|
|
|||||||
| Tatlı Su Balıkları Pırıl pırıl bir aynalı sazan, kızıl kanat, yayın ya da göllerin kofanası devasa bir turna…İç sularımızda yaşayan türler, tatlı su avcılığı hakkında bilmek istediğiniz her şey burada! |
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Alabalığın Hikayesi
ALABALIĞIN HİKAYESİ
TARİHÇE: 15.000 yıl evel,Somon (Salmon), Kahverengi Alabalık ( Brown trout ) ve Charr'ın yaşadığı tüm göl ve nehirler donmuş ve katı haldeydi.Bu günkü Kanada, Kuzey Asya'yı kapsayan Tundra bölgesi ile İskandinavya tümden buz kaplıydı. Dünya deniz seviyesi bugünkü seviyesinden 90 metre( 300 ft ) aşağıda ve geniş bir toprak kütlesi Alaska ile Sibirya'yı ve aynı zamanda bir deniz buzulu da Kanada ile Büyük Biritanya adasını birleştirmekteydi. Böylesi bir Dünya iklim ortamında yaşamlarını idame etmek için bugünün tatlısu balıkları hava sıcaklıkları yaşamaya elverişli daha güney yarımküre bölgelerine doğru kayıyordu. O zamanların Akdeniz'in iklimsel koşulları modern zamanların Baltık Denizi ile eşitti. Pleistocene (buzul çağı) döneminin en soğuk olduğu vakitlerde buzullar yarımkürenin en güneyine kadar ilerlemiştir. Ve bu dönemin sonunda Dünya tekrar ısınmaya başlar. Dünya deniz seviyesinin yükselmesiyle buz dağlarından eriyen sular vadileri takip ederek bugünkü denizlere ulaşmıştır. Dünya'nın soğumasıyla binlerce yıldır sürekli güneye gitmesi zorlanan Somon (Salmon) bu ısınmayla tekrar kuzeye doğru yayılmaya başlamış ve kıtasal kıyılarda yer alan akarsuları kolonize etmeye başlamıştır. Denizden uzak iç bölgelerde alabalık ve charr eriyen buzulların oluşturduğu su yollarından ABD'nin güney batı bölgelerine doğru yol almışlardır.Ve yeni iklimsel değişim sonucu son 5000 yıl içinde Dünya tatlısu balıklarının bugünkü dağılımı gerçekleşmiştir. Bugünün Dünya'sında alabalık zone unu ( yayılım alanını ) iklimsel ısı belirlemektedir. Somon(Salmon)Alabalık ve Charr, Salmo, Oncorhynchus ve Salvelinus türü altındaki alt türlerlerdir. Hepsi yapı, fizyoloji, davranış ve habitat ( doğal ortam ) seçimleri çerçevesinde Salmonidae familyasına bağlıdır. Ve bu özellikleri ile ayırt da edilirler. Tümü kuzey yarımkürede bulunmakla birlikte hepsi tatlısu ile tuzlu suda yaşama kabiliyetine ulaşmışlardır.(Bazıları bu özelliklerinin çok az istifade etmektedirler) Bugün Salmonidae familyasına baktığımızda genel itibariyle tür ve alt türleri aşağıdaki gibidir; ![]() Yukarıdaki soy ağacından da görüleceği gibi Alabalık familyası pek çok tür ve alt türlere dağılmakta ve farklı türler keşfedildikçe de alt kırılımlar artmaktadır. Yukarıdaki tablo alabalık familyasının ne denli çeşitli tür olduğu ve de bilimsel ortamda ülkemizde yakalan balık hakkında sizlere bir fikir vermesi amacıyla eklenmiştir. Ve bizim ilgi alanımzı ise elbet Salmo trutta ( Brown trout ) dur. (Kaynak : Salmon, Trout and Charr of the World, Rupert Watson - 1999) SALMO TRUTTA ( BROWN TROUT): Kuşlar uzun mesafelere uçabilir, sinekler rüzgar yardımıyla denizleri aşabilir, pek çok memeli hayvan nehirleri ve dağları aşabilirler. Tüm bu hayvanlar genetik yapılarını koruyarak çok uzak mesafelere yayılabilirler ve çok uzak mesafelere gidiyor olsalar dahi türlerinin bütünlüğünü bozmazlar. Fakat tatlısu balıkları kendi nehir sistemlerine veya göllerine sıkışmışlardır. Ve bu alanlar Kuzey Avrupa'daki atalarının son buzul çağının sonucunda eriyen sularla ulaştıkları alanlardır. Coğrafi izolasyon üreme izolasyonunu da beraberinde getirir. Denize göç etselerde alabalıklar neredeyse herzaman doğdukları akarsuya üreme amaçlı geri dönerler. Böylelikle üreme izolasyonları eve dönüş içgüdüleri sayesinde korunmuş olur. Fakat zaman içinde, aynı sucul ortamda bulunan balık grubunda küçük değişiklikler baş göstermeye başlar ve mevcut çevresine daha iyi uyum sağlamak amacıyla atalarından farklılaşır. Bu sebeple pek çok formda ( dış görünüş ) alabalık oluşumu gerçekleşir. Salmo trutta Avrupa orijinli bir balık olup, İzlanda'dan öteye geçmez. Avrupa kıtasından farklı bir coğrafyaya taşınması çabası ilk kez Ruslar tarafında 19 yüzyılın sonlarına doğru olmuştur. Ama ilk başarı James Youl adında Tazmanya'lı sürü sahibi biri tarafından 1864 yılında sağlanır. İngiltere ile Avustralya arasındaki mesafe düşünüldüğünde zamanının önemli bir başarısıdır. Koloniyalizmin ( sömürgeciliğin ) genişlemesi ile birlikte bu işlem ivme kazanmıştır. Özellikle Avusturalya kıtasındaki yerleşimcilerin yeni ortamlarına adapte olmalarına yardımcı olabilmek amaçlı olarak eski kıtalarından bitki ve hayvanları naklediliyorlardı. Ve buna alabalık da dahildi. Fakat ilk alabalık nakilleri hayal kırıklığı ile sonuçlanmıştır. Avrupa'dan Avustralya'ya yolculuk o zamanlar 3 ay sürmekte ve alabalığı soğuk, oksijenli suyla bu kadar uzun bir süre içinde minimum stress altında taşımak neredeyse imkansız gibiydi. Fakat o dönemde artık balık üreticileri alabalıkları yapay yöntemlerle çoğaltmaya başlamışlardı. Ve göründüğü kadarıyla balıkları Avustralya'ya taşımak ancak bu yolla gerçekleşebilecekti. Alabalık ister doğal, ister yapay bir ortamda olsun, neredeyse her zaman kış başı üremesini gerçekleştirir. Yüksek yaz sıcaklarının yumurtalar üstündeki etkisi o zamanaların tecrübesiz üreticileri tarafından kestirilemiyordu. Fakat deneme yanılma yoluyla bu sorunun da üstesinden gelindi.Alabalık yumurtası 5 C lik sürekli bir ısı altında 90 gün içinde çatlar. Düşük ısılarda bu süre uzar. Böylelikle ısıyı 3 C ye düşürmek yoluyla ithalatçılara Avrupa'dan Tazmanya'daki balık çiftliğine sağ salim yetiştirecek süreyi sağlamış oluyordu. 21 Ocak 1864 yılında Norfolk gemisi Londra'dan buzlara sarılmış 181 kutu somon ve 2.700 alabalık yumurtası ile ayrılır. Gemi Melbourne'ne 84 gün sonra ulaştığında daha hiçbir yumurta çatlamamıştır.İlk yavrular 4 Nisan da çıkar.1866 da 15.000 yumurta daha Avustralya'ya ulaştırılmıştır. Ve böylelikle 1870 lere gelindiğinde tüm Avustralya ve Yeni Zelanda'ya alabalık yayılmış oldu. Bu arada aynı tarihlerde Amerika'dan Gökkuşağı alabalığı da Avustralya kıyısına ulaşır. Soğutma tertibatının gelişmesi ile Alabalık yumurtasının dünyaya dağılımı dönemin İngiltere Krallığından hızlı olmuştur. Ve kısa sürede Afrika kıtasına da yayılmıştır.Bu arada Salmo trutta'ın Amerika kıtasına yayılması da meraklı balık avcıları sayesinde uzun sürmedi. 1883 de Yeni Zelanda gökkuşağı alabalığını Amerika'dan satın alırken, aynı tarihlerde Salmo trutta'da Amerika'nın çeşitli göl ve nehirlerine aşılanıyordu. BESLENME: Bir suyun asiditesi 1 ile 14 arasında yer alan Ph derecesiyle ölçülür ( potansiyel veya hidrojen potenzi ) 7.0 de su neturel olup, yağmur suyu 5.6 dır. Alabalık için en ideal aralık 6.0 ile 9.0 dur. 5.0 in altındaki sular asidiktir. Alkaline sular yer altında fazla yol aldığından içindeki kalsiyum karbonat, sülfat ve nitratları çözmüşlerdir. Böylesi zengin sular sualtı bitkileri için besleyici olup,alabalıkların sevdiği pek çok canlı türünü de barındırırlar. Alabalıklar kurbağalar, küçük böcekler ve sinekler, diğer balıklar ile çevrelerinde yer alan her tür canlı ile beslenebilmektedirler. Bu özelliklerinden dolayı gittikleri, aşılandıkları tüm yabancı sulara alışmak ve yaşamlarını idame etmekte güçlük çekmemişlerdir. Daha önce bulundukları sulardaki beslenme alışkanlıklarını oluşturan yiyeceklerden farklı olarak ister Güney Amerika'daki And dağları'nın vadilerinde, ister Afrika'nın yükseltilerinde olsunlar, yaşamlarını mevcut bulundukları suları çevreleyen farklı yiyeceklere adapte olmaları uzun sürmemektedir. Genetik olarak programlandıklarından dolayımıdır veya sadece yeterince büyüdüklerindenmidir bilinmez, alabalık ortalama 35 cm. lik boya ulaştıklarında beslenme alışkanlıklarını değiştirir ve sadece balık ile beslenirler.İri bir avcı balık için yüzlerce böcek veya sinek yakalayıp bunu enerji ve balık etine dönüştürmek yerine, aynı getiriyi başka bir balık yakalamak yoluyla da temin edebileceği farkını anlamasıyla ortaya çıkar.Avlanma tekniğindeki değişim ilk kez bir balık etinin tadına vardığında tetiklenir. En ideal avları kendi boylarının 1/3 ü oranında olup, yeni beslenme rejimleri neticesinde boyları ilk 1 yıl içinde ikiye katlar. ALABALIK AŞILANMASI VE TİCARİ ÜRETİMİ: İnsan eliyle aşılanması yoluyla alabalık tüm dünyada çok büyük bir coğrafyaya yayılmıştır. Ama bu aşılar tüm sularda ticari ve olta balıkçılığını geliştirmek dışında yerel balıklar üzerindeki etkileri göz ardı edilebilmiştir.Örneğin Avrupa kıtasından getirilen Brown trout ile Amerika'nın yerel alabalığı olana Brook charr aynı suya aşılandığında, paralel beslenme rejimi ve yakın bir tür olması itibariyle her ikisinin de aynı sularda uyumlu yaşamaları çok küçük bir ihtimaldi. Böylesi benzerlik arz eden iki türden hangisinin üstün geleceği ise aralarındaki küçük farkların yaşamlarına yaratacağı etkiye bağlıydı. Brook charr Brown trout'a göre daha derin ve durgun sularda beslenmeye meyillidir, ama yüzeye yakındır. Daha az çekingen ve daha geniş beslenme alışkanlığından dolayı yakalanmalarını da kolaylaştırmıştır. Bunun dışında Brook charr daha hızlı büyür ama daha kısa yaşar. Şayet 2 yıl üstüste üremez ise, populasyon üstündeki etkisi olumsuz olacaktır. Bu duruma birde Avrupa kıtasından bakıldığında ise Gökkuşağı alabalığı ile Brown trout'un olduğu sularda Gökkuşağı üstünlüğü sözkonusudur.Gökkuşağı alabalığının bahar başındaki yumurtlama dönemi ile Brown trout'un kış sonu daha erken yumurtlaması ve dolayısıyla daha erken yavruların ortaya çıkması bir dezavantaj teşkil etmektedir fakat, burada Gökkuşağı alabalığını diğer yerel alabalıklara baskın çıkmasındaki en önemli sebep anaç gökkuşaklarının küçük kalan yerel balıkları dışlayabilmesindendir. Bugün İngiltere'nin ufak derelerinde doğal bir alabalık yakalamak büyük bir şans ve tebrik vesilesidir.Sözkonusu durum bizim sularımızda da geçerlidir. Alabalık çiftliği kurulan bir suda bir kaç yıl içinde yerel alabalık bulmak hayal olmuştur. Ama durumu dramatik yapan ise ülkemiz suları kıta Avrupa'sının son yüzyıldaki aşılamala yaklaşımından sosyo-politik sebeplerden dolayı soyutlayabilmiş ve saf kültürü devam ettirebilmişken, kendi devletimizin kuruluşları yoluyla aşılama ve ayrıca ticari balıkçılık gayeleriyle son on yılda dere ve göllerimiz yabancı kültür alabalıklarıyla dolmuş ve pek çok çeşitli yerel alabalığımızı yok etmiştir. İlk kez yumurtadan balık üretilmesi 1852 yılında Fransa'daki Huningue Kasabasında gerçekleşmiş, yapay yolla alabalık üretmeyi başaranlar ise İngiliz'ler olmuştur. Sanayi devrimi neticesinde ticari sebeplerle tüketilmiş dere ve göllerin yeniden balıklarla stoklanma ihtiyacı baş göstermiş ve bu yolla elde edilen kazançlar balık üretiminde harcanmıştır.İlk ticari balık çiftliği ise 1853 yılında İngiltere'de açılmıştı ve somon balığı üretiyordu. Şimdi İngiltere'de 200 e yakın alabalık çiftliği mevcuttur. Kaynak : Salmon,Trout and Charr of the World, Rupert Watson – 1999 Çeviri ve Derleme: Burak KALAÇ www.rastgele.org sitesinden alıntıdır ( yazarının izni ile ) |
|
|
|
|
|
|
#2 |
|
AVCILIK VE ALABALIK ÜSTÜNE
Çeşitli renkli, alacalı açık kestane olarak tarif edilir ala kelimesinin anlamı.Karışık renkli, açık kahverengi balık.Bilimsel adı Salmo trutta, ama bizdeki formun tam karşılığı coğrafi ayrımdan da yola çıkarak Avrupa alabalığı olarak da geçen Kahverengi Ala (Brown Trout). Sportif balık avcılığının en gözde balığı. Tüm dünyada milyonlarca insanı büyülemiş, hayran bırakmış bir tür. Pekiyi nedir bu balığın avını diğer avlardan farklı kılan? Nedir bizleri peşinden karlı dağlarda bu balığı kovalamamıza sebep olan? Kendimi bu balığa kaptırdığımı hissetiğimden beri aklımda bu soru cümlesi önemli bir yer kaplamıştı. Ben kendimce bu soruya kişisel bir karşılık bulmuş gibiyim ama daha derinlerde akan kimi daha köklü duyguların tanımına tercüman olmak, insanın ancak zaman içinde iç dünyasına yaptığı yolculuklardan edindiği tecrübelerden de geçiyor sanırım. Ve bu derin yolculuklara her çıkışınızda elinizde sanki daha fazla soruyla tekrar yüzeye çıkıyor gibisinizdir. Dünya'ya gelmiş olmayı gerçekleşmiş bir olasılık olmaktan öteye götürmenin gerekliliği ve bana tanınmış belirsiz nefeslik sürede cismimi "anlamlandırılacak varlık" olarak algılamam uzun bir zamanımı aldı. Bugün belirli bir yaşa ulaşmış olarak yaptığım bilinçdeki seçimlerimin "ben"i ifade ettiğini daha derinden kavramış olmam kendimi keşfim yolunda bana büyük haz vermektedir. Bu seçimlerimden en keyiflendiğim ise Alabalık avcılığımdır.Sanırım pek çoklarımız gibi. Bu seçimlerimin temelini teşkil eden olguları sorguladığımda avcılık ve alabalığın bencesinden şunlar çıkmaktadır; "Avcılık eylemi" süreçlerle ayrılır; av öncesi, av esnası ve sonrası olarak. Öncesi ve sonrası sosyal paylaşım yaratılabilinirken av esnası kişiye özeldir. Avı ile karşılaşan modern avcının o anki ruhsal yapısı sanki bu safhada binlerce yıl önceki insanoğlunun evrimleşmemiş genetik kodlamasının yıllar sonraki dışa vurumu gibidir; yabanileşir. Av o esnada herhangi bir hayvandan öte duygular beselenen bir varlıktır; gizlice buluşulan bir sevgili misali. Tüm ruhsal ve bedensel mücadele, sevgiliye belirli bir gizlilik ortamında ulaşma gayesiyle çekilmiş gibidir. Avcı avına yaklaştığında mevcut fiziksel ve ruhsal formundan sıyrılıp sevgilinin bedenine teneffüs etme gayreti güder. Aslında avcının avına ulaşma başarısı da ne kadar teneffüs ettiği ile orantılıdır. Bu öylesine bir durumdur ki avcının av esnasında esen bir meltem üst yüzgeçlerini yalayıp geçer veya avcı ciğerlerinde su solumaktadır. Ve neticede her avcı sevgiliye karşı bencildir. Bu bencillik sevgilinin paylaşılamaz olduğundandır. Av esnası, av ile avcının ruhsal bir ayini olup, doğa sahnesindeki o iki oyuncuya özeldir. Ve bu ayinin sonunda avın kanının akıtılmaması ise insanoğlunun en temel dürtülerinin bile terbiye edildiğinin bir göstergesi gibidir. Av ile avcının ilişkisiyle birlikte odaklanılan bir balık vardır; Alabalık. Pekiyi buna sebep nedir? Acaba seçicilik sergilediğimiz av hayvanının fizyolojik veya karakteristik özelliklerine mi özenilir, kendimizden bir parça mı buluruz? Nedir kimisini sedece Sazan, kimisini Turna veya Alabalık avlamaya iten? Alabalığın mukavemeti, akıntıya karşı duruşu, yaşam akışına karşı duruşumuzu mu simgeler? Zirvelerden doğan billur gibi tertemiz sularda süzülürcesine yüzen bu balığı ulaşma eğilimimiz acaba içinde yaşadığımız çarpık ve bozulmuş modern dünyaya, tek dişi kalmış medeniyet çarkına karşı duruşumuzun içgüdüsel dışavurumu mudur? Belki de. Ama şu bir gerçek ki alabalık farklıdır. İnsanların bu güzel yaratığa yaklaşımı da bu durumu belirginleştirmiştir; Kutsal kitaplarda cennet tasvirinde sedece alabalık zirkedilir, Franz Schubert "alabalık" isimli bir kentet yazmıştır ve şair Yaşar MİRAÇ’ın da şiirinde dediği gibi hamsiyle eşdeğer tatlısu balıkları içinde birtek alabalık dereden akraba olarak betimlenir. Özetle Karadeniz'de de söylendiği gibi "yakışıklı balıktır" vesselam. Her balıkçıya bir gün bir alabalığın rast gelebilmesi dileğiyle. Burak KALAÇ (20.06.2006) |
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
Konuyla ilgili bir başka link daha, okumanızı tavsiye ederim.
http://www.rastgele.org/index.php?mod=yazi&id=22 |
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Sayın Burak Kalaç beyin çok güzel bir makalesi bir çok arkadaşımızın faydalanacağını ve fikirlerden istifade edeceğine inanıyorum paylaşımınız için teşekkürler
Konu Sefa AYKENAR tarafından (06.03.10 Saat 16:28 ) değiştirilmiştir. |
|
|
|
|
|
|
#5 |
|
tuncay bey, özellikle ling,de vermiş olduğunuz kareler ve makaleler çok güzel,di,
ve canan ersal hanımın makalesi dikkatimi çekti, hiç bir meshep, din, ırk, ve siyasi görüş gözetmeksizin, bizi bir birimize bağlayan dostluk,ta bu olsa gerek, keşke her zaman gerek komşulukta gerek iş ortamında kısaca yaşam felsefemizde bu görüşü benimseye bilsek, bu güzel paylaşımın için tşk. |
|
|
|
|
|
|
#6 | |
|
Alıntı:
|
||
|
|
|
|
|
#7 |
|
üstadım emeğinize sağlık bu bilgileri bizimle paylaşıyosunuz
|
|
|
|
|
|
|
#8 |
|
Tuncay Abi;
Verdiğin bilgiler gerçekten çok açık ve değerli bilgiler.. Forumdaki arkadaşların istifade edebileceği bir kaynak.. Bu şekilde güzel paylaşımlarının devam etmesi dileğiyle.. Ellerine sağlık... |
|
|
|
|
|
|
#9 |
|
DOĞAL ALABALIK ÇALIŞTAYI: Sürdürülebilir Yetiştiricilik, Koruma Ve Balıklandırma, 22-
Ben nakletmeye devam ediyorum siz de lütfen okumaya devam ediniz.
Geçen yıl Tarbzonda bir çalıştay düzenlenmiş ve adına DOĞAL ALABALIK ÇALIŞTAYI: Sürdürülebilir Yetiştiricilik, Koruma Ve Balıklandırma, 22-23 Ekim 2009, Trabzon denmişti. Önceki konularda da naklettiğim gibi Rastgele-der den Burak KALAÇ dostumuz katılmıştı bu çalıştaya. Çalıştay sunuları nihayet yayınlandı. Amatör balıkçılık ve doğal kaynaklarımız adına neler yapılabilir konusunda bu sunuları okuduktan sonra daha fazla fikir sahibi olacaksınız. Linki aşağıda... http://www.akuademi.net/ca/?ALABALIK.2009:Sunumlar |
|
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |