Kadife balığının yüksek adaptasyon gücü, üreme potansiyeli göz önüne alındığında kaynaklara ya hiç aşılanmamalı yada karnivor türleri barındıran kaynaklara kontrollü olarak aşılanmalıdır (Alas et. al 1998, Balık ve ark 2004).










Saygılarımla...

Aşağıda, Sayın Osman Çetinkaya'nın Türkiye sularına aşılanan yabancı ve yerli balık türleri hakkındaki araştırmasından* ana kaynak olarak yararlanılmıştır. Fotoğraf ve yöresel isim araştırmaları ile desteklenmiştir. Tuzlusu türleri, stok oluşturmamış türler, yerel zararsız veya verdiği zarar bilinemeyen türler alınmamıştır. Mevcut düzenlenmiş 21 tür, ülkemizdeki asıl istilacı türlerdir.
Fedai ERDEM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.12.09, 10:31   #5
Eyüp ÖZDEMİR
 
Eyüp ÖZDEMİR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03/1/2008
Üye Adı: Eyüp ÖZDEMİR
Memleket:Düzce
Yaş: 37
Kan Grubu: A Rh (-)
En İyi Avı: Büyük balıkçıların yanında torbacılık yapmak.
Mesajlar: 2.808
Referans: 5
Eyüp ÖZDEMİR will become famous soon enoughEyüp ÖZDEMİR will become famous soon enough
Fadai yapmış olduğun kapsamlı bilgilendirme için teşekkürler.
Evet balıkçı dostlar bu konu hakikatten sürdürülebilir avcılık adına çok önemli.Özellikle bazı kişilerin yasak olmasına rağmen farklı göletlerden yemlik balıklar.Bu balıklar yakalayarak balık tutma adına trasfer ediliyor.Bu durumun da bilinçsizce aşılamaya neden olduğunu bir kez daha hatırlatmak isterim.Evet aşşağıda açıklama niteliğinde ki yazıda belirtilen gümüş balığını aynı havzadan belirtilen limitlerde yakalayarak bu işlemler yapmalıdırlar...



Latince Adı: Atherina boyeri (Risso 1810.) ATHERİNİDAE
Türkçe Adı: Gümüş Balığı

Habitat ve Hayat Hikayesi: Demersal ampidrom, tatlısu, acı su ve denizlerde 1 m ye kadar derinliği olan sığ kesimlerde yaşayan bir türdür. Maksimum 20 cm ye kadar ulaşabilir. Euryohalin bir türdür, acı sularda ve rasgele tatlı sularda görülür. Büyük sürüler oluşturur, krustese yumuşakçalar, balık larvaları ve kurtçuklar üzerinde karnivor beslenir( Anon 2006).

Doğal yayılış Alanı: Avrupa, Akdeniz ve Karadeniz havzası, Anadolu.

Etkiler ve Değerlendirme: Ticari avcılıkta değeri vardır, yem balığı olarak çeşitli kaynaklara aşılanmaktadır. Türkiye de İznik, Eğirdir ve Beyşehir Gölü, Hirfanlı BG. gibi sulara TKB Su Ürünleri Araştırma Enstitüleri yada bilinçsiz olarak balıkçılar tarafından aşılanmıştır. Muhtemelen daha çok kaynakta bulunmakta ve giderek yaygınlık kazanmaktadır.

Beyşehir gölünde baskın hale gelmeye başlamış olup diğer türlerin balıkçılığını tehdit etmektedir. Türkiye’de Chalcalburnus ve Alburnus genuslarından bazı balıklar da gümüş balığı olarak adlandırılmaktadır. Türle ilgili yapılan değerlendirmelerde bu dikkate alınmalıdır.
Eyüp ÖZDEMİR isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.12.09, 10:36   #6
Sefa AYKENAR
 
Sefa AYKENAR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 26/3/2009
Üye Adı: Sefa AYKENAR
Memleket:Ankara
Yaş: 32
Kan Grubu: A Rh (+)
En İyi Avı: Kazandığım Dostlarım
Mesajlar: 2.481
Referans: 2
Sefa AYKENAR will become famous soon enoughSefa AYKENAR will become famous soon enough
abi okunuyu çok güzel anlatmışsın bilmediğimiz daha neler varmış hep duyardım israil sazanı diye söyleyenleri çoğu bile gerçek pullu sazanla israil sazanı arasındaki farkı bilmiyorlar desem yalan olmaz herhalde bu tür makaleleri iyi okumak türleri ve şekillerini bu nedenle hafızaya yazmak çok önemli ne tuttuğumuzu ne yediğimizi iyi bilmek lazım paylaşımın için teşekkürederim . ha birde şunu söylemek istiyorum bu balıkları kendi bölgelerinden getirip ülkemiz sularına bırakanlar - genleriyle oynayıp tür değiştirenler- vb. ne amaçlıyorlar ne yapmak istiyorlaar insan bu kadar bilinçsiz ve zalim olamaz yarın ne biz nede onlar gerçek balığın tadı nasıldır herhalde bilemiyeceğiz onun için sonuna kadar mücadeleci olmaya , hak edenlerle sonuna kadar savaşmaya söz veriyorum saygılar sunuyorum
Sefa AYKENAR isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.12.09, 10:38   #7
teyfo71
Üye
 
teyfo71 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01/11/2009
Üye Adı: tevfik
Memleket:osmangazi bursa
Yaş: 40
Kan Grubu: A Rh (+)
En İyi Avı: balığın bahanesiyle dostluğun şahanesi
Mesajlar: 164
Referans: 0
teyfo71 will become famous soon enoughteyfo71 will become famous soon enough
güzel ve eğitici paylaşım teşekkürler.
teyfo71 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.12.09, 10:55   #8
Tayfun TURNALI
 
Tayfun TURNALI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07/3/2009
Üye Adı: Tayfun TURNALI
Memleket:SAKARYA
Yaş: 40
Kan Grubu: 0 Rh (+)
En İyi Avı: cezalıyım..
Mesajlar: 2.117
Referans: 0
Tayfun TURNALI will become famous soon enoughTayfun TURNALI will become famous soon enough
sazan bile istilacı bir tür olarak belirtilmiş...bilmediğimiz çok şeyler var...bilgilendirme için sağol kardeş...
Tayfun TURNALI isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.12.09, 12:41   #9
Fedai ERDEM
 
Fedai ERDEM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28/1/2009
Üye Adı: Fedai ERDEM
Memleket:Ankara-Kayseri
Yaş: 41
Kan Grubu: 0 Rh (+)
En İyi Avı: İyi Olsun Dünya
Mesajlar: 2.967
Referans: 26
Fedai ERDEM will become famous soon enoughFedai ERDEM will become famous soon enough
Sevgili Oltacılar;

Bu konuyu ilk araştırdığımda okuduklarıma gördüklerime inanamadım.
Nerdeyse bildiğimiz balıkların hepsi istilacı gurubuna giriyor.

Sularımızla ve içinde barındırdığı balıklarla ilgili bilmediğimiz o kadar çok şey varki.


Şimdi bu konu hakkında yapılması gerekenlerle ilgili görüşlerinizi duymak istiyorum..


Ekolojik bulguları,
Sularımıza daha iyi türlerin bulunup niçin atılmadığı.
Sularımıza niçin kıymet verilmediği.
İstilacı balıkların arındırılması.

Buna benzer kafama takılan bazı konular bunlar.

Şimdiden değerli görüşleriniz için teşekkürler.
Fedai ERDEM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.12.09, 14:03   #10
Tolga ÇALIM
 
Tolga ÇALIM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20/11/2009
Üye Adı: Tolga
Memleket:Adana
Yaş: 21
Kan Grubu: A Rh (+)
En İyi Avı: 1-KRAL BALIKÇI 2- Zarganalar 3-Vet. fakültesi 4-arkadaşlarım sevenlerim :)
Mesajlar: 1.114
Referans: 1
Tolga ÇALIM will become famous soon enoughTolga ÇALIM will become famous soon enough
Sevgili Fedai abi

Yapmış olduğun bu kapsamlı bilgi ve araştırmanı tebrik ederek gerçektende süper bir araştırma ve görsel güzellikler olduğunu söylemek istiyorum
Sayenizde birçok bilmediğimiz türüde öğrenmiş olduk
Kucak dolusu selamlar.
Tolga ÇALIM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil


Sponsorlar
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.