PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Muhye Köyü


turnacı06
08.03.10, 18:02
sevgili abilerim...
muhye köyüne sazana gidicem oranın balığı yenirmi ve nası gidibilirim.bide abilerim gidersem ne kullanım kamışmı dip mi?

baracuda
08.03.10, 18:08
imrahoz muhye oranın balığı yenmez kardeşim ama dip takımlarıyla balık tutabilirsin.

turnacı06
08.03.10, 18:09
semih abi bide nasıl gidebilirm oraya araç yokta

M.Serkan İNANÇ
08.03.10, 21:14
semih abi bide nasıl gidebilirm oraya araç yokta

Berk bu hafta sonu sazan yasağı başlıyor.
15 Mart/15 Haziran arası Ankara' da sazan avı yasak.
Zaten Mühye köyünün oradaki göletlerdende sazan yakalayabileceğini tahmin etmiyorum.
Nereden duydun orada sazan çıktığını?

yusufyıldız
08.03.10, 21:26
balık yasağı yokmu şuan yani sazan avı yasağı yoksa yanlışmı biliyoruz.
yasaklar bölge bölgemi yoksa
saygılar

baracuda
08.03.10, 21:34
balık yasağı yokmu şuan yani sazan avı yasağı yoksa yanlışmı biliyoruz.
yasaklar bölge bölgemi yoksa
saygılar

bölge bölge avlak avlak olan yasaklar var birde genel yasaklar var avlandığınız yer özel bir hususda belirtilmemişse genel kurallara tabii dir genel kurallara göre şu anda sazan avı açık turna avı alabalık avı vs yasaktır.

M.Serkan İNANÇ
08.03.10, 21:38
2/2 Tebliğ e ait link.

http://www.oltacilar.com/2-2-teblig-t3964.html


Çizelge 6 - İçsularda zaman yasakları

http://img401.imageshack.us/img401/231/sirkresim11kc4.gif

yusufyıldız
08.03.10, 22:02
sevgili başkan tesekkür ederim. ellerine sağlık.
sirküleri yayınlamıssın
işte budur.
saygılarımla

mehteran
09.03.10, 04:43
Yenmez diye birşey varmı yaaaaa, sudan babam çıksa yerim. :D:D:D Arkadaşlar afbuyrun ama buranın balığı neden yenmez, fabrika atığı falanmı var, bilgi verirseniz sevinirim.

baracuda
09.03.10, 05:36
Yenmez diye birşey varmı yaaaaa, sudan babam çıksa yerim. :D:D:D Arkadaşlar afbuyrun ama buranın balığı neden yenmez, fabrika atığı falanmı var, bilgi verirseniz sevinirim.

valla gürkan abi sen bu sudan çıkan balıkları yersen 3 vakte kadar artık 3 vakit nekadar süreye tekabül eder bilmem iptal olursun.

İmrahor deresi ankaranın tüm çöpünün toplandığı mamak çöplüğünden gelen 3 dere ile beslenmektedir, bu sebeple atık deyince aklına zararlı zararsız ne geliyorsa hepsi burda mevcuttur:)

İbrahim YILDIZ
09.03.10, 07:48
Yenmez diye birşey varmı yaaaaa, sudan babam çıksa yerim. :D:D:D Arkadaşlar afbuyrun ama buranın balığı neden yenmez, fabrika atığı falanmı var, bilgi verirseniz sevinirim.

valla gürkan abi sen bu sudan çıkan balıkları yersen 3 vakte kadar artık 3 vakit nekadar süreye tekabül eder bilmem iptal olursun.

İmrahor deresi ankaranın tüm çöpünün toplandığı mamak çöplüğünden gelen 3 dere ile beslenmektedir, bu sebeple atık deyince aklına zararlı zararsız ne geliyorsa hepsi burda mevcuttur:)

Duydun mu Semih'i Gürkan Abi..
Karar ver yiyecen mi yemiyecen mi???:D:p

özbeylikovalı26
09.03.10, 11:02
güzel kardeşim birincisi muhyede sazan yok ikincisi pazar günü ordaydım babamla şöyle bi turladık herkes balık yakalamaya çalışıyor hadi oltayı anladık diyelim adamlar aşmış özellikle mühye köylüleri utanmadan ağ geriyorlar neden diyorum biz mühye köylüyüz gereriz diyorlar şikayet ediyorum jandarma gelmiyor kavga etsen edilmez sövsen sövülmez böyle garipbi olay sen en iyisi mevsimi gelince oraya turna yakalamaya git

Musa ERCİYAS
09.03.10, 16:44
valla gürkan abi sen bu sudan çıkan balıkları yersen 3 vakte kadar artık 3 vakit nekadar süreye tekabül eder bilmem iptal olursun.

İmrahor deresi ankaranın tüm çöpünün toplandığı mamak çöplüğünden gelen 3 dere ile beslenmektedir, bu sebeple atık deyince aklına zararlı zararsız ne geliyorsa hepsi burda mevcuttur:)

Semih kardeşim ben çok yedim neden bana bişey olmadıı..Ayrıca gölbaşı içinde oranın balıgı yenmez diyorlar oranın balıgınıda yedim neden bişey olmadı düzgün terbiyelersen düzgün pişşirirsen hiç birşey olmaz kardeşim..Yasaga saygımız varr o başka ama yenmez lafına karşıyım dostlarr..

Musa ERCİYAS
09.03.10, 16:46
güzel kardeşim birincisi muhyede sazan yok ikincisi pazar günü ordaydım babamla şöyle bi turladık herkes balık yakalamaya çalışıyor hadi oltayı anladık diyelim adamlar aşmış özellikle mühye köylüleri utanmadan ağ geriyorlar neden diyorum biz mühye köylüyüz gereriz diyorlar şikayet ediyorum jandarma gelmiyor kavga etsen edilmez sövsen sövülmez böyle garipbi olay sen en iyisi mevsimi gelince oraya turna yakalamaya git

Tolga kardeşim mühyede turnada kalmadı bilginizee..

İbrahim YILDIZ
09.03.10, 20:15
Semih kardeşim ben çok yedim neden bana bişey olmadıı..Ayrıca gölbaşı içinde oranın balıgı yenmez diyorlar oranın balıgınıda yedim neden bişey olmadı düzgün terbiyelersen düzgün pişşirirsen hiç birşey olmaz kardeşim..Yasaga saygımız varr o başka ama yenmez lafına karşıyım dostlarr..

Aman abi kendine dikkat et...
olmaz deyip geçme...

baracuda
09.03.10, 21:16
Semih kardeşim ben çok yedim neden bana bişey olmadıı..Ayrıca gölbaşı içinde oranın balıgı yenmez diyorlar oranın balıgınıda yedim neden bişey olmadı düzgün terbiyelersen düzgün pişşirirsen hiç birşey olmaz kardeşim..Yasaga saygımız varr o başka ama yenmez lafına karşıyım dostlarr..

valla abi şöyle söylersem daha açıklayıcı olur, ağır metaller ve özel kimyasal ürünler direk zehirlenme yapmayabilir ancak vucutta tutuldukları süre çok uzundur hatta bağzı kimsallar vucuda girdikten sonra hiç atılamazlar vucuda ait olmayan bu parçaların vucutta uzun süre kalması yada hiç atılamaması durumunda neler olur neler.

Örneğin neden kanser vakaları çığ gibi büyüdü hergeçen sene daha fazla insan kanserden muzdarip durumda kanserin temelinde vucudun doğasına aykırı kimsallar ile teması sonucunda hücre yapısının bozulması vardır.

Çok net bir örnek sigara içen hiç kimse hemen ölmez ama türkiyede başta akciger kanseri olmak üzere 4 ana çeşit kanser türünde sigaranın etkisi bilimsel olarak %80 dir. bu durumda içmek içmemek , yemek yada yememek kişisel tercihinize kalmış bi durum ha diyorsanki nasılsa bana bişey olmaz o zaman saygı duyarım çünki bunun acısı gençlikte değil orta yaştan sonra yaşlılıkta çıkıyor. Bence yeme ama sen bilirsin abi.

İbrahim YILDIZ
09.03.10, 21:22
valla abi şöyle söylersem daha açıklayıcı olur, ağır metaller ve özel kimyasal ürünler direk zehirlenme yapmayabilir ancak vucutta tutuldukları süre çok uzundur hatta bağzı kimsallar vucuda girdikten sonra hiç atılamazlar vucuda ait olmayan bu parçaların vucutta uzun süre kalması yada hiç atılamaması durumunda neler olur neler.

Örneğin neden kanser vakaları çığ gibi büyüdü hergeçen sene daha fazla insan kanserden muzdarip durumda kanserin temelinde vucudun doğasına aykırı kimsallar ile teması sonucunda hücre yapısının bozulması vardır.

Çok net bir örnek sigara içen hiç kimse hemen ölmez ama türkiyede başta akciger kanseri olmak üzere 4 ana çeşit kanser türünde sigaranın etkisi bilimsel olarak %80 dir. bu durumda içmek içmemek , yemek yada yememek kişisel tercihinize kalmış bi durum ha diyorsanki nasılsa bana bişey olmaz o zaman saygı duyarım çünki bunun acısı gençlikte değil orta yaştan sonra yaşlılıkta çıkıyor. Bence yeme ama sen bilirsin abi.

Musa Abi Semih gereken herşeyi yazmış..
Karar senin tabiki...

Musa ERCİYAS
09.03.10, 23:13
valla abi şöyle söylersem daha açıklayıcı olur, ağır metaller ve özel kimyasal ürünler direk zehirlenme yapmayabilir ancak vucutta tutuldukları süre çok uzundur hatta bağzı kimsallar vucuda girdikten sonra hiç atılamazlar vucuda ait olmayan bu parçaların vucutta uzun süre kalması yada hiç atılamaması durumunda neler olur neler.

Örneğin neden kanser vakaları çığ gibi büyüdü hergeçen sene daha fazla insan kanserden muzdarip durumda kanserin temelinde vucudun doğasına aykırı kimsallar ile teması sonucunda hücre yapısının bozulması vardır.

Çok net bir örnek sigara içen hiç kimse hemen ölmez ama türkiyede başta akciger kanseri olmak üzere 4 ana çeşit kanser türünde sigaranın etkisi bilimsel olarak %80 dir. bu durumda içmek içmemek , yemek yada yememek kişisel tercihinize kalmış bi durum ha diyorsanki nasılsa bana bişey olmaz o zaman saygı duyarım çünki bunun acısı gençlikte değil orta yaştan sonra yaşlılıkta çıkıyor. Bence yeme ama sen bilirsin abi.

Musa Abi Semih gereken herşeyi yazmış..
Karar senin tabiki...

semih kardeşim hepsi boş ben hiç kimseyi balık yedigi için öldügünü ne gördüm ne duydum haa zehirlendi dersen anlarım semih bu laflar boş her su her göl kirli ona bakılırsa senin tutup yedigin balıklardanda sana geçer o zaman anladın o göllerde o akarsularda neler oluyo neler semih lütfen milleti panik yapmayalım kardeşim..ibrahim sende anladın dimii ginede yorum sizin..ben oranın balıgı yenmez buranın balıgı yenmez anlamam gölden babam çıksa yerimm..:D:D:D

baracuda
10.03.10, 00:42
semih kardeşim hepsi boş ben hiç kimseyi balık yedigi için öldügünü ne gördüm ne duydum haa zehirlendi dersen anlarım semih bu laflar boş her su her göl kirli ona bakılırsa senin tutup yedigin balıklardanda sana geçer o zaman anladın o göllerde o akarsularda neler oluyo neler semih lütfen milleti panik yapmayalım kardeşim..ibrahim sende anladın dimii ginede yorum sizin..ben oranın balıgı yenmez buranın balıgı yenmez anlamam gölden babam çıksa yerimm..:D:D:D

:)

Valla ben herkezin kararına saygılıyım sonuçta bu bir tercih meselesi ama bildiğim bi gerçek kutsal kitabımızbın oku ayetiyle başladığıdır. O sebeple yaradan önce bilimi yaratmış bilimsel olarakda evreni yaratmıştır bence bilmemiz gereken husus araştırmamız gerektiğidir. Aynı zamanda sana türkiyede suların neredeyse büyük bölümünün kirliği olduğu konusunda katılıyorum abi ama burda kirlilikten kasıt çok ağır kirliliktir o sebeple ben gölbaşı ve imrahor gibi yerlerin balığını yemem ama yiyenede saygı duyarım :)

Konuyla ilgili aşağıda bilimsel olarak kanıtlanmış ve vucuda ne şekilde girdikleri zararları vs gibi hususlar belirtilmiştir, küçük bir pilin içinde bile nikel kadminyum lityum gibi zararlı maddelerin olduğunu düşünürsek mamak çöplüğü gibi bir çöplükten akan derelerin imrahor suyunu ne hale getirdikleri çok farklı anlaşılacaktır. Ancak yinede belirtmek isterimki bu konuda bildiklerimi söylemem tartışma amacı taşımamakta sadece bilinçli bir çevre dostu olmaya çalışarak elde ettiğim bilimsel verileri paylaşma amacı taşımamaktadır.

KURSUN AGIRMETALİNİN Sağlık Üzerine Etkileri:
Kurşun, organizmaya genel olarak hava yoluyla (solunarak), daha az olarak de sindirim yoluyla (su ve gıdalar aracılığıyla) alınır. Cilt yoluyla emilim sınırlıdır.
Solunum yoluyla alınan kurşun akciğerlerden, sindirim yoluyla alınan kurşun mide sıvısında çözülerek ve mideden emilerek, cilt yoluyla emilen kurşun ise ciltaltı damarlar aracılığıyla kana karışır.
Kurşun, kan aracılığıyla karaciğer, böbrekler, akciğer, beyin, dalak, kalp ve kaslara ulaşır. Esas yerleşim yeri kemikler ve dişlerdir. Yetişkinlerde organizmadaki kurşunun yaklaşık % 94’ü diş ve kemiklerde bulunur. Kan aracılığıyla organizmada dolaşan kurşun, idrar, dışkı ve terlemeyle organizma dışına atılmaya çalışılır.
Kurşunun organizmadaki hedefi öncelikle sinir sistemidir. Kurşun etkilenimi sonucu;
- Parmaklar, el ve ayak bileklerinde güçsüzlük oluşur,
- Kan yapım sürecinin bozulması sonucu anemi (kansızlık) gelişir,
- Kan basıncında yükselme (hipertansiyon) oluşabilir,
- Hafıza kaybı ve konsantrasyon problemleri yaşanabilir,
- Yüksek düzeyde etkilenmede beyin ve böbrekler zarar görebilir,
- Yüksek düzeyde etkilenmede erkeklerde sperm yapımı zarar görebilir,
- Dişetlerinde çizgilenme (Burton çizgisi) görülebilir,
- Gebelerde bebeğin beyin gelişimine zarar verebilir.
Ani (akut) zehirlenme:
Kısa sürede yoğun kurşun etkilenimi sonucu ortaya çıkar. Salgılarda artış ve kusma, şiddetli karın ağrısı (barsak kolikleri), idrar çıkarmada zorluk oluşabilir. Ölümle sonuçlanabilir.
Yavaş (kronik) zehirlenme:
Cilt ve mukozalarda solukluk, genel yorgunluk ve bitkinlik, baş ve eklem ağrıları, iştahsızlık, mide-barsak bozuklukları, kabızlık. Anemi (kansızlık) bulguları ile birlikte kanda kurşun seviyesi yüksekliği ve idrarda hemoglobin sentezi bozulmasına bağlı delta amino levülinik asit ile koproporfirin tespit edilir.
Zehirlenme düzeyi arttıkça tabloya şiddetli karın ağrısı, bulantı, kusma, kabızlık, ciltte kurşuna özel gri-sarımsı solukluk, uç sinirlerde felçler (sıklıkla elde), şiddetli baş ağrısı ve huzursuzluk, dalgınlık, damar daralmaları sonucu organ yetmezlikleri (özellikle böbrek) eklenebilir.



CIVA AĞIR METALİNİN Sağlık Üzerine Etkileri:
Cıva; hava, su, gıdalar ve deri yoluyla vücuda girer. Su ve gıdalar ile alınan cıva mide ve incebarsaktan, solunum yoluyla alınan ise akciğerlerden kana karışır. Deri yoluyla emilim sınırlıdır. Gıdalarda ağırlıklı olarak methylmercury formu bulunur ve bu formun yaklaşık olarak % 95’i sindirim sisteminden emilir. Oda ısısında kolayca buharlaşan cıvanın solunum yoluyla etkilenimi de önem taşır.
Kana karışan cıva organizmada haftalar ve aylarca kalabilir, en fazla beyin ve böbrekleri etkiler ve bu organlarda birikir. Atılımı dışkı ve idrar yoluyla olur. Gebelerde bebek üzerine etkilidir ve inorganik cıva bileşikleri anne sütüne de geçer. Sinir sistemi cıvadan en fazla etkilenen yapıdır. Sinir sistemi etkilenimi ile beyin ve böbreklerde birikim sonucu ortaya çıkan bulgular:
- Davranış değişiklikleri (aşırı hassasiyet, korku ve sinirli davranışlar),
- El, kol, bacaklar ve başta titremeler,
- Hafızada bozulma ve his kaybı,
- Görme alanı daralması, işitme kaybı, konuşma bozukluğu,
- Kaslarda koordinasyon kaybı,
-
Böbreklerdeki birikim sonrası böbreğin kanı filtre etme fonksiyonu azalır ve bunun sonucu olarak da atılamayan cıvadan etkilenim daha da artar.
Cıvanın ani (akut) etkilenimi sonucu görülen bulgular ise:
- Mide-barsak bozukluğu bulguları,
- İdrar çıkartamamaya varan böbrek bozukluk bulguları,
- Soluk almada zorlanma (soluk borusu ve bronşlarda irritasyon),
- Kan basıncı ve kalp hızında artış,
- Deride kızarıklık ve gözlerde hassasiyet,
- Ağız ve dişetlerinde yara oluşumu, salya artışı, dişlerde dökülmeler.
Gebelikte ve emzirme döneminde etkilenme bebek üzerince ciddi zararlara yol açabilmektedir. Bebeğin zeka gelişimi olumsuz etkilenmekte, koordinasyon bozukluğu, görme kaybı, kas gücü azalması, konuşma bozukluğu gibi bulgular ortaya çıkabilmektedir.
Hayvan deneylerinde; bebek gelişimi ve sperm üretimi üzerinde olumsuz etkileri olduğu, erken doğum ve düşüklerde artışında neden olduğu gözlemlenmiştir



Cıva (Hg)
Cıva, çevrede doğal olarak bulunan bir elementtir. Metal formunda, cıva tuzu veya organik cıva bileşikleri halinde, bulunabilir.

Metalik cıva çeşitli ev eşyalarında; barometrede, termometrede ve floresan lambalarda, kullanılır. Bu aletlerde bulunan cıva kapalı bir şekilde haznelerinde bulunduğundan tehlikesizdir ve sağlık problemi yaratmaz. Fakat, termometre kırıldığında buharlaşan cıvanın solunmasıyla ciddi oranda cıvaya maruz kalınabilir. Bu durum; sinir, beyin ve böbrek zedelenmeleri, akciğer tahrişi, göz tahrişi, deri dökülmesi, kusma ve ishal gibi zararlı etkilere neden olabilir.

Cıva gıdalarda doğal olarak bulunmaz. Fakat, insanlar tarafından tüketilen balık gibi gıdalar yoluyla besin zinciri içerisinde kendilerine yer bulur ve yayılabilirler. Balıktaki cıva konsantrasyonu içinde yaşadığı suda bulunan cıva konsantrasyonundan daha fazladır. Tarlalardaki çevresel kirlenmeden dolayı et önemli miktarda cıva ihtiva edebilir. Bitkisel ürünlerde cıva bulunmaz, fakat tarımsal uygulamalar esnasında cıva içeren spreylerin kullanılmasıyla sebzelerden ve diğer ürünlerden insan vücuduna taşınabilir.

Cıvanın insanlar üzerinde birçok olumsuz etkisi vardır. Başlıca olumsuz etkileri şunlardır:

Sinir sistemi bozukluklarına sebep olur:
Beyin fonksiyonlarına zarar verir
DNA ve kromozomlara zarar verir
Alerjik reaksiyonlara, deri isiliklerine, yorgunluğa ve baş ağrısına yol açar
üreme ile ilgili negatif etkiler; spermlere zarar vermek, sakat doğumlar ve düşük doğum gibi.
Beyin fonksiyonlarının zarar görmesi, öğrenme bozukluğuna, kişilik değişikliklerine, titremeye, görünüm bozukluklarına, sağırlığa, kas koordinasyon kaybına ve hafıza kaybına yol açar. Kromozomların zarar görmesi ise mongolizme yol açar.

Gıdalara bağlı cıva zehirlenmesi çok nadir olmakla beraber, cıvadan kaynaklanan neredeyse tüm zehirlenmeler çevre kirliliğine bağlıdır.







KADMİYUM AĞIR METALİSağlık Üzerine Etkileri:
Kadmiyum, gıdalar, içme suyu, hava, sigara ve çalışma ortamı havasıyla insan vücuduna girebilmektedir. Ciltten emilimi yoktur. Vücuda giren kadmiyum çok yavaş olarak böbrekler ve dışkı ile dışarıya atılır. Böbrekler ve karaciğer tarafından elemine edilmeye çalışılırken bu organlar ciddi biçimde zarar görürler. Ayrıca, su ve gıdalarla alınımında mide-barsak sistemi ile solunum sistemi ile alınan kadmiyum da akciğerlere zarar verir.
Sindirim yoluyla alınan kadmiyumun yaklaşık % 5’i, solunum yoluyla alınanın ise yaklaşık % 30’u organizmaya girerek kan dolaşımına karışır. Atlımı çok yavaş olduğu için organizmada birikir. Organizmada yarılanma süresi oldukça uzundur (15-20 yıl).
Solunum yoluyla ani ve çok miktarda alınması durumunda, burun, boğaz ve akciğer de tahrişe neden olur. Öksürük, yutma zorluğu, göğüs ağrısı, terleme, titreme, çarpıntı gibi bulgular sonrasında akciğer ödemi de gelişebilir. Solunum yoluyla yoğun miktar kadmiyum alınımı ölüme de neden olabilir.
Ağız yoluyla çok miktarda alındığında, bulantı, mide ağrısı, ishal, baş dönmesi, baş ağrısı, sindirim bozukluğu gibi bulgular sonrası baygınlık oluşabilir.
Uzun süreli ve yavaş etkilenim sonrası; aşırı yorgunluk, solunum yolu problemleri, soluma zorluğu, böbreklerde fonksiyon bozukluğu, sindirim sisteminde etkilenme ve karaciğer zararları ortaya çıkar. Böbreklerin kadmiyumla zarar görmesi sonrasında kemik kırıklarının kolaylaştığı görülmüştür.
Uluslararası kanser araştırmaları ajansı (IARC) ve EPA kadmiyumun insanlarda karsinojen olabileceğini belirtmişlerdir.



ARSENİK AĞIR METALİSağlık üzerine etkileri:
Hava, su ve gıdalar yoluyla alınan arsenik hızla organizmaya girer ve vücuda dağılır. Cilt yoluyla emilim ve etkilenim hızı diğer yollardan daha kısıtlıdır. Organizmada karaciğer tarafından zararsız organik forma dönüştürülmeye çalışılır, böbrekler aracılığıyla idrar yoluyla atılır. Diğer salgı sistemleri ve dışkıyla da daha az oranda atılırlar.
Arsenik bileşikleri öncelikle kılcal damarları etkiler ve dolaşım bozukluğu yaratırlar. Kemik iliği ve dokularda bozulmalara neden olur. Uzun dönemli etkilenim sonucu cilt kanseri oluşumuna yol açabilir.
Arsenik bileşikleri organizmada fazlaca birikmezler ve genellikle yarılanma süreleri 2 gündür. Karaciğer, böbrekler, kemikler, cilt ve tırnaklar depolanma alanlarıdır.
Akut (ani) etkilenimle oluşan sağlık sorunları: Solunum yoluyla yoğun etkilenim sonucu oluşur. Kramplı öksürük nöbeti yanında solunum güçlüğü, göğüs ağrısı, mide-barsak bozukluğu ve sinir sistemi etkileri oluşur. Kusma, ishal, mide krampı, baş ağrısı, dalgınlık, titreme ve bilinç kaybı gelişebilir. Ciltten giriş yerinde kızarıklık, yara ve hassasiyet oluşur. Göz, burun, yutak, boğazda hassasiyet yaratır. Burun septumunda (orta bölme) delinmeye neden olabilir.
Kronik (uzun erimli) etkilenimle oluşan sağlık sorunları:
- Cilt reaksiyonları, ciltte kalınlaşma ve renk koyulaşması (pigmentasyon), saç dökülmesi ve tırnaklarda kolay kırılmalar görülür. Ciltte lekeleri bulunan kişilerde bu reaksiyonlara bağlı kanser oluşumunu kolaylaştırır.
- Kemik iliği etkilenimi sonucu kansızlık (anemi),
- Kalp ritim bozukluğu,
- Kılcal damar etkilenimi sonucu dolaşım bozukluğu ve cilt renginde bozulma ve gangrenli dolaşım bozukluğu yaraları,
- Sarılık ile seyredebilen karaciğer ve böbrek fonksiyon bozukluğu,
- Gözde konjunktiva ve kornea hastalıkları,
- Ağır bronşit,
- Arsenik az miktarda da olsa anne sütüne geçebilmektedir.
- Cilt, karaciğer, mesane, böbrek, prostat, akciğer ve solunum yolu kanserleri oluşumunda rol oynamaktadır. IARC (Uluslar arası kanser araştırmaları ajansı) tarafından arsenik, insanlar için kanserojen olarak belirtilmiştir. EPA (Çevre koruma ajansı) da bilinen insan karsinojeni olarak tanımlamıştır.



KROM
Sağlık Üzerine Etkileri:
Solunum yoluyla organizmaya giren krom partikülleri akciğerde önce birikir. Burada depolanan krom partikülleri zaman içinde ve yavaşça dolaşım sistemine geçer ve vücuda dağılır. Böbreklerden süzülen krom idrar yoluyla organizmadan uzaklaştırılır. Gıdalar ve su ile sindirim sistemi aracılığıyla alınan kromun büyük kısmı birkaç gün içinde dışkıyla atılır. Bu yoldan alınan kromun çok az kısmı ince barsaktan emilerek kana karışır. Gıdalarla alınan III değerli krom, ince barsak ve mideden dolaşıma katılır ve organizmanın fonksiyonlarında (şeker, yağ ve protein metabolizmasında) işlev görür. Cilt yoluyla emilim de sınırlıdır.
Kromun organizmada neden olabildiği etkileri;
- Krom, kuvvetli oksidan etkisi nedeniyle hücreleri parçalayabilir ve zarara uğratabilir.
- VI değerli krom bileşikleri III değerli krom bileşiklerinden çok daha toksiktir ve bunlar ciltte hassasiyet yaratır, ciltte alerjik reaksiyon oluşturabilir veya yaraların oluşumuna yol açabilir.
- Akciğerde biriken krom, bronş kanserine neden olabilir. Sigara içenlerde bu etki artabilir. Krom ve bileşikleriyle uzun süre çalışanlarda akciğer kanseri oranı, diğer toplum kesimi ile karşılaştırıldığında 100- 1.000 kez daha fazla olduğu saptanmıştır.
- Yüksek miktarda (2 mikrogram/m3’den fazla) krom solunması durumunda solunum yolu ve özellikle burunda yaralara kadar varan hassasiyet ve rahatsızlık yaratarak burun orta duvarında (septum) delinmeye neden olabilir.
- Çalışma ortamı havasında yüksek miktarda krom bulunursa, alerjik akciğer hastalıkları ve astma ataklarına neden olabilir.
- Sindirim yoluyla yüksek miktarda (kazayla) krom VI alınması, mide ülseri, böbrekler ve karaciğerde fonksiyon bozulması ve ölüme neden olabilir.
Kromun akut (ani) etkilenimiyle oluşan sağlık sorunları:
• Gözde konjunktivit ve kornea zararları,
• Ciltte alerjik reaksiyon ve zor iyileşen yaralar,
• Sindirim yoluyla alınma sonrasında ağızda, midede ağrı ve yaralar, yutma güçlüğü, kusma ve kanlı ishal,
• Solunum yoluyla yoğun alınım sonrası burun, üst solunum yolları ve akciğerde tahriş,
• Sindirim yoluyla yoğun miktarda alınması sonrası dolaşım bozukluğu, kramplar, bilinç kaybı, böbrek yetmezliği, koma ve ölüm oluşabilir.



Bilimsel deliller, havada bulunan ağır metal bileşenlerinin insanlar için genotoksik kanserojen kaynağı olduğunu gösteriyor.






Stronsiyum (Sr)
Suda çözünmeyen stronsiyum bileşikleri kimyasal reaksiyonlar sonucunda suda çözünür hale gelebilirler. Suda çözünen bileşikler çözünmeyenlere göre insan sağlığını daha fazla tehdit eder. Bu sebeple, suda çözünen stronsiyum bileşikleri suyu kirletebilecek özelliğe sahiptirler. Fakat, içme suyundaki konsantrasyonları çok düşüktür.

İnsanlar, hava ve toz soluyarak, gıda ve içecek tüketerek yada stronsiyum içeren toprakla temas ederek düşük miktarlarda radyoaktif stronsiyuma maruz kalabilirler. İnsanlar çoğunlukla stronsiyumu yeme ve içme yoluyla alırlar.

Gıdalardaki stronsiyum konsantrasyonu stronsiyumun insan vücudundaki konsantrasyonunu etkiler. Tahıllar, yapraklı sebzeler ve süt ürünleri önemli miktarda stronsiyum içeren gıda maddeleridir.

İnsanların birçoğu için stronsiyum alımı orta derecededir. Az miktarda bile insan sağlığına zararı olduğu düşünülen tek stronsiyum bileşiği stronsiyum kromattır. Stronsiyum kromatın akciğer kanserine yol açtığı bilinmektedir. Fakat insanların stronsiyum kromata maruz kalma riski şirketlerdeki güvenlik önlemleri sayesinde büyük ölçüde azaltılmıştır. Böylece stronsiyum kromat artık önemli bir sağlık riski taşımamaktadır.

Genellikle yüksek stronsiyum konsantrasyonlarının alımı insan sağlığı için büyük bir tehlike olarak görülmemektedir. Sadece bir kişinin stronsiyuma alerjik reaksiyon gösterdiği belirlenmiş, bunun haricinde tespit edilen bir vaka olmamıştır. Çocuklarda, yüksek oranda stronsiyum alımı sağlık için riskli olabilir, kemik gelişimi ile ilgili problemlere sebep olabilir.

Stronsiyum tuzlarının deri döküntülerine ve cilt ile ilgili diğer problemlere sebep olduğuna rastlanmamıştır. Çok yüksek miktarlardaki stronsiyum alımı kemik gelişimini olumsuz etkileyebilir. Fakat bu etki, stronsiyum alımı kg (vücut ağırlığı) için gram seviyelerinde olursa görülür. Gıdalarda ve içme suyundaki stronsiyum seviyeleri belirtilen sorunlara sebep olacak kadar yüksek değildir.




Sütlerde ''ağır metal'' tehlikesi



Çevre kirliliği nedeniyle süt ve ürünlerine arsenik, cıva, kadmiyum ve kurşun gibi ağır metallerin bulaştığı, bu maddelerin vücutta birikmeye başlamalarıyla birçok ciddi hastalığa yol açabildikleri iddia edildi.

Konya İl Kontrol Laboratuvarı Kalıntı Laboratuvar Şefi ziraat yüksek mühendisi Ömer Osman Kılıç, yaptığı açıklamada, günümüzün en büyük sorunlarından birisinin teknolojiye paralel olarak artan ve yaşamı olumsuz etkileyen çevre kirliliği olduğunu belirtti.

Kirlenen çevre nedeniyle miktarları giderek artan ve önemli kirleticilerden biri olan ağır metallerin çevrede bulaşıcı kaynaklar haline geldiğini vurgulayan Kılıç, gıda maddelerine bulaşan ağır metallerin gıda zinciri yoluyla insan vücuduna ulaştığını bildirdi.

Ağır metallerin bulunduğu gıdaların tüketilmesi durumunda içindeki metal miktarına bağlı olarak ani ölümlerin görülebildiği sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceğini dile getiren Kılıç, şunları kaydetti:

''Ağır metaller konusunda dikkat edilmesi gereken gıdalardan biri de beslenme açısından büyük önem taşıyan sütlerdir. Ağır metaller süt ve süt ürünlerine su, hava, yem ve üretim aşamasında kullanılan ekipmanlar yoluyla bulaşabiliyor. Arsenik, cıva, kadmiyum, bakır, nikel, kurşun gibi ağır metallerin birikimleri ve yüksek dozda alınmaları durumunda vücutta tehlikeli biyokimsayal yıkımlara neden olurlar. Bu metaller özellikle merkezi sinir sistemi, karaciğer, böbrek, dalak ve dolaşım sistemini olumsuz etkiler.''

KANSER VE ANİ ÖLÜMLERE YOL AÇABİLİYOR

Vücutta birikmeye başlamalarıyla birlikte ağır metallerin sinir sistemi bozuklukları, baş dönmeleri, iştahsızlık, kalp ve damar hastalıkları, kanser, anemi, ani ölümler ve tanımlanmamış birçok hastalığa yol açabildiklerini belirten Kılıç, ağır metallerin sütlere gübre, kanalizasyon atıkları, egzoz atıkları ile yeşil alanlardan geçebildiğini bildirdi.

Dünya Sağlık Örgütü'nün süt ve ürünlerindeki ağır metaller üzerinde hassas olduğunu ve bu konuda araştırmalar yapıldığını vurgulayan Kılıç, şöyle devam etti:

''Türkiye'de yapılan araştırmalarda özellikle endüstriyel bölgelerde yapılan çalışmalarda kritik değerlerin üzerinde ağır metal içeren süt ve ürünlerine rastlanmıştır. Konya'daki laboratuvarda yaptığımız araştırmalarda da ağır metalin bulaştığı, limitlerin üzerinde miktarların bulunduğu süt ve ürünlerine rastladık. Bu metallerin gıdalardan uzaklaştırılması ve temizlenmesi son derece zor ve masraflıdır.''

Kılıç, böylesine önemli bir gıda maddesi olan sütlerin bu şekilde kirlenmesinin önlenmesi için çevre kirliliğinin önüne geçilmesi ve gıdalara bulaşmasının engellenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

( Alıntıdır )

Sefa AYKENAR
10.03.10, 07:06
şahsen bende oradan çıkan balığı yemem cesaret edemem;

Arkadaşlar aslında oradan çıkan balıklardan bir kaçını Hıfzısıhaya götürüp tahlil yaptırıp sonuçlarını forumda versek olmazmı hem bilimsel olarakta akıldaki soru işaretlerini ortadan kaldırmış oluruz.

Selçuk_06
10.03.10, 11:09
şahsen bende oradan çıkan balığı yemem cesaret edemem;

Arkadaşlar aslında oradan çıkan balıklardan bir kaçını Hıfzısıhaya götürüp tahlil yaptırıp sonuçlarını forumda versek olmazmı hem bilimsel olarakta akıldaki soru işaretlerini ortadan kaldırmış oluruz.

Sefa bu fikre sonuna kadar katılıyorum. İhmalde ememek lazım. Bu olay dernek olarak ele alınabilir.
Ayrıca Semih vermiş olduğun detaylı bilgiler için sana da teşekkürler üstadım.

İbrahim YILDIZ
10.03.10, 11:42
Sefa bu fikre sonuna kadar katılıyorum. İhmalde ememek lazım. Bu olay dernek olarak ele alınabilir.
Ayrıca Semih vermiş olduğun detaylı bilgiler için sana da teşekkürler üstadım.

Yapılabilir ama bu işler hep maddiyata bakar abiler..
Bu sebeple bu işe gönül vermiş veya gönül verebilecek arkadaşlarımızı dernek üyesi yapalım.. 125 üyemiz var herkes 2 kişi getirse üye sayımız 375 olur..
Bazı şeyler için gerçekten insan gücü, cesaret ve ilgi yetmiyor.
Maddi anlamda da güçlü olmamız lazım..

baracuda
10.03.10, 12:40
hıfsısıhanın getirlen her su yada örneği tahlil edeceğini yasal prosedür olarak düşünmüyorum bu konuda talebin sanırım tarım il müdürlükleri bakanlık/müşteşarlık yada valilikle aracılığıyla yapılacağını düşünüyorum.

Selçuk_06
10.03.10, 12:52
Yapılabilir ama bu işler hep maddiyata bakar abiler..
Bu sebeple bu işe gönül vermiş veya gönül verebilecek arkadaşlarımızı dernek üyesi yapalım.. 125 üyemiz var herkes 2 kişi getirse üye sayımız 375 olur..
Bazı şeyler için gerçekten insan gücü, cesaret ve ilgi yetmiyor.
Maddi anlamda da güçlü olmamız lazım..

Haklısın İbrahim..
Yanlız biz tek dernek değiliz ayrıca yapılacak olan bu testler sadece bizim dernek üyelerini ilgilendirmiyor yani şunu demek istiyorum.. diğer derneklerden de bu tür konulara katılımları beklenebilir iletişimle bu mümkün değilmi. Sadece organizasyonlarda bir araya gelmek de yetmez bu iş için. Bizde 125 diğerlerinde ne kadar bilmem. Damlaya damlaya göller meydana gelirmiş güzel kardeşim. birlikden de kuvvet doğar.

hıfsısıhanın getirlen her su yada örneği tahlil edeceğini yasal prosedür olarak düşünmüyorum bu konuda talebin sanırım tarım il müdürlükleri bakanlık/müşteşarlık yada valilikle aracılığıyla yapılacağını düşünüyorum.

Derneğimiz bu tarz prosedürleri aşma konusunda birey olmakdan daha etkili olacaktır diye düşünüyorum. Yeterki istensin.

baracuda
10.03.10, 12:59
Derneğimiz bu tarz prosedürleri aşma konusunda birey olmakdan daha etkili olacaktır diye düşünüyorum. Yeterki istensin.

Şüpesiz ki sivil toplum kuruluşları bireylerden daha yeteneklidir ancak bu durumda ( prosedürü bilmemekle birlikte ) derneğin talebi ilgili resmi kuruma aktarması gerekir ve fakat bu durumda geçerli bir sebep sunmak gerekir örneğin balık ölümleri örneğin akut zehirlenme vakaları vs gibi ancak bu konuda bence bizi nuri abi aydınlatabilir diye düşünüyorum.

İbrahim YILDIZ
10.03.10, 13:02
Şüpesiz ki sivil toplum kuruluşları bireylerden daha yeteneklidir ancak bu durumda ( prosedürü bilmemekle birlikte ) derneğin talebi ilgili resmi kuruma aktarması gerekir ve fakat bu durumda geçerli bir sebep sunmak gerekir örneğin balık ölümleri örneğin akut zehirlenme vakaları vs gibi ancak bu konuda bence bizi nuri abi aydınlatabilir diye düşünüyorum.

Mutlaka resmi kuruluşlarda bir prosedür var.
Önemli olan bu işin yapılıp yapılmayacağı...

Sefa AYKENAR
10.03.10, 14:30
oralara giden bilir köyün sağlı sollu her tarafında besi çiftlikleri ve tuğla fabrikaları var buraların tüm atıkları eski eymirden gelen küçük çaya akıyor o çayda imrahor göletlerini besliyor şimdi soruyorum size hangi akla oradaki balığı yemeye cesaret ediyorsunuz.

Besi çiftliklerini geçtik , tuğla fabrikalarının atıklarında mutlaka zehirli madde vardır

sadece şunu diyebilirim güneşli bir haftasonu çocukları alıp yürüyüş için güzel

olta atayım stresim azalsın diyenler içinde iyi ( yakala-bırak) yeme kısmı kötü

Selçuk_06
10.03.10, 14:34
oralara giden bilir köyün sağlı sollu her tarafında besi çiftlikleri ve tuğla fabrikaları var buraların tüm atıkları eski eymirden gelen küçük çaya akıyor o çayda imrahor göletlerini besliyor şimdi soruyorum size hangi akla oradaki balığı yemeye cesaret ediyorsunuz.
Besi çiftliklerini geçtik , tuğla fabrikalarının atıklarında mutlaka zehirli madde vardır

:D Valla ben yapmadım Sefa abi :)

İbrahim YILDIZ
10.03.10, 14:38
oralara giden bilir köyün sağlı sollu her tarafında besi çiftlikleri ve tuğla fabrikaları var buraların tüm atıkları eski eymirden gelen küçük çaya akıyor o çayda imrahor göletlerini besliyor şimdi soruyorum size hangi akla oradaki balığı yemeye cesaret ediyorsunuz.

Besi çiftliklerini geçtik , tuğla fabrikalarının atıklarında mutlaka zehirli madde vardır

sadece şunu diyebilirim güneşli bir haftasonu çocukları alıp yürüyüş için güzel

olta atayım stresim azalsın diyenler içinde iyi ( yakala-bırak) yeme kısmı kötü

Ya Sefa Abi oraya hava almaya bile gidilmez...
Her taraf pislik içinde. Koku desen cabası...

İbrahim YILDIZ
10.03.10, 14:38
:D Valla ben yapmadım Sefa abi :)

Yapanlar belli abi...:D

Sefa AYKENAR
10.03.10, 14:51
Selçuk abi sen beni güldürdün Allah'ta seni güldürsün

İbrahim en azından evden çıkıyorum 15dk. sonra oradayım 2 ssat olta sallayıp dönüyorum şu gölbaşı düzen tutsa hiç gitmemde orasıda bir türlü kendine gelemedi hersene ayrı bir sorun çıkıyor oradada

İnanın gece rüyamda köyün tarlasını gölet yapıyorum çevresine çekmişim tel örgüyü baba ba sazan tutuyorum son 1 aydır gördüğüm en müthiş rüyaydı , sabah çalan tel alarmıyla herşey bitti yani işimiz rüyalarda halimi siz anlayın

Selçuk_06
10.03.10, 15:00
Selçuk abi sen beni güldürdün Allah'ta seni güldürsün

İbrahim en azından evden çıkıyorum 15dk. sonra oradayım 2 ssat olta sallayıp dönüyorum şu gölbaşı düzen tutsa hiç gitmemde orasıda bir türlü kendine gelemedi hersene ayrı bir sorun çıkıyor oradada

İnanın gece rüyamda köyün tarlasını gölet yapıyorum çevresine çekmişim tel örgüyü baba ba sazan tutuyorum son 1 aydır gördüğüm en müthiş rüyaydı , sabah çalan tel alarmıyla herşey bitti yani işimiz rüyalarda halimi siz anlayın

Sende beni güldürdün şimdi Allah seni de güldürsün kardeşim sağol .

Sefa bozma rüyayıda beraber tutalım çitin içinde balıkları, babaları senin olsun ben bebelerine de razıyım :D tabi limit üstü bebelere :)

Sefa AYKENAR
10.03.10, 15:02
Vay abim ne demek çiftlik feda olsun size sabaha karşı kurmuşuz , yarın bitane daha kurarız sorunmu bize:D:D

baracuda
10.03.10, 23:03
çiftliğide kurdunuz yani:) helal olsun.

kulekreis
11.03.10, 00:10
Semih merhaba nasılsın balık için tahlili veteriner fakültesinde yaptırmanız gerek .Hıfzısıha bu iş için yeterli olmayabilir ayrıca gıda borsalarında çok güçlü labratuarlar var onlarda bunu yapıyor.Ayrıca bahsedilen yerden balık alıp tahlile götürmek akıllıca olmaz kesin rapor olumsuz çıkacaktır.çünki denizden alınan balık sakıncalı çıkıyor

özbeylikovalı26
11.03.10, 08:17
ağdan çıkan turnaları görseydin öyle demezdin ağdan hariç oltayla tutanlarında birer ikişer kovalarında vardı

baracuda
11.03.10, 09:24
Semih merhaba nasılsın balık için tahlili veteriner fakültesinde yaptırmanız gerek .Hıfzısıha bu iş için yeterli olmayabilir ayrıca gıda borsalarında çok güçlü labratuarlar var onlarda bunu yapıyor.Ayrıca bahsedilen yerden balık alıp tahlile götürmek akıllıca olmaz kesin rapor olumsuz çıkacaktır.çünki denizden alınan balık sakıncalı çıkıyor

katılıyorm abi denizdeki numuneler bile riskli çıkıyorsa koskoca ankara çöplüğünün aktığı imrahor deresi heralde akut durumda çıkacaktır.

İbrahim YILDIZ
11.03.10, 09:36
katılıyorm abi denizdeki numuneler bile riskli çıkıyorsa koskoca ankara çöplüğünün aktığı imrahor deresi heralde akut durumda çıkacaktır.

Özellikle şehir merkezine yakın kapalı hazzalarda çıkan bütün balıkların sakıncalı olma ihtimali yüksek...

baracuda
11.03.10, 10:47
Özellikle şehir merkezine yakın kapalı hazzalarda çıkan bütün balıkların sakıncalı olma ihtimali yüksek...

işte bu sebeple ben hep diyorumki gölbaşı ve imrahor gibi yerlerin balığını yemem, ama diyen var yerim banada bişey olmaz nediim afiyet olsun.

İbrahim YILDIZ
11.03.10, 11:40
işte bu sebeple ben hep diyorumki gölbaşı ve imrahor gibi yerlerin balığını yemem, ama diyen var yerim banada bişey olmaz nediim afiyet olsun.

Vallahi kardeş bu kaçıncı uyarıcı mesajımız..
Yapacak bir şey yok..
Yiyen kendi bilir.
Ya afiyet olur, yada mefta olur(Allah esirgesin)

turnacı06
11.03.10, 18:49
sağolun konumu aydınlattığınız için teşekkürler

Musa ERCİYAS
11.03.10, 20:19
Ya Sefa Abi oraya hava almaya bile gidilmez...
Her taraf pislik içinde. Koku desen cabası...

Yapanlar belli abi...:D

İbrahim lütfen manalı konuşmayalım ben ordan yıllarca balık yedim inkar edemem ama şimdi nasıl bilmiyorum benim anlattıgın eskilerde 2 yada 3 yıl önceleri ve daha önceleri kimse ölmedi ölmezde fikirlerine saygı duyarım ama arkadaşlarıda yanlış yönlendirmeyelim illa yee illa yeme diye anlaşılmıştır umarımm saygılar..

Musa ERCİYAS
11.03.10, 20:24
:)

Valla ben herkezin kararına saygılıyım sonuçta bu bir tercih meselesi ama bildiğim bi gerçek kutsal kitabımızbın oku ayetiyle başladığıdır. O sebeple yaradan önce bilimi yaratmış bilimsel olarakda evreni yaratmıştır bence bilmemiz gereken husus araştırmamız gerektiğidir. Aynı zamanda sana türkiyede suların neredeyse büyük bölümünün kirliği olduğu konusunda katılıyorum abi ama burda kirlilikten kasıt çok ağır kirliliktir o sebeple ben gölbaşı ve imrahor gibi yerlerin balığını yemem ama yiyenede saygı duyarım :)

Konuyla ilgili aşağıda bilimsel olarak kanıtlanmış ve vucuda ne şekilde girdikleri zararları vs gibi hususlar belirtilmiştir, küçük bir pilin içinde bile nikel kadminyum lityum gibi zararlı maddelerin olduğunu düşünürsek mamak çöplüğü gibi bir çöplükten akan derelerin imrahor suyunu ne hale getirdikleri çok farklı anlaşılacaktır. Ancak yinede belirtmek isterimki bu konuda bildiklerimi söylemem tartışma amacı taşımamakta sadece bilinçli bir çevre dostu olmaya çalışarak elde ettiğim bilimsel verileri paylaşma amacı taşımamaktadır.

KURSUN AGIRMETALİNİN Sağlık Üzerine Etkileri:
Kurşun, organizmaya genel olarak hava yoluyla (solunarak), daha az olarak de sindirim yoluyla (su ve gıdalar aracılığıyla) alınır. Cilt yoluyla emilim sınırlıdır.
Solunum yoluyla alınan kurşun akciğerlerden, sindirim yoluyla alınan kurşun mide sıvısında çözülerek ve mideden emilerek, cilt yoluyla emilen kurşun ise ciltaltı damarlar aracılığıyla kana karışır.
Kurşun, kan aracılığıyla karaciğer, böbrekler, akciğer, beyin, dalak, kalp ve kaslara ulaşır. Esas yerleşim yeri kemikler ve dişlerdir. Yetişkinlerde organizmadaki kurşunun yaklaşık % 94’ü diş ve kemiklerde bulunur. Kan aracılığıyla organizmada dolaşan kurşun, idrar, dışkı ve terlemeyle organizma dışına atılmaya çalışılır.
Kurşunun organizmadaki hedefi öncelikle sinir sistemidir. Kurşun etkilenimi sonucu;
- Parmaklar, el ve ayak bileklerinde güçsüzlük oluşur,
- Kan yapım sürecinin bozulması sonucu anemi (kansızlık) gelişir,
- Kan basıncında yükselme (hipertansiyon) oluşabilir,
- Hafıza kaybı ve konsantrasyon problemleri yaşanabilir,
- Yüksek düzeyde etkilenmede beyin ve böbrekler zarar görebilir,
- Yüksek düzeyde etkilenmede erkeklerde sperm yapımı zarar görebilir,
- Dişetlerinde çizgilenme (Burton çizgisi) görülebilir,
- Gebelerde bebeğin beyin gelişimine zarar verebilir.
Ani (akut) zehirlenme:
Kısa sürede yoğun kurşun etkilenimi sonucu ortaya çıkar. Salgılarda artış ve kusma, şiddetli karın ağrısı (barsak kolikleri), idrar çıkarmada zorluk oluşabilir. Ölümle sonuçlanabilir.
Yavaş (kronik) zehirlenme:
Cilt ve mukozalarda solukluk, genel yorgunluk ve bitkinlik, baş ve eklem ağrıları, iştahsızlık, mide-barsak bozuklukları, kabızlık. Anemi (kansızlık) bulguları ile birlikte kanda kurşun seviyesi yüksekliği ve idrarda hemoglobin sentezi bozulmasına bağlı delta amino levülinik asit ile koproporfirin tespit edilir.
Zehirlenme düzeyi arttıkça tabloya şiddetli karın ağrısı, bulantı, kusma, kabızlık, ciltte kurşuna özel gri-sarımsı solukluk, uç sinirlerde felçler (sıklıkla elde), şiddetli baş ağrısı ve huzursuzluk, dalgınlık, damar daralmaları sonucu organ yetmezlikleri (özellikle böbrek) eklenebilir.



CIVA AĞIR METALİNİN Sağlık Üzerine Etkileri:
Cıva; hava, su, gıdalar ve deri yoluyla vücuda girer. Su ve gıdalar ile alınan cıva mide ve incebarsaktan, solunum yoluyla alınan ise akciğerlerden kana karışır. Deri yoluyla emilim sınırlıdır. Gıdalarda ağırlıklı olarak methylmercury formu bulunur ve bu formun yaklaşık olarak % 95’i sindirim sisteminden emilir. Oda ısısında kolayca buharlaşan cıvanın solunum yoluyla etkilenimi de önem taşır.
Kana karışan cıva organizmada haftalar ve aylarca kalabilir, en fazla beyin ve böbrekleri etkiler ve bu organlarda birikir. Atılımı dışkı ve idrar yoluyla olur. Gebelerde bebek üzerine etkilidir ve inorganik cıva bileşikleri anne sütüne de geçer. Sinir sistemi cıvadan en fazla etkilenen yapıdır. Sinir sistemi etkilenimi ile beyin ve böbreklerde birikim sonucu ortaya çıkan bulgular:
- Davranış değişiklikleri (aşırı hassasiyet, korku ve sinirli davranışlar),
- El, kol, bacaklar ve başta titremeler,
- Hafızada bozulma ve his kaybı,
- Görme alanı daralması, işitme kaybı, konuşma bozukluğu,
- Kaslarda koordinasyon kaybı,
-
Böbreklerdeki birikim sonrası böbreğin kanı filtre etme fonksiyonu azalır ve bunun sonucu olarak da atılamayan cıvadan etkilenim daha da artar.
Cıvanın ani (akut) etkilenimi sonucu görülen bulgular ise:
- Mide-barsak bozukluğu bulguları,
- İdrar çıkartamamaya varan böbrek bozukluk bulguları,
- Soluk almada zorlanma (soluk borusu ve bronşlarda irritasyon),
- Kan basıncı ve kalp hızında artış,
- Deride kızarıklık ve gözlerde hassasiyet,
- Ağız ve dişetlerinde yara oluşumu, salya artışı, dişlerde dökülmeler.
Gebelikte ve emzirme döneminde etkilenme bebek üzerince ciddi zararlara yol açabilmektedir. Bebeğin zeka gelişimi olumsuz etkilenmekte, koordinasyon bozukluğu, görme kaybı, kas gücü azalması, konuşma bozukluğu gibi bulgular ortaya çıkabilmektedir.
Hayvan deneylerinde; bebek gelişimi ve sperm üretimi üzerinde olumsuz etkileri olduğu, erken doğum ve düşüklerde artışında neden olduğu gözlemlenmiştir



Cıva (Hg)
Cıva, çevrede doğal olarak bulunan bir elementtir. Metal formunda, cıva tuzu veya organik cıva bileşikleri halinde, bulunabilir.

Metalik cıva çeşitli ev eşyalarında; barometrede, termometrede ve floresan lambalarda, kullanılır. Bu aletlerde bulunan cıva kapalı bir şekilde haznelerinde bulunduğundan tehlikesizdir ve sağlık problemi yaratmaz. Fakat, termometre kırıldığında buharlaşan cıvanın solunmasıyla ciddi oranda cıvaya maruz kalınabilir. Bu durum; sinir, beyin ve böbrek zedelenmeleri, akciğer tahrişi, göz tahrişi, deri dökülmesi, kusma ve ishal gibi zararlı etkilere neden olabilir.

Cıva gıdalarda doğal olarak bulunmaz. Fakat, insanlar tarafından tüketilen balık gibi gıdalar yoluyla besin zinciri içerisinde kendilerine yer bulur ve yayılabilirler. Balıktaki cıva konsantrasyonu içinde yaşadığı suda bulunan cıva konsantrasyonundan daha fazladır. Tarlalardaki çevresel kirlenmeden dolayı et önemli miktarda cıva ihtiva edebilir. Bitkisel ürünlerde cıva bulunmaz, fakat tarımsal uygulamalar esnasında cıva içeren spreylerin kullanılmasıyla sebzelerden ve diğer ürünlerden insan vücuduna taşınabilir.

Cıvanın insanlar üzerinde birçok olumsuz etkisi vardır. Başlıca olumsuz etkileri şunlardır:

Sinir sistemi bozukluklarına sebep olur:
Beyin fonksiyonlarına zarar verir
DNA ve kromozomlara zarar verir
Alerjik reaksiyonlara, deri isiliklerine, yorgunluğa ve baş ağrısına yol açar
üreme ile ilgili negatif etkiler; spermlere zarar vermek, sakat doğumlar ve düşük doğum gibi.
Beyin fonksiyonlarının zarar görmesi, öğrenme bozukluğuna, kişilik değişikliklerine, titremeye, görünüm bozukluklarına, sağırlığa, kas koordinasyon kaybına ve hafıza kaybına yol açar. Kromozomların zarar görmesi ise mongolizme yol açar.

Gıdalara bağlı cıva zehirlenmesi çok nadir olmakla beraber, cıvadan kaynaklanan neredeyse tüm zehirlenmeler çevre kirliliğine bağlıdır.







KADMİYUM AĞIR METALİSağlık Üzerine Etkileri:
Kadmiyum, gıdalar, içme suyu, hava, sigara ve çalışma ortamı havasıyla insan vücuduna girebilmektedir. Ciltten emilimi yoktur. Vücuda giren kadmiyum çok yavaş olarak böbrekler ve dışkı ile dışarıya atılır. Böbrekler ve karaciğer tarafından elemine edilmeye çalışılırken bu organlar ciddi biçimde zarar görürler. Ayrıca, su ve gıdalarla alınımında mide-barsak sistemi ile solunum sistemi ile alınan kadmiyum da akciğerlere zarar verir.
Sindirim yoluyla alınan kadmiyumun yaklaşık % 5’i, solunum yoluyla alınanın ise yaklaşık % 30’u organizmaya girerek kan dolaşımına karışır. Atlımı çok yavaş olduğu için organizmada birikir. Organizmada yarılanma süresi oldukça uzundur (15-20 yıl).
Solunum yoluyla ani ve çok miktarda alınması durumunda, burun, boğaz ve akciğer de tahrişe neden olur. Öksürük, yutma zorluğu, göğüs ağrısı, terleme, titreme, çarpıntı gibi bulgular sonrasında akciğer ödemi de gelişebilir. Solunum yoluyla yoğun miktar kadmiyum alınımı ölüme de neden olabilir.
Ağız yoluyla çok miktarda alındığında, bulantı, mide ağrısı, ishal, baş dönmesi, baş ağrısı, sindirim bozukluğu gibi bulgular sonrası baygınlık oluşabilir.
Uzun süreli ve yavaş etkilenim sonrası; aşırı yorgunluk, solunum yolu problemleri, soluma zorluğu, böbreklerde fonksiyon bozukluğu, sindirim sisteminde etkilenme ve karaciğer zararları ortaya çıkar. Böbreklerin kadmiyumla zarar görmesi sonrasında kemik kırıklarının kolaylaştığı görülmüştür.
Uluslararası kanser araştırmaları ajansı (IARC) ve EPA kadmiyumun insanlarda karsinojen olabileceğini belirtmişlerdir.



ARSENİK AĞIR METALİSağlık üzerine etkileri:
Hava, su ve gıdalar yoluyla alınan arsenik hızla organizmaya girer ve vücuda dağılır. Cilt yoluyla emilim ve etkilenim hızı diğer yollardan daha kısıtlıdır. Organizmada karaciğer tarafından zararsız organik forma dönüştürülmeye çalışılır, böbrekler aracılığıyla idrar yoluyla atılır. Diğer salgı sistemleri ve dışkıyla da daha az oranda atılırlar.
Arsenik bileşikleri öncelikle kılcal damarları etkiler ve dolaşım bozukluğu yaratırlar. Kemik iliği ve dokularda bozulmalara neden olur. Uzun dönemli etkilenim sonucu cilt kanseri oluşumuna yol açabilir.
Arsenik bileşikleri organizmada fazlaca birikmezler ve genellikle yarılanma süreleri 2 gündür. Karaciğer, böbrekler, kemikler, cilt ve tırnaklar depolanma alanlarıdır.
Akut (ani) etkilenimle oluşan sağlık sorunları: Solunum yoluyla yoğun etkilenim sonucu oluşur. Kramplı öksürük nöbeti yanında solunum güçlüğü, göğüs ağrısı, mide-barsak bozukluğu ve sinir sistemi etkileri oluşur. Kusma, ishal, mide krampı, baş ağrısı, dalgınlık, titreme ve bilinç kaybı gelişebilir. Ciltten giriş yerinde kızarıklık, yara ve hassasiyet oluşur. Göz, burun, yutak, boğazda hassasiyet yaratır. Burun septumunda (orta bölme) delinmeye neden olabilir.
Kronik (uzun erimli) etkilenimle oluşan sağlık sorunları:
- Cilt reaksiyonları, ciltte kalınlaşma ve renk koyulaşması (pigmentasyon), saç dökülmesi ve tırnaklarda kolay kırılmalar görülür. Ciltte lekeleri bulunan kişilerde bu reaksiyonlara bağlı kanser oluşumunu kolaylaştırır.
- Kemik iliği etkilenimi sonucu kansızlık (anemi),
- Kalp ritim bozukluğu,
- Kılcal damar etkilenimi sonucu dolaşım bozukluğu ve cilt renginde bozulma ve gangrenli dolaşım bozukluğu yaraları,
- Sarılık ile seyredebilen karaciğer ve böbrek fonksiyon bozukluğu,
- Gözde konjunktiva ve kornea hastalıkları,
- Ağır bronşit,
- Arsenik az miktarda da olsa anne sütüne geçebilmektedir.
- Cilt, karaciğer, mesane, böbrek, prostat, akciğer ve solunum yolu kanserleri oluşumunda rol oynamaktadır. IARC (Uluslar arası kanser araştırmaları ajansı) tarafından arsenik, insanlar için kanserojen olarak belirtilmiştir. EPA (Çevre koruma ajansı) da bilinen insan karsinojeni olarak tanımlamıştır.



KROM
Sağlık Üzerine Etkileri:
Solunum yoluyla organizmaya giren krom partikülleri akciğerde önce birikir. Burada depolanan krom partikülleri zaman içinde ve yavaşça dolaşım sistemine geçer ve vücuda dağılır. Böbreklerden süzülen krom idrar yoluyla organizmadan uzaklaştırılır. Gıdalar ve su ile sindirim sistemi aracılığıyla alınan kromun büyük kısmı birkaç gün içinde dışkıyla atılır. Bu yoldan alınan kromun çok az kısmı ince barsaktan emilerek kana karışır. Gıdalarla alınan III değerli krom, ince barsak ve mideden dolaşıma katılır ve organizmanın fonksiyonlarında (şeker, yağ ve protein metabolizmasında) işlev görür. Cilt yoluyla emilim de sınırlıdır.
Kromun organizmada neden olabildiği etkileri;
- Krom, kuvvetli oksidan etkisi nedeniyle hücreleri parçalayabilir ve zarara uğratabilir.
- VI değerli krom bileşikleri III değerli krom bileşiklerinden çok daha toksiktir ve bunlar ciltte hassasiyet yaratır, ciltte alerjik reaksiyon oluşturabilir veya yaraların oluşumuna yol açabilir.
- Akciğerde biriken krom, bronş kanserine neden olabilir. Sigara içenlerde bu etki artabilir. Krom ve bileşikleriyle uzun süre çalışanlarda akciğer kanseri oranı, diğer toplum kesimi ile karşılaştırıldığında 100- 1.000 kez daha fazla olduğu saptanmıştır.
- Yüksek miktarda (2 mikrogram/m3’den fazla) krom solunması durumunda solunum yolu ve özellikle burunda yaralara kadar varan hassasiyet ve rahatsızlık yaratarak burun orta duvarında (septum) delinmeye neden olabilir.
- Çalışma ortamı havasında yüksek miktarda krom bulunursa, alerjik akciğer hastalıkları ve astma ataklarına neden olabilir.
- Sindirim yoluyla yüksek miktarda (kazayla) krom VI alınması, mide ülseri, böbrekler ve karaciğerde fonksiyon bozulması ve ölüme neden olabilir.
Kromun akut (ani) etkilenimiyle oluşan sağlık sorunları:
• Gözde konjunktivit ve kornea zararları,
• Ciltte alerjik reaksiyon ve zor iyileşen yaralar,
• Sindirim yoluyla alınma sonrasında ağızda, midede ağrı ve yaralar, yutma güçlüğü, kusma ve kanlı ishal,
• Solunum yoluyla yoğun alınım sonrası burun, üst solunum yolları ve akciğerde tahriş,
• Sindirim yoluyla yoğun miktarda alınması sonrası dolaşım bozukluğu, kramplar, bilinç kaybı, böbrek yetmezliği, koma ve ölüm oluşabilir.



Bilimsel deliller, havada bulunan ağır metal bileşenlerinin insanlar için genotoksik kanserojen kaynağı olduğunu gösteriyor.






Stronsiyum (Sr)
Suda çözünmeyen stronsiyum bileşikleri kimyasal reaksiyonlar sonucunda suda çözünür hale gelebilirler. Suda çözünen bileşikler çözünmeyenlere göre insan sağlığını daha fazla tehdit eder. Bu sebeple, suda çözünen stronsiyum bileşikleri suyu kirletebilecek özelliğe sahiptirler. Fakat, içme suyundaki konsantrasyonları çok düşüktür.

İnsanlar, hava ve toz soluyarak, gıda ve içecek tüketerek yada stronsiyum içeren toprakla temas ederek düşük miktarlarda radyoaktif stronsiyuma maruz kalabilirler. İnsanlar çoğunlukla stronsiyumu yeme ve içme yoluyla alırlar.

Gıdalardaki stronsiyum konsantrasyonu stronsiyumun insan vücudundaki konsantrasyonunu etkiler. Tahıllar, yapraklı sebzeler ve süt ürünleri önemli miktarda stronsiyum içeren gıda maddeleridir.

İnsanların birçoğu için stronsiyum alımı orta derecededir. Az miktarda bile insan sağlığına zararı olduğu düşünülen tek stronsiyum bileşiği stronsiyum kromattır. Stronsiyum kromatın akciğer kanserine yol açtığı bilinmektedir. Fakat insanların stronsiyum kromata maruz kalma riski şirketlerdeki güvenlik önlemleri sayesinde büyük ölçüde azaltılmıştır. Böylece stronsiyum kromat artık önemli bir sağlık riski taşımamaktadır.

Genellikle yüksek stronsiyum konsantrasyonlarının alımı insan sağlığı için büyük bir tehlike olarak görülmemektedir. Sadece bir kişinin stronsiyuma alerjik reaksiyon gösterdiği belirlenmiş, bunun haricinde tespit edilen bir vaka olmamıştır. Çocuklarda, yüksek oranda stronsiyum alımı sağlık için riskli olabilir, kemik gelişimi ile ilgili problemlere sebep olabilir.

Stronsiyum tuzlarının deri döküntülerine ve cilt ile ilgili diğer problemlere sebep olduğuna rastlanmamıştır. Çok yüksek miktarlardaki stronsiyum alımı kemik gelişimini olumsuz etkileyebilir. Fakat bu etki, stronsiyum alımı kg (vücut ağırlığı) için gram seviyelerinde olursa görülür. Gıdalarda ve içme suyundaki stronsiyum seviyeleri belirtilen sorunlara sebep olacak kadar yüksek değildir.




Sütlerde ''ağır metal'' tehlikesi



Çevre kirliliği nedeniyle süt ve ürünlerine arsenik, cıva, kadmiyum ve kurşun gibi ağır metallerin bulaştığı, bu maddelerin vücutta birikmeye başlamalarıyla birçok ciddi hastalığa yol açabildikleri iddia edildi.

Konya İl Kontrol Laboratuvarı Kalıntı Laboratuvar Şefi ziraat yüksek mühendisi Ömer Osman Kılıç, yaptığı açıklamada, günümüzün en büyük sorunlarından birisinin teknolojiye paralel olarak artan ve yaşamı olumsuz etkileyen çevre kirliliği olduğunu belirtti.

Kirlenen çevre nedeniyle miktarları giderek artan ve önemli kirleticilerden biri olan ağır metallerin çevrede bulaşıcı kaynaklar haline geldiğini vurgulayan Kılıç, gıda maddelerine bulaşan ağır metallerin gıda zinciri yoluyla insan vücuduna ulaştığını bildirdi.

Ağır metallerin bulunduğu gıdaların tüketilmesi durumunda içindeki metal miktarına bağlı olarak ani ölümlerin görülebildiği sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceğini dile getiren Kılıç, şunları kaydetti:

''Ağır metaller konusunda dikkat edilmesi gereken gıdalardan biri de beslenme açısından büyük önem taşıyan sütlerdir. Ağır metaller süt ve süt ürünlerine su, hava, yem ve üretim aşamasında kullanılan ekipmanlar yoluyla bulaşabiliyor. Arsenik, cıva, kadmiyum, bakır, nikel, kurşun gibi ağır metallerin birikimleri ve yüksek dozda alınmaları durumunda vücutta tehlikeli biyokimsayal yıkımlara neden olurlar. Bu metaller özellikle merkezi sinir sistemi, karaciğer, böbrek, dalak ve dolaşım sistemini olumsuz etkiler.''

KANSER VE ANİ ÖLÜMLERE YOL AÇABİLİYOR

Vücutta birikmeye başlamalarıyla birlikte ağır metallerin sinir sistemi bozuklukları, baş dönmeleri, iştahsızlık, kalp ve damar hastalıkları, kanser, anemi, ani ölümler ve tanımlanmamış birçok hastalığa yol açabildiklerini belirten Kılıç, ağır metallerin sütlere gübre, kanalizasyon atıkları, egzoz atıkları ile yeşil alanlardan geçebildiğini bildirdi.

Dünya Sağlık Örgütü'nün süt ve ürünlerindeki ağır metaller üzerinde hassas olduğunu ve bu konuda araştırmalar yapıldığını vurgulayan Kılıç, şöyle devam etti:

''Türkiye'de yapılan araştırmalarda özellikle endüstriyel bölgelerde yapılan çalışmalarda kritik değerlerin üzerinde ağır metal içeren süt ve ürünlerine rastlanmıştır. Konya'daki laboratuvarda yaptığımız araştırmalarda da ağır metalin bulaştığı, limitlerin üzerinde miktarların bulunduğu süt ve ürünlerine rastladık. Bu metallerin gıdalardan uzaklaştırılması ve temizlenmesi son derece zor ve masraflıdır.''

Kılıç, böylesine önemli bir gıda maddesi olan sütlerin bu şekilde kirlenmesinin önlenmesi için çevre kirliliğinin önüne geçilmesi ve gıdalara bulaşmasının engellenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

( Alıntıdır )

Semih kardeşim verdigin bilgi için teşekkürler tabiki oku dedi rabbimiz ama tartışma konusuna dogru gittigi için benim tepkim yer yada yemez o kişinin kendi bilecegii benim anlatmak istedigim budur semih kardeşimm sagol dosçakall...

Musa ERCİYAS
11.03.10, 20:26
Yapılabilir ama bu işler hep maddiyata bakar abiler..
Bu sebeple bu işe gönül vermiş veya gönül verebilecek arkadaşlarımızı dernek üyesi yapalım.. 125 üyemiz var herkes 2 kişi getirse üye sayımız 375 olur..
Bazı şeyler için gerçekten insan gücü, cesaret ve ilgi yetmiyor.
Maddi anlamda da güçlü olmamız lazım..

İbrahim kardeşim bu konuda katılıyorum tam destek .. gelecegin başkan adayısın o ışıgı gördümm..:D:D

Musa ERCİYAS
11.03.10, 22:20
oralara giden bilir köyün sağlı sollu her tarafında besi çiftlikleri ve tuğla fabrikaları var buraların tüm atıkları eski eymirden gelen küçük çaya akıyor o çayda imrahor göletlerini besliyor şimdi soruyorum size hangi akla oradaki balığı yemeye cesaret ediyorsunuz.

Besi çiftliklerini geçtik , tuğla fabrikalarının atıklarında mutlaka zehirli madde vardır

sadece şunu diyebilirim güneşli bir haftasonu çocukları alıp yürüyüş için güzel

olta atayım stresim azalsın diyenler içinde iyi ( yakala-bırak) yeme kısmı kötü

sefa kardeşim yanlış bıilgi fabrika kapalı birde orda olta balıkçılıgı yapılan gölet var tabii ücretli ..

Sefa AYKENAR
12.03.10, 16:47
Abi fabrikanın çalışıp çalışmadığını bilmiyorum, çalışmıyorsa sevindirici sadece balık açısından değil çevreye verdiği diğer zaralardan dolayıda sevindirici , mühye köyünden arkadaşlarım var halen kanal atıklarını çaya akıtan kişiler var diyorlar onun için biraz dikkatli olmak lazım ücretli gölete gelince hiç görmedim gidip görmek lazım saygılarımla

İbrahim YILDIZ
12.03.10, 18:14
İbrahim lütfen manalı konuşmayalım ben ordan yıllarca balık yedim inkar edemem ama şimdi nasıl bilmiyorum benim anlattıgın eskilerde 2 yada 3 yıl önceleri ve daha önceleri kimse ölmedi ölmezde fikirlerine saygı duyarım ama arkadaşlarıda yanlış yönlendirmeyelim illa yee illa yeme diye anlaşılmıştır umarımm saygılar..

Canım Abim benim;
Yahu koskoca Ankara'da balık tutacak yermi kalmadı..
Niya kafanı taktın abi bu kadar. Boş ver gitsin..
Seni kıracak bir şey söylediysek özür dilerim abi.
Saygılar...

Musa ERCİYAS
12.03.10, 18:18
Canım Abim benim;
Yahu koskoca Ankara'da balık tutacak yermi kalmadı..
Niya kafanı taktın abi bu kadar. Boş ver gitsin..
Seni kıracak bir şey söylediysek özür dilerim abi.
Saygılar...

İbrahim kardeşim ben takmadım sadece düşüncelerimi yazdım o kadar yanlış anlamalar olmasın dedim tabiki harika yerler var özrün kabul edildi bak yine diyorum başkan adayı sensin ona göree..:D:D:D

İbrahim YILDIZ
12.03.10, 18:19
İbrahim kardeşim ben takmadım sadece düşüncelerimi yazdım o kadar yanlış anlamalar olmasın dedim tabiki harika yerler var özrün kabul edildi bak yine diyorum başkan adayı sensin ona göree..:D:D:D

Bak şimdi bende sana kırıldım..

Musa ERCİYAS
12.03.10, 18:27
Bak şimdi bende sana kırıldım..

Hayırdır sen neye kırıldın ibrahim kardeş..

İbrahim YILDIZ
12.03.10, 18:32
Hayırdır sen neye kırıldın ibrahim kardeş..

özelden yazıyorummm

kdr
14.03.10, 09:28
saygı değer berk henüz sazan avı ve tuna avı başlamadı turna nisan ayında sazan ise temmuz ayında başlıyor. biraz sabıret

Musa ERCİYAS
14.03.10, 21:06
Ahmet abi aynen katılıyorum sozon şuan kapalı...turna açılışına az kaldı nisan birrr sabretsin oltacı dostlarr..

Sefa AYKENAR
31.03.10, 14:30
Geçen hafta sonu bakmak için gittiğimde inanın içler acısı bir hali var, Kesinlikle tavsiye etmiyorum heryer çöplük olmuş , suyun üstünde 1 karış yağ vb. madde , çöplerin kokusu , piknik yapmaya gelenlerin arkalarında sürekli bıraktıkları atıklar daha ne anlatayım gözünüzün önünde artık resmini siz çizin

Necat ÇETİNCEVİZ
24.04.11, 17:42
ayrıca orda olan tuğla fabrikası, inşaat molozlarınıda sayabiliriz. Suyun rengini görünce zaten balık yakalama isteğinizinde kalacağını sanmam ;)

serkan19
25.04.11, 17:59
arkadasımk orda turna var sazan yoktur artı yasak su an sadece turna avı serbest