Alıntı:
MuratHoca Nickli Üyeden Alıntı
Derneğimizi tebrik ediyorum. Bu sıralar bilgisayarın başına bile oturacak kadar vaktim olmuyor. Pelitözünü ilk kez 2005 yılında duydum. Hem de kötü bir şekilde. Bir av bayiinin oraya senede bir kaç kez bohça açtığını 200-300 kg artık o gece Allah ne verdiyse topladığını üzülürek duymuştum. Rahmetli babam ve ben bunu duyunca o av bayiinde alış verişi kestik ve çevremizdeki bilinçli kişileride uyardık. Diyeceğim o ki, Bilecik, Bursa, Sakarya, Eskişehirden buraya belli aralıklarla bizler bilmeden nice bohçalar serilmiş ve amatörlere balık bırakılmamıştır. Son yıllarda derneğimizin birlikte yaptığı organizasyonlarla "Göl kendini sürekli yenilemiş ve kendisini şimdiki noktaya getirmiştir"
Ağ atmayı önlemenin yolu, satışını sınırlamaktan geçse de, insanımız maalesef kafasına koydumu mutlaka bir açık gedik yol bulup o ağı gene oraya atacaktır. İşte burada EĞİTİM ve zihinlerde yapılacak devrim bir çözüm yoludur. Bunun için ÖRNEK olmak eğitimde en etkili yoldur. Derneğimiz üyeleri bu konuda gerçekten kısa zamanda çok güzel örnekler vermiştir. Konu açılmışken derneğimizden Uğur ve Özdemir arkadaşlarımızın "Yakala & Bırak" uygulamalarını tebrik ediyor ve bu bilincin tüm balıkçı arkadaşlarımıza örnek olmasını ümit ediyorum. Eskişehirde Ateş hocamızın ve dernekteki arkadaşlarımızın bu konu üzerindeki Ahlaki noktalardaki hassasiyeti ve bunun üzerine aylarca ciddi anlamda hem forumda hem avlakta gitmiş olmalarından dolayı artık yavaş yavaş sonuçlar alınmaya başlanıyor.
Son olarak da her ne kadar klişeleşmir bir ifade de olsa "olta ile balık bitmez" diyorum. Keşke herkes OLTACILAR'dan olsa :-)
|
Haklısın sevgili Murat, "Eğitim" bataklığı kurutmanın en temel yolu, ama devletimiz bunu fazla gerekli görmüyor ki amatör balıkçılığa bu eğitimi getirmekte ayak sürüyor. Aslında pek ayak sürüyor demek de doğru olmuyor sanırım, bekliyor gibi görününüyor. Neyi bekliyor, diye sorarsan, amatörlerin kendi eğitimlerini kendilerinin yapmasını bekliyor sanırım. Yani, amatörler eğitim programını hazırlasın, alt-yapıyı kursun, eğiticileri belirlesin, eğitilecek kitleyi saptasın, herşeyi düzenlesin de biz devreye sonra girelim diye bekliyorlar, sanıyorum. Bütün bunlar hazırlandıktan sonra diyecekler ki "Öyle olmaz! Siz kim oluyorsunuz da kendi kafanıza göre iş yapmaya kalkıyorsunuz?" "Bakın bizim bakanlığımız var, bakanlığımızın KKGM'si var, burada işi bilen!!! bir sürü adam var, bu işi onlar yapacak, biz gerekirse size fikir sorarız!" gibi birşey. Gerçi, buna da razıyız, bir yerden başlansın, her kim yiyecekse yesin de şu başıboşluk ortadan kalksın, herşeye razı olduk artık.